11 Aralık 2016

Bayramda Londra’da olmak

Haber İçi Üst

Öncelikle herkese iyi bayramlar.
Bu bayramı Londra’da geçiriyorum.
Aslında Londra’da olma nedenim bayramı Londra’da geçirmek değil.
Burada olma nedenim oğlumun mezuniyet törenine katılmak.
Dolayısıyla bu bayram bizim için deyim yerindeyse “çifte bayram”.
Oğlum Mert dün diplomasını aldı. Bugün ise ailece bayramı kutlayacağız.
Bu da bizi fazlası ile mutlu ediyor.
Londra bize her zaman için hem çok uzak, hem de çok yakın olmuştur.
Konum itibarıyla mesafe olarak uzak olan Londra’da, hepimizin mutlaka bir yakını vardır.
Yıllar öncesinde gerçekleşen büyük göçlerin sonrasında, şimdilerde ise birçok ailenin çocuğu İngiltere’de eğitim gördüğü için buraya ilgi artarak devam etmektedir.

Aslında oğlum Mert ile daha dün gibi birlikte gelmiştik “Imperial College”e kayıt yaptırması için…
Imperial College’in karşısındaki yurda yerleştikten sonra yanından ayrılırken yüzüne bir şey söyleyememiştim ama duygularım karmakarışıktı.
Daha bir süre önce Lefkoşa’da onu elinden tutarak SOS Anaokulu’na götürdüğümüzde üniversiteye kadar geçecek çok uzun bir zaman dilimi vardı önümüzde.
Hiç geçmeyeceğini düşünüyorduk doğrusu…
Ama zaman su gibi akıp gitti.
Bir baktık önce ilkokul kapısından girdi içeri…
Ardından Kolej Sınavları geldi.
Bir sabah Mert “Ben İngiliz Okulu’nun sınavlarına girmek istiyorum” diye tutturdu.
Okul Güney Kıbrıs’taydı…
Eşim ilk buna itiraz etti.
Ama biz değil miydik daha ana sınıfta Mert’e nereye gitmek istediğini soran ve onun tercihlerine saygı gösteren.
Bu kez de öyle yaptık.
Birileri “Çocuğun aklına mı uyacaksınız, bırakın burada okusun” dedi demesine ama hayat onun hayatıydı ve tercihi de doğruydu.
O doğru tercih ona hem Amerika’da hem de İngiltere’nin en önemli okullarından biri olan Imperial College’in kapılarını açtı. O tercihini Imperial’dan yana kullandı.
4 yıllık Mühendislik eğitimini “master” derecesi ile birlikte tamamladı Mert.
Şimdilerde Bristol’da çalışıyor.
Ve dün mezuniyetinin formalitelerini tamamladı okulunda…
Cüppesini giydi ve diploma törenine katıldı.
Herkes için güzel olmasını dilediğim bu bayram gününde, böyle güzellikleri herkesin yaşamasını dilerim.
Darısı hem küçük oğlum Berk’in, hem de diğer gençlerin başına…
Neyse bugün bayram…
Ve biz ailecek bu bayram ilk kez ailenin geri kalanı ile birlikte Londra’dayız…
Babamın beş kardeşi vardı Londra’da… Bugün geriye sadece bir amcam kaldı.
Gerisi sizlere ömür…
Onlar zamanında Londra’ya kendi tercihleri sonucu gelmemişlerdi.
Şartlar onları zorlamıştı.
Bu insanlar ekmek parası kazanabilme adına 1950-60’lı yıllarda vapurlarla İngiltere’ye yol aldırlar.
Ekmeklerini kazandılar, düzenlerini kurdular ama Kıbrıs’ı akıllarından hiç çıkarmadılar.
“Gün gele bir gün döneceğiz” hayali onları ayakta tuttu.
Ama birçoğu için o gün hiç gelmedi.
Dönemeden gurbet elde yaşamlarına nokta koydular.
Bugün bayram ya, ben ilk kez amcamın bayramını da kutlayacağım.
Tabii ki buradaki yengelerimle, yeğenlerimin de…
Elbette ki Londra’da gün normal bir gün olacak.
Bayram ise sadece bizler için…
Lefkoşa’dan gelen haberleri binlerce kilometre uzakta olsam da teknolojinin yarattığı olanaklar sayesinde yakından izliyorum.
UBP kurultayı sonrasındaki tartışmalar bitmedi devam ediyor ama öte tarafta Başkent Lefkoşa çöp ve pisliğe teslim olmuş vaziyette.
Nedense ülkenin bu noktaya getirilmesinin baş aktörleri de siyasette yine sahne almaya devam edebiliyorlar.
Bunda da bir sakınca görmüyorlar.
Hem yıllarca ülkeyi yöneteceksin, hem de yaşananlardan senin hiç sorumluluğun olmayacak!

Olacak iş değil…
Ama oluyor işte…
Bu böyle olduğu için de 1950-60’lı yıllarda o günkü yokluk ve yoksulluk koşullarının dayattığı göç, bugün de bir şekilde beyin göçü olarak devam ediyor.
Yetişen genç beyinler bu ülkede gelecek göremedikleri ve onlar için gelecek yaratılamadığı için göç ediyorlar bugün de…

Ama ülkeyi yönetme kavgasında olanların gündemi farklı…
Farklı olunca da olmuyor.
Gidenlere yenileri ekleniyor…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil