10 Aralık 2016

BAYKUŞ VE ANKETÇİ

Haber İçi Üst

İllet bir nezle ve grip peşimi bırakmadı bir aydır.

İskoçya’ya gitmeden önce peydahlanmaya yeltendi.
Milletvekili adayı olan doktorumu aradım “Eğer benden bir tik almayı umut ediyorsan beni derhal iyileştir yoksa İskoçya’nın soğuğu ile grip birleşirse geri dönmeyebilir, seçimlerde oy kullanmayabilirim” dedim.
Doktor güldü tabii ki.
İlk kez kullanacağım ilaçlar önerdi. Kaderde tansiyon da var ya, tansiyon ilaçlarımı da artırmamı önerdi.
Nedense grip ilaçları tansiyon yükseltiyor. Gripten erken zamanda kurtulacağım diye tansiyondan gitme tehlikesi ortaya çıkıyor. Ve bendeniz uzun süre sümüklü, aksırıklı-tıksırılıklı gezmek zorunda kalıyorum.
Neyse, doktorun ilaçları işe yaradı. İskoçya’dayken turp gibi ortalıkta gezindim. Geceleri neredeyse birkaç dereceye düşen soğuktan etkilenmedim.
Alçak grip döner dönmez intikamını aldı. Bir başladı pir başladı. Ne ilaç fayda etti ne dinlenme.
Hani derler ya grip-nezle gibi hastalıklar “ilaçla 7 günde ilaçsız bir haftada geçer” diye. Yalanmış. 1 aydır perişan oldum ne geçti ne etti.
Tabii yaz günü grip olmanın olağan şüphelileri arasında birinci sırada klimalar sayılıyor.
Oldum olası nefret ederim klimalardan.
Sıcakların azdığı anlardan “Allah razı olsun bu klimayı icat edenden” diye mırıldanıyorum ama yine de bir türlü başım hoş olmadı.
Özellikle de geceleri. Camları açıyorsunuz, vıcık vıcık bir sıcak ile sivrisinek saldırısı başlıyor. Lefkoşa’nın serini dedikleri şey bile fayda etmiyor.
Camları kapatıp klimayı açıyorsunuz beş beter bir duygu.
Her iki durumu da reddettim ve kendimi dama attım. Yorgan döşek damda uyumayı denedim birkaç gün.
Ne mümkün.
Önce hoşuma gitti. Köy nostaljisi başladı. Hani köyümüzde damda yatırdık, gecenin buğusu üzerimize düşerdi, yıldızları sayardık berrak gökyüzünde ve yıldızları sayaraktan renkli rüyalara dalardık ya.
Birinci gece garip bir kuş kondu korkulukların demirine. Baktım yarasaya benziyor ama bildiğim kadarıyla yarasalar bir şeyin üzerinde tünemezler geceleyin. Baykuş olabilir diye düşündüm, ürperdim. Bizim buralarda baykuştan niye ürperir insanlar bilmiyorum. Çocukluğumuzdan kalan öğretilmiş bir durum. Her baykuş öttüğünde rahmetli nenem “kış kış uğursuz baykuş, git başka yerde öt” deyip dururdu.
Gelip yakınımıza konup da ötmemesini de pek iyi saymazlardı. Kötü haber olarak görürlerdi. Benimki de muhtemelen baykuştu. Ve gece boyunca ötmeyip orada öyle tünedi.
Hastalığımın uzun süreceğinin kehaneti olarak saydım bu durumu.
Dedim ya beton binalar içine tıkılı bir yaşama alıştırıldık, klima altında keyif çatmaya.
Benim damda yatma maceram 4 gece sürdü. Sonunda klimaya iltica etmek zorunda kaldım.
Bu ilticanın nedenlerinden biri de baykuş olabilir tabii ki.
Niye gidip fare, böcek haşarat avlamayı bırakıp da 4 gece bana eşlik etti anlayamadım doğrusu.

      ***

Neyse, bir aylık perişanlıktan sonra gribin belini büktüm galiba.
Burnumu tıkayan akıntı durdu, sesim normale döndü gibi.
Tekrar memleketin gündemine konsantre olmaya başladım.
Partiler hızlanmaya başladılar. Günün her saatinde seçim konuşmaları dinlemek mümkün.
Kim kazanacak, kim kaybedecek iddialaşmaları başladı madem demek ki seçimler de başladı.
Kimin kazanacağını kimin kaybedeceğini bilmiyorum.
Herkes gibi ben de kendimce yorumlar yapıyorum. Ne oranda doğru çıkacağını 28 Temmuz gecesi göreceğiz.
Ama bu seçimin kaybedeni var hem de şimdiden.
Bilmem dikkatinizi çekti mi geçmişte her partiye göre sonuç çıkaran ve seçimi speküle eden anketçiyi konuşmuyoruz bu seçimlerde.
Gündemimizde dahi değil.
Bence en hayırlı sonuç budur. Kıbrıs Türkü’nün iradesi adına…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil