04 Aralık 2016

“Başkasını gittik alalım ama onun yerine Süreyya’yı aldık”

“Başkasını gittik alalım ama onun yerine Süreyya’yı aldık”
Haber İçi Üst

Yüzlerinde yılların verdiği yorgunluğu anlatan kırışıklıklara rağmen çevreye dağıttıkları gülücüklerle hepimizin sevgisini kazanan bu çiftimiz, koca bir ömrü sevgiyle saygıyla bugüne kadar paylaşmış… Bizlerde onlara nice mutlu yıllar diliyoruz ve mübarek ellerinden öpüyoruz… Eski yaşamdan savaş yıllarına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içeren bir yastıkta 50 yıl’ı bugün saat 13.30’da Kanal T ekranlarında izleye bilirsiniz…
Ali Atamer: Şarkılara da konu olan Leymosun’u bilinmeyen yönleriyle anlatır mısınız?
M.H.:
Aslen Leymosun doğumluyum. Babam Gaziveranlı. 1934’te doğdum. Bu Leymosu’nun Türkçesidir ki derik. “Lemosa” Rumlar der. “Limasol”da İngilizler söyler. Limasol Kıbrıs’ın en eyi yeriydi. Biz merkezdeydik. Denizi, içkisi, insanları çok eyiydi. Limanlarımız vardı. Türklerin çoğunluğu Urumlarınan beraber limanda çalışırdı. Ziya rızkı vardı iş bulma dairesinin müdürüydü. Bütün Türkleri gollardı. Benim bütün hayatım denizde geçti. Maunalarınan giderdik öğünmüş harnıp yükledirdik da gelirdik. Deniz panayırı olurdu. Rumlarınan garışık yapardık. “74” fasariyaları başlayıncaya gadar biz urumlarınan eyiydik ve beraber limanda çalışırdık. Ne gavga ne galaba. Mustafa var Polemityalı bir da Ertuğrul şahin beyin sineması vardı ora giderdik.
S.H.: Ermiyanın da vardı sineması hatırlaman be herif. Ben Ayriniliyim (Akdeniz). 1940 doğumluyum. 16 yaşıma gadar Ayrini’de geçti hayatım. Ben çocuklara bakardım evladım. Hem fasulyacık gordum da gaynadırdım da gelir basdırırdım. Yoğururdum ekmeği girerdi da gelir salardı furuna anneciğim. Böyleydi hayat. 5-10 günde bir yoğururduk. “Tabaca” vardı merteklerde asılı dururdu. Onu doldururduk bitinca da tekrar yoğururduk. köyden çıkmazdık hiç.
Ali Atamer: Süreyya neneciğim bildiğim kadarıyla eskiden o bölgede Mirti (Çamlıbel) panayırı olurdu.
S.H.
: Ha bak oralara giderdik. Oğlacık beslerdik ve gider satardık oğlacıkları anneminan. Mirti panayırında herşey vardı. Hatta sadrazam dedem orda öldü. Sadrazam köyünü guran adamdır bizim dedemiz. Hellim yapardık, harnıp pekmezi çıkarırdık gazanlarınan. 4 teneke pekmez çıkarırdık ailece gullanırdık. karpuzu meşhurdu köyümüzün.
Ali Atamer: Mehmet dedemin anlattığına göre Leymosun’da Türk-Rum kavgası yoktu belli bir süre. Sizin bu taraflarda nasıldı ilişkiler?
S.H.:
Biz hep garışığıdık. Harp olana gadar bişey olmadı aramızda. Gomşuluk ilişkileri vardı. Orak biçerdik, harnıp, zeytin toplardık beraber. “Galimera” derdim gendilerine sabahları. Onlarında davarı vardı ve her şeyi yapardılar.
M.H.: Bizden görerek yaparlardı.
Ali Atamer: 57 yıllık evliliğin temellerinin atılmasına kim vesile oldu?
M.H.:
Birbirimizi tanımazdık. Biz gezmeye geldiydik Ayrini’ye. Gittik bunlara misafirliğe.
S.H.: Ben da geldim harnıpdan yıkandım da dururum kapıda. Bu gördü beni . Ondan sonra demiş annesi “bak gızcağazları beğendin.” Yok demiş bu “ben o gen ablanın gızını isterim.”
M.H.: Başkasını gittik alalım ama onun yerine Süreyya’yı aldık.
Ali Atamer: Süreyya neneciğim demek ki Mehmet dedemiz seni beğendiği için seninle evlenmek istedi…
S.H.: Ne bileyim be çocuklar. Ama diğeri gız da güzeldi ki geldiler görsünler. Beni gördü beni beğendi. Kısmet.
Ali Atamer: Peki bu yaşananlardan sonra nasıl ilerledi bu sevgi?
S.H.:
İş ciddiye bininca bütün ailem gitti Leymosun’a sorsunlar gendini bakayım nasıl biridir bu Mehmet. Sordular Mehmet’i ama beni dayım istemezdi versin. Ama babam verdi. Hade ondan sonra gavgalar şamatalar başladı.
Ali Atamer: Demek ki bir kız evleneceğinde bütün aile fertleri karar verirdi…
S.H.:
Eskiden öyleydi. Gavgalardan sonra yüzükleri dakdık. Mehmet çok gezerdi birazda huvarda olduğu için istemezdi gendini dayım.
M.H.: Arabamınan gezerdim. Dedikleri gadar huvarda değildim. Bazı şeyler gençlikte olur.
S.H.: İşin aslı dedeniz başkasıynan nikahlıydı. Ve nikahlısı o gadar bir severdi dedenizi bir kere Lefkoşa da gördüm gendini ve gözleri galdı Memedin üstünde. Sarıldı bana gız ve dedi ki “iyi ki sen aldın Memedi içim rahattır”. Çok güzel bir gızdı ve rahmetli olana gadar bile severdi Memedi. Hiç da kıskanmadım. Hatta be Ali dedeniz esir düştüğünde gucağı para dolu getirdi gendine parasız galmasın diye ama almadı bu. Ha eğer gocam da onu sevsaydı ben da Mehmet’i bırakacaydım.
Ali Atamer: Sizin nikahınız ne zaman kıyıldı?
S.H.: Bir nikahım Ayrini’de, bir cümbüş da Leymosun’da oldu. Düğün da aynı şekilde her iki köyde oldu. Nikahta pembe geydik. Mavi, siyah ve beyaz gelinlikler geydim. Siyah gelinliğimi pazartesi paça derlerdi onda geyerlerdi. Modern nikah gıydık.
M.H.: Muhtar gıydı bize nikahı. “55”te gıydık nikahı.
S.H.: Lefkoşa’dan geldilerdi gelin ettilerdi beni. Çalgı çalardı Mehmetaliler ve Altı parmaklar. Döplekci Meryem aba vardı. Def çalarlardı. Yeme içme da oldu. Pastiş da ağırladık. Leymosun’daysa gelin onaracısı Havva Hanım’dı.
Ali Atamer: Düğünde yapılan eğlenceleri uygulanan adetleri anlatır mısınız?
S.H.
: Şimdi bak bura be Ali. Nikahtan 11 ay sonra düğün yaptık. Bizim düğünümüz oldu köyde. Aldılar gittiler Leymosun’a. Onda da tebrik yaptık gaynanamın evin önünde. Ayrini’de 3 gün ettik düğün. Ertesi gün paça olurdu. Yani misafir gabul ederdin. Evini eşyanı görürdü herkes. Gelir çalgılar başlar. Kına gecesi olurdu. Yorgan gaplanırdı. 3 defa köyü dönerdin. Ondan sonra bir gelenek vardı gelin saklanırdı da güveyi gelir bulurdu seni. Ben da gittim samanlığa saklandım. Hepeyi aradı beni bu dedeniz. Bulunca da götürdü beni annemin evine. Eski adetler daha zordu.
M.H.: Leymosun’da sinema da gelin güveyi olduk.
S.H.: Sevdiği gadını aldı giderdi nesten işte sevindiydi Mehmet.
Ali Atamer: Nikahlılık evrelerinde birlikte neler paylaşırdınız?
M.H.
: Kortina arabacığımz vardı bindirirdim Süreyya’yı gezerdik. 11 ay galdık zaten nikahlı. Maç nerde varsa giderdik beraber. Türk ocağının nerde maçı varsa ora giderdik. Eski futbol yok tabi. Eski futbolculardan galmadı tabii Minciler, Ayhan Nazımlar, Topel vardı. İzlerdik onları.
S.H.: Severdi Mehmet dayın maçı biz da peşinden giderdik.
Ali Atamer: Sizin için hayat mücadelesi Leymosun’da başladı sayılır. Özellikle bir kadın için yaşamın getirdiği zorluklar neydi?
S.H.: Çok zordu. Çocuklara bakacan, bekleycen gelsin gocan eve. Çamaşırı, bulaşığı yıkacaydın. Bir taraftan ütüyü kömürünan yapardın. Suyu dışardan alırdık. İsliminan bişirirdin yemekleri eskiden. Hepsini gadın yapardı.
Ali Atamer: Mehmet dedeciğim Kıbrıslıların yaşam mücadelesinde “55”ten “74”e kadar geçen süreç önemli bir yer tutar. Hatta senin bir dönem esir düştüğünü öğrendik. Paylaşır mısın?
M.H.: Bizi “74” Harbi’nde hastanede toplandık. Dışarıda silahlar atılır. Babam bu esnada şehit olur. Ondan sonra alırlar bizi açık arabaların içine öküzleri gor gibi atarlar ve götürürler bizi top sahasına. Bütün Ada’dan Türkler vardır o sahanın içinde. Hazır 15 gün galdık orda. Bir gece arkadaşın bir tanesi bunalıma girer ve dağ başını duman almış marşını söyleyerek sahanın içinde koşmaya başlar. Adı Hasan Cafer’di. Rum bunu görünca ayağından vurur ve landırovere gorlar. Arabanın içinde giderkan Hasan Cafer şehit olur. Daha sonra bizi iki büyük okula gorlar. Verdikleri bataniyaların üstünde yatırdık. Geceleri lenger verirlerdi bize ihtiyacımızı giderelim diye. 3 ay galdık o kampta.
S.H.: Haftada 2 kere yemek bişirirdik da götürürdük genlere. 3 ay görmedik gendilerini. Giderdik tellere da bırakmazdı Rumlar.
Ali Atamer: Sizler örf idare dönemini de yaşadınız değil mi?
M.H.
: Bizim ev mevziydi. Kıbrıslı mücahitlerin evlerinde mevzi vardı ve olduğumuz yeri beklerdik. Başka şansımız yoktu başka yere yapalım mevzileri. Tomson ve bren silahlarımız vardı. Ne silahlarınan savunduk memleketi. Bizde bir bren silahı vardı. O bren mevzi mevzi dolaşırdı. Rumlarda zannederdi ki her mevzide bren vardı.
S.H.: “74”e gadar çektik oğlum.
M.H.: Barikatlar vardı. Limana gidemezdik. Bazan giderdik işlemeye da Rum bir mahana çıkarırdı galırdık dışarda geri dönerdik. Silah geleceğinde Rumlar bizi limana gomazlardı. Bize da arabalarınan gelirdi silahlar. Ama nasıl gelirdi bilmezdim. Bir gün Limasol’da kalktım işe gideyim. Bir gomşuyu gördüm önümde vurdular. Biz İngiliz döneminde da örf idareyi gördük.
Ali Atamer: Film şeridi gibi geçen 57 yılı okuyucularımızla paylaştığınız ve sözlü tarihimize katkı koyduğunuz için içten teşekkürler.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam