05 Aralık 2016

BAŞBAKAN’DAN ÖZÜR VE ALİ BİZDEN VAKASI

Haber İçi Üst

Başbakan Sayın Sibel Siber’den özür dileyerek başlamak gerekir yazıya.

Aleni yani açıktan ve doğrudan bir özür.
Meslek hayatımda ilk defa mahcup olacağım bir fotoğrafın girmesine izin verdim gazeteye.
Fotoğrafı seçerken, ki seçenler arasında ben de vardım, nutkum tutuldu, dimağım devreye girmedi ve “olur” verdim.
Sonra sabahın erken saatlerinde gazetenin birinci sayfasında görünce beynimden vurulmuşa döndüm.
Zaten beynimden vurulmama gibi bir şansım da yoktu. Çünkü daha ben gazeteye göz gezdirmeyi bitirmeden okuyucuların SMS ve telefon salvoları başlamıştı.
Bu salvolar karşısında durmak mümkün değildi.
Efendim benim yüzümü kızartan olay şöyle meydana geldi; cuma günü Başbakan Sibel Siber bize konuk olacaktı.
Önce Radyo Havadis’te Hüseyin Ekmekçi’nin hazırladığı Gün Ortası programında açıklamalar yapacak, sonra da bir üst kattaki gazetede bizim meşhur kuru fasulye soframızda yazar arkadaşlarla sohbet edecekti.
Tam da planladığımız gibi oldu.
Radyo programını bitirdi, bir üst kattaki gazeteye çıktı.
Her şeyi en ince detaylarıyla planlayan bendeniz işte o noktada kontrolü kaybettim.
Bizim gazetede Sibel Hanım’ın ne kadar çok seveni varmış.
Personel elini sıkmak ve sohbet etmek için adeta hücum etti. Neredeyse tümünün ya kendisine ya da çocuğuna şifa da dağıtmış. Politik sohbetlerle sağlık sohbetleri iç içe girdi. Ve bu şekilde benim odaya ulaştık.
Odanın içinde herkes oturmuş, bazı arkadaşlar oturacak yer bulamamış ve ayakta kalmışlardı. Ben de içgüdüsel olarak masama yöneldim.
Zaten ne olduysa beni yanıltan içgüdümden oldu.
Bu arada fotoğraflar çekildi ve biz de yemek masasına geçtik.
Geçmişte kuru fasulye masasında yayınladığımız fotoğrafları bazı okuyucular eleştirmişti. Bu kez öyle yapmayalım dedik. Ama daha kötü bir yanlış yaptık.
Başbakan’a tepeden bakan bir Genel Yayın Yönetmeni imajı çizdik.
Bundan dolayı Başbakan’dan aleni ve doğrudan özür diliyorum.

***

Gelelim Ali Bizden vakasına.
Radyo Havadis’in sıra dışı ve beğenilen program yapımcısı, Havadis Gazetesi’nin çiçeği burnunda yazarı Ali Bizden dünkü yazısında bu durumu eleştirdi ve “Başaran Düzgün niye böyle yaptı” diye sordu.
Eğer yazısına “bu son yazım olabilir” şeklinde bir cümle eklemeseydi, yoğun eleştiri kapsamında değerlendirebilirdim. “Zaten herkes eleştirmiş, Ali Bizden de eleştirdi” der geçerdim.
Da bu “son yazı” sendromunu anlamadım.
Kişilere hakaret, kasıtlı uğraşma ve çıkar doğrultusunda yazmama kuralını başarıyla uygulayan, her türlü fikir önünde saygıyla eğilen ve bunun Havadis’te yer alması için olağanüstü performans sergileyen ben “son yazı” noktasında irite oldum.
Sevgili Ali Bizden, Havadis’in Genel Yayın Yönetmeni her türlü eleştiriye açıktır. Bunun da yapılmasını bilakis talep eder. Senin de vurguladığın gibi her Allah’ın günü her şeyi ve herkesi eleştirme hakkını kendinde gören bizlerin eleştiriden rahatsız olması en basit deyim ile megalomaniden başka bir şey olamaz.
Dolayısı ile benim üzerimden gerçekleri yazdığı için kovuşan “mağdur yazar” çıkmaz.
Bugüne kadar böyle bir şey olmadı. Olmaması için de her akşam kendi kendime dua ediyorum:-) Tabii senin için de. Radyo programlarında ses olarak dinleyiciye ulaşan, gazete yazılarında harf olarak şekillenen “güler yüzlü demokrat” denemenin başarılı olmasını ve uzun yıllar sürmesini temenni ediyorum.
Bizim ihtiyacımız olan güler yüzler, hakarete kaçmayan mizah ve herkesi kucaklayacak şekilde demokrat olmaktır.
Bunu sende görüm. Gördüğüm için de her gece dua ediyorum.
Bütün dualarım seninle Sevgili Ali Bizden:-)

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam