04 Aralık 2016

Başarı odaklı yaşamak!

Haber İçi Üst

Birazdan okuyacağınız satırları bundan altı yıl önce yazmıştım.
Yazdıklarım başarı ile ilgiliydi.
O satırları yazarken isyanım neredeyse her konuda kendi kendimizi kandırmamızaydı.
Başarının anlamını kaybetmesineydi.
Aradan altı koca yıl geçti.
Değişen bir şey yok.
Kendi kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.
Küçük şeyleri büyütüyor, olmayan başarılarla avunuyoruz.
Kısır döngüleri kırıp kendimizi geliştiremiyoruz.
Dönüp dönüp aynı şeyleri tartışıyoruz.
Bazen balık hafızalı gibi davranıp çok yakın geçmişte yaşananları bile unutuyoruz.
Sorunlara doğru teşhisler koymadan oradan oraya savruluyoruz, sonra da neden sonuç alamadığımızı konuşup duruyoruz.
Kabuğumuzu kıramıyoruz.
Yengeç sepetindeki yengeçler misali yaşıyoruz.
Başarıyı hazmedemiyoruz.
Sepetteki yengeçler gibi, sepetten kimsenin çıkmasına izin vermeyen bir sistem kurduk aslında bu ülkede…
Başarısızlıkları taç yapan, başarıyı cezalandıran bir sistem.
Vizyon sorunu yaşıyoruz.
Hedef büyütemiyoruz.
Belki de adada yaşıyor olmamızın sonucudur tüm bu yaşadıklarımız.
Anakaradan kopuk olmanın bir sonucu!
Ama başarı odaklı sistem oluşturulmadığı sürece daha çok dizimizi döveceğiz.
Dövmemek için başarıyı esas alan bir sisteme geçmeliyiz.
Ama bu çok kolay değildir.
Bakın bu konuda altı yıl önce ne yazmıştım.
İşte o satırlar:
Başarı uluslararası ölçekte olmalı ki başarı olsun.
Yoksa sanal başarı hikayeleri ile bir yere varılamaz.
İleriye gidilemez…
Sadece kendi kendinizi kandırırsınız o kadar!
Bizim en büyük sorunumuz da zaten bu.
Kendi kendimizi kandırmak…
Sonra da gerçeklerle yüzleşince hayal kırıklıkları yaşıyoruz.
Umutları tüketiyoruz.
Halbuki gerçekçi olunsa ve gerçekler olduğu gibi kabullenilse, varsa eksik aksak taraflar bunlar komplekssiz bir şekilde tespit edilip çözüm üretilse, işlerin seyri değişecek.
İşte o zaman gerçek başarıya doğru adımlar atılmaya başlanmış olacak.
Ama biz sanal gündemler ve olmayan başarı hikayeleri ile zaman kaybediyoruz.
Gelecek kuşakların geleceğini çalıyoruz.
                        *
Gelinen aşamada en doğrusu gerçekçi olmaktır.
Acı da olsa gerçekleri olduğu gibi kabul ederek onlarla yüzleşmek ve sorunların üzerine gitmekten korkmamaktır.
Gerçek başarılar elde etmek için çok çalışmalıyız.
Çok daha fazla üretmeliyiz.
Yapılması gereken budur.
Ama bizde tersi oluyor.
Eğitimde, sporda, sağlıkta, siyasette, Kıbrıs konusunda, kısacası her alanda…
Kişisel ya da siyasi çıkarlar ya da bazı küçük hesaplar nedeniyle yaratılan sanal gündemlerle zaman kaybetmeye devam ediyoruz.
Başarısızlıklar ya da yetersizlikler gizleniyor.
Küçük bir adım bile çok büyük bir başarı olarak gösteriliyor.
Sonra da hayal kırıklıkları yaşanıyor.
                        *
Önemli olan başarının gerçek anlamda uluslararası kriterler boyutunda yakalanmasıdır.
Elde ettiğiniz sonucu ne ile kıyasladığınız önemlidir…
Ne ile tarttığınız!
Bunun için yapay gündemleri artık bir yana bırakmak zorundayız.
“Böyle geldi böyle gider” demeden hareket etmeye başlamalıyız.
Ülkede her alanda yeniden bir yapılanma seferberliği içine girilmelidir.
Eğitime, birikime ve beceriye önem verilmelidir.
Sorun yaratan anlayışlar terk edilmeli, sorun çözen anlayış biçimleri öne çıkarılmalıdır.
Yapabilenle yapamayan birbirinden ayrılmalıdır.
Kıbrıs Türkü dünyaya böyle açılabilir.
Bu şekilde dünyalı olunabilir.
Yoksa kendi içimizde kendi kendimizi kandırmaya devam ederek bir yere varamayız.
Bu, ciddi ve büyük bir tehlikedir.
                        *
Bunun için herkes artık şapkasını önüne koyup düşünmek durumundadır.
Özeleştiri yaparak, hedef büyütmek zorundadır.
Eksikliklerini dünya gerçeklerini dikkate alarak tespit edip yeniden yapılanma ve yenilenme sürecine süratle girmelidir.
Her birey ve kurum için bu gereklidir.
Gerçek başarı ancak böyle yakalanır.
Kendimizi daha fazla kandırmayalım.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam