06 Aralık 2016

Bandobuliyodan bandabuliyaya

Haber İçi Üst

“Doğru kullanımının ne olduğunu bilmediğim sözcüklerin nasıl kullanıldığını görmek için, genelde herkesin yaptığı gibi, önce bir google taraması yaparım. Ancak, aynı sözcüğün farklı yazılış biçimlerini görmek beni rahatsız eder. Elinizin altında ya da internette bulunan sözlükler ve yazım kılavuzları da yetersiz kalabilir çoğu durumda. 
“Gazeteler sadece bugün meydana gelen olayların bir özetini vermez, aynı zamanda bir toplumun tarihi, kültürü ve dili konusunda da başvurulabilecek bir arşivdir aynı zamanda. Haberlerin doğru olması kadar, sözcüklerin de doğru yazılması gerekir” diyor
Yenidüzen okur temsilcisi Süleyman İrvan. Altına imzamı atarım.
Ondan sonra sözü belediye pazarına getiriyor ve karşılaştığı yazım çeşitlerini sıralıyor: Bandabuliya, bandubuliya, bandabulya. Aslında daha başka yazılış biçimleri de var ama onu şimdilik es geçelim. Kelimenin ne olması gerektiğine bakalım.
Ben bu kelimeyi “bandobuliyo” olarak duydum ve öyle kullandım. Ancak bu şeklinin ille de doğru olduğunu iddia edemem çünkü ortada “galat-ı meşhur” kuralı vardır.
Bu kelime beni epey uğraştırdı. Konuyu Rum uzmanlarla da tartıştım birkaç yıl önce. Rumcada “bandabuliyo”, “bandobuliyo” “bandoboliyo” olarak kullanılırmış ama halk arasında yaygın olarak kullanılan şekli “bandobuliyo” imiş.
Nitekim en kapsamlı ve en güvenilir Papangelu’nun Rumca sözlüğü “bandobuliyo” kelimesini alıyor ve “çarşı, pazar yeri” anlamına geldiğini yazıyor. İngilizce karşılığını da “town-market, grocer’s”  olarak veriyor. Bir de “bakkalliko” kelimesine bak diyor. Tanıdınız herhalde, bizim “bakkaliye” kelimesini. (Yunanca Ariston Sözlüğü’nde kelime “pandopoliyo” olarak geçiyor ve “grocery store, grocer’s shop” yani bakkaliye olarak tanımlanıyor.)
Rumca’dan Türkçe’ye geçen bazı kelimeler, çoğul haliyle geçmiştir. Fasuli – fasulya, barbuni – barbunya, bizeli – bizelya (oradan da ses uyumu sonucu “bezelye”) ilk aklıma gelenlerdir. Bunun bir tek izahı olabilir diye düşünüyorum. Anadolu’ya gelen Türkler, bu kelimeleri çarşı/pazarda duydukları şekliyle kabul edip benimsediler. Satıcılar bu maddeleri tane tane satmadıkları için kelimelerin çoğul halini kullanıyorlardı.
Ne var ki bandobuliyoda durum aynı değildir. Dolayısıyla Türklerin gene de kelimenin çoğul halini tercih etmelerinin nedenini kestiremiyorum. Ortadaki “o” harfinin de “a” harfine dönüştürülmesini herhalde ses uyumu ile izah etmek gerekiyor. Sonuçta “galat” olsa da çoğunluğun kelimeyi “bandabuliya” olarak kullandıkları görülüyor. Galat-ı meşhur, lûgat-ı fasihten evlâ olduğuna göre kelimeyi bu şekli ile doğru kabul etmek gerekir.
Bandabuliya için Sn. İrvan’ın ileri sürdüğü gibi “kapalı çarşı” da denebilir mi? Sanmıyorum. Bandabuliya denince insanın aklına, en azından benim aklıma, başka şeyler yanı sıra yiyecek ve ağırlıklı olarak zerzevat ve meyve satılan bir yer gelir. Bu nedenle olsa gerek Papangelu bandabuliyanın bir anlamını da “grocer’s” olarak vermektedir. Kapalı çarşı deyince sebze ve meyveden başka her şeyin satıldığı yer akla gelir. 
Etimoloji Sözlüğü’nde Orhan Kabataş, bandabuliyayı “belediye çarşısı” olarak tanımlamaktadır. Teyopulos-Fitrakis’e atıfta bulunarak kelimenin “pan” (tüm, hepsi) ile polisi (satış) kelimelerinden oluşturulduğunu yazıyor.
Ben bu tezin doğru olduğunu sanmıyorum. Öyle olmuş olsaydı kelimenin “panopoliyo” olması gerekirdi. Kanımca bandabuliya, “banda” (her zaman, her şey, yan, taraf) ile “bulisi” (satış) kelimelerinden oluşturulmuştur. Dolayısıyla kelime anlamı, “her zaman, her tarafta satışların gerçekleştirildiği yer” oluyor.
Bener Hakkı Hakeri, bandabuliyayı “Yiyecek eşyanın tatil günleri dışında, iş saatleri sırasında, birçok satıcılar tarafından satıldığı üstü kapalı büyükçe pazar yeri” olarak tanımlamaktadır.
Yazısının sonunda Sn. İrvan şu soruları soruyor: “Farklı yazımları olan başka sözcükler de var. Cigla mı cikla mı; garavulli mi garavolli mi; çakıstes mi çakıstez mi; kolakas mı kolokas mı; molehiya mı molohiya mı; golifa mı gollifa mı?”
Rumca’daki “k” sesi bizim “k” ile “g” arasında bir ses olduğu için kimi “cigla”, kimisi de “cikla” olarak yazıyor.  Ardıçkuşu anlamına gelen cikla kelimesinin aslı “gikla”dır ve Kıbrıs ağzında “cikla” olmuştur.
Garavolli veya karavolli’nin aslı “karaoli” veya “karaolo”dur ki Kıbrıslılara Venediklilerden miras kalmıştır. Salyangoz anlamına gelen garavolli, “caracollo” kelimesinin bozulmuş şeklidir.
Bana sorarsanız ne çakıstes doğrudur ne de çakıstez. Kelimenin aslı “tsakisdes”dir, o da “tsakisdes elyes”in kısaltılmış şeklidir ki ezilmiş, kırılmış (zeytinler) demektir. Dolayısıyla kelime “çakisdez” olmalıdır. Ben kelimeyi hep öyle duyageldim.
Kelimenin aslı “kologasi” olduğuna göre bizim de “kolokas” olarak yazmamız gerekir. Kelime Latinceye de “colocasia” olarak geçmiştir.
Türkiye’de “mühliye” veya “mülhiye” bitkisi Kıbrıs’ta nasıl yazılacağı henüz kesinleştirilememiştir. Nerdeyse herkes kendine göre yazmaktadır: Molohiya, muluhiya, molihiya, mulihiya, molehiya, mulehiya, muluhiye, mulihiye vs.
Öyle sanıyorum ki Yunanca “muhlia” kelimesi Arapçaya geçip “mulûhiyye” olmuş, oradan da Kıbrıs’a geçip “molohiya” olmuştur. Biz de kelimeyi Rumlardan almış olmalıyız. Dolayısıyla kelimenin doğru yazılışı “molohiya” olmalıdır. Kelimeyi eğip bükmeye gerek yoktur.
Kelimenin aslı “kollifa/gollifa” veya “Kolliva/golliva”dır. Kıbrıs’ta yaygın kullanılış biçimi “gollifa”dır. Dolayısıyla doğru yazılış şeklinin “gollifa” olması gerekir.
Hepinize hayırlı bayramlar dilerim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam