09 Aralık 2016

“Aysel’i alayım diye 45 lira verdim”

“Aysel’i alayım diye 45 lira verdim”
Haber İçi Üst

Onlar da diğer çiftlerimiz gibi zor ve acılı yılları sırt sırta vererek geride bırakıp bu günlere mutlu ve sağlıklı şekilde gelmişler. 1957’de nikahlanan ve 54 yıldır bir yastığa baş koyan çiftimize, bizlere gösterdikleri yoğun ilgi ve alakadan ötürü teşekkür eder, mübarek ellerinden öper bir yastıkta yaşlanmalarını dileriz. Çiftimizin film tadındaki yaşam hikayesini keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
Ali Atamer: Dilerseniz sohbetimize eski usul kahve yapımını anlatarak başlayalım.
  
M.C.: Eskiden kahvehanelerde birinada yaparlardı. Zeytinden yapardın o birinayı. Birina dediğimiz ateşdi. Gaveci bütün gün yakardı müşteri geldik sonra yapardı gaveyi. Şeherden getirirlerdi gaveyi. Taştan dübek vardı onun içine atardı gaveyi döverdin sonrada elerdin haz ederdin o gaveleri içesin.
Ali Atamer: 1950’lerin Arçoz köyünde köy halkının yaşantısı nasıldı. Hayattan beklentiniz neydi?
 
M.C.: O zamanın şartları herkeş hayvanlarınan yapardı her işini. Katırlarınan tarla, bağ sürerdim. Katıra sürerdim odun sabanı. Arpa buğday ekerdik.
   A.C.: Babamın koyuncukları vardı çobancılık yapardı. Nakış işlerdik. Şimdi yapamam gözlerimin şafkı garardı.
   M.C.: Vadilide, Gondeya’da (Türkmenköy) Kiracı köyünde, Pergama’da (Beyarmudu) sinemalar vardı. Birkaç tane yolcu otomoboliynan giderdik.
   A.C.: Bağımızda, incirimiz da mahsıldı.
   M.C.: 70-80 otomobil üzüm Leymosun’a giderdi ve içki olurdu onlar.
   A.C.: Teknelerin içinde çamaşır yıkardık. Hayvanlara bakacaydın. Mandıraları maca süpürgesiynan temizleyceydin. Çok fasariya çektik.
   M.C.: Oraklarınan arpa buğday biçerdik demet bağlardık. Demetleri atardık harmana ondan sonra düveninan ezerdik, rüzgarlı havalarda savırırdık ve arpa saman ayrılırdı. En son getirirdin eve istif ederdin ya da satardın.
Ali Atamer: Duyduğumuza göre 54 yıllık evliliğin temelleri incir toplamaya giderken atılmış.
 
A.C.: Ben anlatayım anacığım sana.
Ali Atamer: Neden ikinizde kahkahalara boğuldunuz. Unutamadığınız tatlı anlar var herhalde.
  
M.C.: Dur da söyleyceğim her şeyi.
   A.C.: Beni incir toplamaya giderken görmüş beğenmiş. Haberim bile yoktu benim. Meğerlim bu beni izlermiş. Gırmızı elbisem vardı onu geyerdim. 17 yaşındaydım.
   M.C.: Bunu ben gördüm sinemada. Aha o anlattığı gırmızı elbiseyi geyerdi. Söyledim bizimkilere bakarık dediler. Aysel neneniz incire gitmeyi sıklaştırınca ben da ümitlendim.
   A.C.: Benim haberim yoktu.
   M.C: Bence haberi vardı naz yapardı
   A.C.: İncirler bişer da giderim senin yüzüne mi havas galdıydım. Dünürcülüğe gadar hiç gonuşmadık. Ben bunu dikkate almazdım çokluk.
   M.C.: Ben gendi gendime gelin güveyi oldum.
Ali Atamer: Ağırlık adeti var mıydı Yiğitler köyünde?
  
M.C.: 45 lira verdim. Anlaştık kunturat imzaladık aldık gendini. Şimdiki gibi değil para vermende gız alasın.
   A.C.: Kaç kişi istedi beni bubam vermedi. Kısmet Mehmet dedenizdi.
   M.C.: Vallahi verincelar Aysel’i hemenden kaptım. Vermeselerdi başka kapıya gidecektim.
   A.C.: Dünürcülükte garar gılındı 1-2 hafta sonra gıydık nikahı. Nikah gıyılmayınca erkek eve gelemezdi. Evin önünde otururken görürdü beni. Evelkiler öyleydi oğlum gomazlardı.
  M.C.: Nikah gıyılırkandan her gece ondaydım. Napsan biraz sarmaş dolaş olurduk. Gaynatam görürkandan başlardı yalandan öksürürdü nice bu ben artık evden gaçayım. Çok güzel görünürdü gözüme. Beğenmesem gendini istermizdim?
   A.C.: Ben öyle bişey hissetmedim. Bakmazdım bile yüzüne.
Ali Atamer: Nikah-düğün bir mi oldu?
 
M.C: 1957’de muhtar gıydı nikahı. Ama düğünü yapamadık.
   A.C: Mavi gelinlik geydim nikahta. Lisi’de (Akdoğan) fotoğraf çektik. O zaman Rum’du fotoğrafçılar.
   M.C.: Nikah yemeli içmeli oldu. Fırına yemek, çörek gorlardı. Pilav, magarına, molohiya, fasulya bişirirlerdi.
   A.C.: Düğünde çalgı tuttuk ama ertelediydik. Ama gene da gelinlik geydim. Kına gecesi da yaptık. Panerinin içine yemiş gorlardı da dağıdırdık.
Ali Atamer: Nikahlılık evrelerinde güzel anılarınız vardır mutlaka…
  
M.C.: Gezmeye giderkan yanımıza birini gorlardı. Varma da bişey yapan. Ama ben sarardım da öperdim da. Ben yapacağımı yapardım. Bir gocagarıcık vardı nice bu bakardı bişey yapmaylım diye. O baksa nolurdu bakmasa nolurdu. Ayhalidaya, Sindeye giderdik. Katır arabasıynan gezerdik. Tomofil (otomobil) yoğudu o zaman. Tiremeşe panayırı olurdu urumların ora katılırdık.
Ali Atamer.: Her çiftimizde olduğu gibi 58 ve 63 savaş yılları evliliklerin ilk yıllarına denk gelir. Acaba bu mücadele yılları gerek karı koca ilişkilerinizi, gerekse sosyal yaşamınızı nasıl etkilerdi?
  
M.C.: İş yoktu o zamanlar. Katırınan gideceydin tarla süresin da alasın 1 lira. Yollar kapalı. Barikatlardan gidemen bir yere. 1 ay da gittim Çatoz’a göreve. 11 sene mücahitlik yaptım. Hayvanlara neneniz bakardı. Yappayalnız galdı köyde. 8-10 dane hayvan sağardı. Vallahi ağlardım. Gaylelerini çekerdim.
   A.C.: Rumlar barikatlar gurardı bir yere gidemezdin. Zaten hayvanları bırakamazdın. 2 çocuğuma bakardım. Ben korkusuzdum. Köydeki urumlardan korkmazdım. Yalnız gider ovadan hasıl getirirdim. Koşardım arabayı giderdim katırınan. Biçerdim palaynan atardım hasılları arabaya gelirdim eve. Ama köydeki Rumlarınan ilişkilerimiz çok eyiydi. Hatta çoğu Rum Türkçe da bilirdi.
Ali Atamer: Son olarak neler paylaşmak istersiniz?
  
M.C.: Şimdi gocagarıyı gözlerik çok iyi bakarım gendine. Çok kıskanırdım gendini eskiden.
   A.C.: Gızardım gendine ne var da kıskanır. Ama gıymetimi bilir. Ama saatı var. Siz eyi saatine geldiniz. Ama ne iyi ettiniz da geldiniz. Sizleri çok sevdik.

Ali Atamer: Bizler de sizin gibi değerli insanları tanımaktan onur duyuyoruz. Okuyucularımıza Kıbrıs tarihini, kültürünü yaşattığınız için içten teşekkürler.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil