03 Aralık 2016

Ayıp ettiniz İrsen Bey…

Haber İçi Üst

Dün hükümetin devir teslimi vardı… Teamüller gereği, göstermelik bile olsa, eski ile yeni göreve atananlar, birbirlerine başarılar dileyip görev devir ve teslimini yaparlar. Bu kuralı ihlal edenler yok mu? Tabii ki var. Örneğin 2003 yılında dönemin Başbakanı Derviş Eroğlu da yeni hükümetin Başbakanı olan Mehmet Ali Talat’a görevi teslim etmeye gitmemişti. Yaklaşık 35-40 yıllık Kıbrıs Türk siyasi tarihinde birkaç bakan devir teslim törenine katılmamıştı ama hükümet başı olarak, bu tür bir uygulama en son Derviş Bey ile Talat arasında yaşanmıştı…

Dün üç parti tarafından oluşturulan ve ülkeyi 28 Temmuz seçimlerine götürecek olan Sibel Siber başkanlığındaki teknokrat hükümet de ne yazık ki, ilk günden UBP hükümetinin protestosunu yedi ve Başbakanlık dahil, hiçbir bakanlıkta devir teslim töreni yapılmadı… Zaten Türkiye basını da yaşananları, “yeni hükümet protestolarla göreve başladı” başlıklarıyla duyurdu.
Görevi devralan hiçbir bakanın siyasi bir beklentisinin olmadığını, partilerinden aday dahi çıkmayacaklarını bile bile, bu kişilere karşı en hafif deyimiyle, ayıp edilmiştir.
Olaya İrsen Bey ve hükümeti açısından bakıldığında ise, onlar da kendilerince, bir “darbe” ile hükümetten götürülmelerine oldukça içerlemişler anlaşılan. Ve hükümetten düşmelerine neden olan 3 partinin oluşturduğu hükümete tepkilerini, bu şekilde koymayı uygun görmüşler. Ancak bu görüntü halkta, “Oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi hemen küsüyorlar” yorumlarına neden oldu…
İrsen Küçük’ün devir teslim törenine katılmamasını, Toparlanıyoruz Hareketi lideri Özersay, sosyal medya ortamında şu soruları sorarak tepkisini dile getirdi:
Nezaket?
Devlet adamlığı?
Saygı?
Demokrasiye saygı?
Anayasaya ve geleneklere saygı?
Makama saygı?
Hazmetme kapasitesi?
Mazeret?
Şaşırmalı mıyız?..”
Benim anlayışıma göre hiç olmazsa İrsen Bey, eski hükümetin başı olarak tüm kabine adına sembolik bile olsa bir devir teslim yapmalıydı. Eğer yapsaydı, inanın toplumda olumlu bir hava yaratır ve bunu da hanesine artı olarak yazdırabilirdi… Ancak ne yazık ki, siyasilerimizdeki sahiplenme duygusu, demokrasiyi hazmetme zorunluluğunun dahi önüne geçebiliyor.

YERİN KULAĞI VAR
ERK 10 YIL İÇİNDE TAŞIMIŞ: Dışişleri Bakanı olarak göreve başlayan Kutlay Erk, 10 yıl önce Dışişleri Bakanlığı’nda yaşadığı bir olayı koltuğa oturur oturmaz gündeme taşıdı. Belli ki, bu sözleri söylemek için 10 yıl beklemiş. LTB Başkanı olan Kutlay Erk, bakanlığa yaptığı ziyaret sırasında, “KKTC çözümün önündeki en büyük engeldir” deyince, bu sözlere tepki gösteren bakan tarafından kendisine, o odanın KKTC’nin bir makamı olduğu hatırlatılmış, o makamı terk etmesi istenmişti. Sayın Erk, şimdi o KKTC’nin Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. Bugün de KKTC için aynı şeyleri düşünüyor mu acaba, ben de bunu merak ettim.
MİLİTANLIĞA GEREK YOK: Başbakan Siber’in ilk açıklamasından bence öne çıkması gereken cümle şudur: “Şeffaf siyaset ve bütün vatandaşların eşitlik ilkesine dayanan bir siyaset ana hedefimiz olacaktır”. İşte budur. Eşitlik-adalet ikilisi var olduğu anda, zaten tüm sorunlar hallolur. Sayın Siber’in insancıllığını, onu tanıyan herkes bilir. Ancak partili bakanlardan birinin, bürokratları toplayıp, kendilerine düşman ordusu askerleri gibi konuştuğu da hemen kulağımıza geldi ne yazık ki. Bürokratlar, “Sözleri tokat gibiydi” diyorlar. Sayın Başbakan arkadaşlarına, 1,5 aylık dönemin bir emanet dönemi olduğunu hatırlatır herhalde…

CESARET DE LAZIM: Yeni bakanların ortak tavrının “Partizanlığa geçit vermemek” olduğunu anladık. Kurulan hükümet 1,5 aylık dahi olsa, ortaya konan bu niyet gerçekten önemlidir. Zira önümüzde bir seçim var. Sanırım 20 yılı aşkın bir süredir ne yazık ki, seçimler öncesi iktidarda olanlar, partizanlığın dibine vurmuşlardı. En azından bu kısa süreyi baş belamız partizanlıkları yaşamadan bitirelim. Teknokrat kabinenin, kendilerini oralara getiren partilerden gelecek telkinleri geri çevirecek kadar da cesur olmalarını bekliyoruz…

TDP-BKP OLMUYOR: YKP’nin seçimlere katılmama kararından sonra, Birleşik Kıbrıs Partisi’nin, TDP ile seçim ittifakı görüşmeleri başlattığı öğrenilmişti. Dün Mehmet Çakıcı, bir televizyon programında, bu konudaki temasların sürdüğünü, ancak bu şartlarda gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığını söyledi. Nedenini ise, BKP’nin, seçim sonrası bu ittifakı sonra erdirmek istemesi olarak açıkladı.

GÜVENOYU SORUN OLUR MU: Gerek CTP, gerekse TDP içerisinde oluşturulan yeni hükümetle ilgili rahatsızlıklar olduğu iddia ediliyor. CTP’de bazı milletvekillerinin oylamaya katılmayacağı yönündeki iddiaları yazmıştım geçtiğimiz günlerde. Onların tavrı, hükümete katılmaya onay vermemeleriydi. Aynı tepki bu kez TDP içerisinde de baş gösterdi. Mağusa Milletvekili Mustafa Emiroğluları, genel başkan Çakıcı’nın tüzüğe aykırı davrandığı iddiasıyla, son Meclis toplantısına katılmadı. Aslında gerekçesi, bölgesiyle ilgili aday saptamalarıydı. CTP ve TDP’deki bu huzursuzluklar, zaten sınırda bir sayıya (27) sahip hükümetin, güvenoyu oylamasında sorun yaşayabileceği iddialarını gündeme getiriyor…

KAŞİF EŞ BAŞKAN GİBİ: UBP’den ayrılan 8 milletvekilinin katılımıyla DP’nin yanına UG’yi ekleyen partide huzursuzluk her geçen gün büyüyor. Sekizlerin katılımıyla birlikte, partide söz sahibi olan ve yıllardır yükünü omuzlayan genel sekreter ve Lefkoşa İlçe Başkanı adeta pasifize edildiler. Son olağanüstü kurultayla gerçekleşen birleşmenin ardından genel başkan Serdar Denktaş’ın tüm görüşmelere yanında Ahmet Kaşif ile birlikte gitmesine içerleyen partililer, “Bizim haberimiz olmadan Serdar Başkan Sayın Kaşif’e eş başkan payesi mi verdi” diye soruyorlar…

ETİK BÖYLE SÖYLÜYOR: İrsen Küçük hükümeti tarafından dıştan yapılan atamalarla belli görevlere getirilen müdür, müsteşar, danışman kadrosunun, derhal bu görevlerinden ayrılmaları doğru bir davranış olur diye düşünüyorum. Tuttukları mevkiler, sadece siyasi görevlendirmedir. Öyle olunca da bu makamları işgal edenlerin, etik gereği görevden ayrılmaları gerekmez mi sizce de?..

ZİRVEDEKİLER
Adana Emniyeti: Adana polisi, KKTC bağlantılı uluslararası bir sanal bahis şirketini ele geçirmiş. Polis de aynen bahisçiler gibi, sanal devriye yapmış, bahisçileri izlemeye almış ve 18 kişiyi yakalamış. Bahsin aylık tutarının 10 milyon olduğu açıklandı. Peki olayın bizdeki bağlantıları? Bilen duyan var mı?..

DİPTEKİLER
Ejder Aslanbaba: Son dönemin, hakkında en çok konuşulan ve eleştirilen milletvekillerinden Ejder Aslanbaba, açıklamalarıyla yine çam devirmeye devam ediyor. Dün Hüseyin Ekmekçi’nin köşesinde okudum, inanamadım. Ne demiş Sayın Aslanbaba; mühürlenen inşaatlara izin verilmesini savunmuş. Yetmemiş, “Eşek de olsalar, insanların özgürlüğüne müdahale etme hakları yok” buyurmuş. Başüstüne paşam… Peki kendisinin 300 bin kişinin hayatına müdahale etme hakkı var mıymış? Neyse, en azında siyaset hayatından çıkmasına az kaldı…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam