03 Aralık 2016

Avcı anca FIFA Manager oynar

Haber İçi Üst

Abdullah Mucip Avcı; daha çok genç, 1963’lü. Türkiye Futbol Federasyonu A Milli Takım Teknik Direktörü. Eski profesyonel futbolcu muhterem. Görenler bilir, uzun boylu ve de güçlü bir pivot santrfordu. Rakip presledi mi, topu ona doğru şişirin. Kontrol eder, dikine oynar ve yanındakine servis ederdi veya goolll! İyi bir savunmacıydı da vesselâm. Kısaca üçüncü bölgede rakibini boğup ısıran ve takımına nefes aldıran bir oyuncuydu. İleriki yıllarda da Galatasaray PAF ve İstanbul Belediye’de profesyonel teknik adamlık görevini yürüttü. Eski başkanı Göksel Ağabeyi’nin (Gümüşdağ) de ince ayarı sayesinde şu anki görevi yürütüyor. Daha görevinin ilk aylarında gazeteci Coşkun Kutay’a verdiği söz nedeniyle konuşmacı olarak ülkemize geldi. Antrenörler Derneğimizin organize ettiği toplantıdaki en çarpıcı sözü ise; “Göreve geldikten sonraki ilk işim Almanların futbol sistemini daha yakından tanımak(!) için Almanya’ya gitmek oldu” dedi. Yan yana oturduğumuz profesyonel yönetici Cenk Özeker dostumla bir anda göz göze geldik ve Cenk Bey; “Hocam, arkadaş daha önce incelemesi gereken sistemi, göreve geldikten sonra incelemiş. İşte bizim profesyonellik ölçütümüz bu” dedi. Ben de; “Hemfikirim Cenk Bey, aklımdan geçenleri özetlediniz. Hade, bu kadar yeter, ötesini çorbacıda konuşuruz konuyu” dedim ve ilgili konferansın ortasında kalktık gittik. Sofradaki muhabbet ‘gönderilen çok kupalı Hiddink yerine getirilen Abdullah Avcı ve uluslararası futbol sistemine Türkiye’nin adaptasyonu’ merkezindeydi. Neyse, günler geçti ve mâlum Hollanda krizi ve arkasından da verilmeyen penaltısı ve 10 kişi kalmış ve de futbol açısından Avrupa’nın çok gerisinde olan Estonya galibiyeti. Dört yıl önce başkenti Talinn’de bulunmuştuk. Dertleri imanlar atletizm branşına dair atmalar. Futbol mu? Hakgetire… Hollanda maçı bitti ve kafile yurda döndü. Estonya maçı arifesinde de o meşhur basın toplantısındaki Abdullah Avcı’dan incilere şahit olduk; “Artık tahta ve tebeşir dönemi bitmiştir. Bilgisayar ve barkovizyon dönemi başlamıştır. Çok eleştirilen kadroyu, tahta ve tebeşir bulursam yazacağım” demişti ‘sığ’ bir öngörüyle. Biz de o gün; “Günaydın Abdullah Bey” dedik. 2000’li yılların başında Denizli ve sonrasında da Ankaragücü ve Gençlerbirliği Kulübü, Ersun Yanal’ın “Simi Scout’u” ile antrenman yapılıyordu, maç izleniyordu Şimdilerde ise birçok takım özellikle Liverpool’dan sonra “Muna” adlı programla antrenman yapıyor, maç izliyor. Ama ne âlâka! Futbol endüstrisi teknoloji üstü beşeri bilimlerine hâkim bir konu. Merkezinde de ‘insan’ var tabii ki de! Neyse, bu işleri çok seven arkadaşlara FIFA Manager oyununu tavsiye ederiz. Avcı, inşallah bi’daha ki sefere yorumcu Rıdvan Dilmen ve diğer eleştirmenlere sallarken, dört başı mamur tezlere dayanarak konuşur. Yok öyle altı boş vizilemeler ve de yersiz teknoloji ağızları…  

Vahdettin tipi antrenörler

Hani şu Gazi için idam fermanı çıkaran Osmanlı İmparatorluğu’nun 36’ncı ve son padişahı ve de 115’nci İslam Halifesi Vahdettin var ya, tahta ilk çıktığında halka yönelik yaptığı açıklamada; “Ben bu makam için hazırlanmadım. Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim. Yaşım kemale erdi (57), dünyada bir emelim kalmadı. Biraderle hangimizin evvel gideceğimiz malum olmadığından bu makamı bekleyişte değildim. Fakat takdiri ilahi böyle teveccüh etti, bu ağır vazifeyi deruhde eyledim. Şaşmış bir haldeyim, bana dua ediniz” demişti o günkü ruh haliyle. Makamını terk etmeden önceki son mektubunda ise; “Dersaadet orduları başkumandanı General Harrington; İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere devlet-i fahimanesine (yüce devletine) iltica ve bir an evvel naklimi taleb ederim efendim” yazmış. Altına da “Halife-i Müslim (müslümanların lideri)”  diye imzalamış Vahdettin Bey. Yukarıda yazılanlar aynen Dolmabahçe’nin arşivinde mevcut. İsteyen inceleyebilir. Başlarda özgüven eksikliği, sonraları asarım-keserim özgüveni ve en son da korku tecelli etmiş Son Osmanlı’da. Bu ruh haliyle ortalarda dolaşan ve gevezelik yapan antrenörlerimiz var mı? Bal gibi var. Bir kısmı tenzih ederek belirtelim ki ‘yalan, dolan, gösteriş, yandaş olma arzusu, adam kayırma, adam satma, yaranma içgüdüsü, korku, adaletsizlik, yalakalık, insiyatif kullanamama, ipleri başkasının elinde ve cesarettten yoksun’ bir şekilde yönetilmekten hoşlanan bir ruh haliyle salona/sahaya çıkan antrenörlerimiz var bildik. Kimisi yedek kulübesinde talimat alır, kimisi soyunma odasında, kimisi sigara paketi üzerinden, kimisi ise nakit veya çek üzerinden kadro yapar. Kimisi yardımcısına sığdırır veya yükler, kimisi yöneticiye, kimisi başkana takar. En önemlisi de bir başka takımın antrenörüne sallar. Mesleki ahlak veya sorumululuk mu? Nerdeee! Neyse, bu film de biter er veya geç! Bilim mi, film mi? İnşallah önce adamlık mevhumu gelir bazılarına. Gerisi zaten arkasından gelecektir. ‘Oyunu okumak mı? Güldürmeyin beni!’. Devammm…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam