05 Aralık 2016

Atasayan’ın üç hedefi

Haber İçi Üst

 

Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanımız Mutlu Atasayan geçtiğimiz günlerde bir gazeteye yaptığı açıklamada, mevcut müfredatın değiştirilmesi, meslek liseleri kampüs projesi ve akıllı tahta konusunun en önemli üç ana hedefi olduğunu açıkladı.
Sayın bakanın bu üç önemli hedefine göz attığımız zaman karşımıza çok ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Sondan başlayacak olursak, okullarımıza takılan 300 adet akıllı tahta bugün atıl durumda beklemektedir. Türkiye’deki Fatih Projesi kapsamında KKTC’ye Türkiye tarafından yollanan akıllı tahtaların kullanılması için ne doğru dürüst yazılım vardır, ne de buna uygun müfredat mevcuttur. Okullarımızda kullanılan kitapların hiçbiri akıllı tahta kullanımına uygun değildir. Hal böyle iken, öğretmen arkadaşlardan da aldığımız bilgiye göre bu akıllı tahtaların büyük bir kısmı kullanılmamaktadır. Ayrıca bu konuda öğretmenlerin ciddi bir hizmet içi eğitime ihtiyacı olduğunu da unutmamak gerekir. Bu hizmet içi eğitimlerin başlanmasına da çok geç kalındığının da altını çizmekte yarar vardır. Bilinmesi gereken bir başka gerçek de; teknolojinin çok hızlı ilerlediğidir. Bugün aldığımız bir teknolojik aygıt birkaç yıl içinde eskimektedir. Korkarım ki, yeni müfredat ve yazılımlar ortaya çıkana kadar akıllı tahtalar eskiyecek. Bir dönem okullarımızda “bilgisayar sınıfı açalım” yarışı vardı. Teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki okullarımızda hazırlanan bilgisayar sınıfları bir süre sonra ihtiyaç olmaktan çıktı. Teknolojik yenilenme yapılamadığından, okullardaki masa üstü bilgisayarlar, çocukların elindeki tablet ve iPhone gibi teknolojik aletlerin gölgesinde kaldı. Dolayısı ile en büyük korkum bu akıllı tahtaların da doğru dürüst kullanılma fırsatı doğmadan kullanılamaz duruma geleceğidir.
*****
Sayın Atasayan’ın önemli hedefleri arasındaki müfredat konusuna da değinmeden geçemeyeceğim. Sayın Atasayan’a bir hatırlatma yapmakta yarar var. Sayın Atasayan’ın mensubu olduğu UBP hükümeti Nisan 2009’da iktidara geldiğinde okullarımızda kullanılan onlarca kitabı kullanımdan kaldırmış ve yerine dışarıdan ithal kitaplar getirmişti. Böylelikle okullarımızda müfredatlar ile kitaplar arasında ciddi bir uyumsuzluk yaşanmasına neden olmuştu. Bugün bu uyumsuzluk hala devam etmektedir. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; ilkokullarımızda, 1 ve 2’nci sınıflarda okutulan hayat bilgisi kitapları CTP hükümeti döneminde yazılan yerel kitaplardan oluşuyor. Çocuklarımız 3’üncü sınıfa geldiklerinde ise Türkiye’den getirtilen Hayat Bilgisi kitapları önüne konuluyor. Tabii ki 1’inci ve 2’nci sınıfa göre çok farklı konuları içeriyor. 4 ve 5’inci sınıfta hayat bilgisinin devamı olan ve yine Kıbrıs’ta yazılan Sosyal Bilgiler kitabı okutuluyor. Böyle bir durumda müfredat bütünlüğünden bahsetmek mümkün mü?
Gelelim yeni müfredat yazımına… Bu konuda DAÜ ile geçtiğimiz Aralık ayında bir protokol imzalandı. Bu iş için 1 milyon TL de ayrılmış. Aradan geçen altı ayda sadece bir çalıştay yapılmış ancak öğretim programları ile ilgili komisyonlar oluşturulmamış. Bakanlığımızın da o ayırdığı 1 milyon TL’den de projeyi yürütenlere herhangi bir para aktarılmamış. Peki sayın bakanımız bu müfredatların ne zaman biteceğini düşünmektedir. Bu tür çalışmalar en az 2-3 yıl sürmektedir.
Bir de bunlara Türkiye Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın KKTC’ye yaptığı ziyarette; “KKTC ile TC arasında müfredatların uyumlaştırılması çalışması başlamıştır” demesi ve Sayın Atasayan’ın bugüne kadar bununla ilgili bir kelime bile söylememesi kafalardaki soru işaretlerini o kadar daha artırdı. Bu durum “Hani biz 1 milyon TL harcayıp yeni müfredat yazacaktık?” sorusunu da beraberinde getirdi. Yani şu anda yeni müfredat mı yazıyoruz yoksa uyumlaştırıyor muyuz? Pek anlamış değiliz.
*****
Atasayan’ın hedefleri arasında yer alan Meslek Liseleri Kampüsü Projesi de yeni bir proje değildir. Her ne kadar da Sayın Atasayan bunu UBP iktidarının 4’üncü yılında dillendirmeye başladıysa da bu projenin planlanması UBP öncesi hükümete dayanmaktadır. Bu proje çok önceden hayata geçirilmesi gereken bir projeydi. Meslek Liseleri’nin bir kampüsta toplanması ve sanayiye yakın bir bölgede kurulacak olması projenin artıları olarak görülüyor. Ancak burada vurgulamak gerekiyor ki Meslek Liseleri’nin piyasaya doğru dürüst ara eleman yetiştirecek, müfredat, donanım, altyapı ve yasal düzenlemeler yapılmadığı sürece dünyanın en iyi kampüsünü de yapsanız bir anlamı yoktur.
Sayın bakanın üç ana hedefine de baktığımızda bugün elle tutulur bir şey görünmemektedir. Mehter takımı bile “iki ileri bir geri gider” ama en azından ilerler. Ne yazık ki dört yıldır UBP hükümeti eğitimde mehter takımı bile olamadı. Bırakınız ilerlemeyi yerinde bile saymadı. Hep geri! Hep geri!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam