09 Aralık 2016

Askersiz Kıbrıs

Haber İçi Üst

Türkiye -AB Karma Parlamento Komisyonu Toplantısı’na, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden Avrupa Halk Partisi Milletvekili (EPP) Eleni Theochorous arasındaki diyalog damgasını vurdu. Bu diyaloğa bakıldığında Türkiye’nin Kıbrıs sorunu konusunda hem vicdani olarak hem de uluslararası hukuk olarak daha doğru ve haklı bir konumda olduğu görülür. Davutoğlu’nun da belirttiği üzere, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi adadaki istikrarsızlık ve çatışmanın bir sonucuydu ve bunun büyük ölçüde sorumlusu Güney Kıbrıs ve Yunan askeri güçleridir. Kıbrıs, Türkiye ve Orta Doğu’daki tecrübelerden sabit olduğu üzere, siyaset üstü durması gereken kurumların başında gelen silahlı güçler, genel güvenlik konseptinden sapıp ülke siyasetine müdahil olurlarda o ülkede hem güvenlik hem de istikrar sorunu daha da artar.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden Avrupa Halk Partisi (EPP) Milletvekili Eleni Theochorous’un özellikle Kıbrıs’taki Türk askeri varlığını hedef alarak yaptığı konuşma, Kıbrıs sorunu ve tarihini bilmeyenler tarafından makul gözükebilir. Ancak Kıbrıs’tan Türk askerinin gitmesi demek, Akdeniz’deki güç dengelerinin alt üst olması demektir. Çünkü Kıbrıs Adası üzerinde bulunan askeri birlikler ve silahlar bu dengeyi koruyacak şekilde dizayn edilmiştir. Dolayısıyla Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi gündeme getirilecekse, bunun Güney Kıbrıs’taki Yunan askeri varlığıyla birlikte ele alınması gerekir. Şunda şüphe yoktur ki, Yunanistan Kıbrıs’taki askeri varlığını ortadan kaldıracak hiçbir projeye onay vermez. Bilindiği üzere 1974 hareketi Yunan Cuntası’nın ada üzerinde askeri bir hakimiyet kurmak için Makarios’a karşı düzenlediği darbe sonucunda olmuştu.
Kıbrıs Adası’nın askersizleştirilmesini sadece Türk ve Yunan askeri dengesi açısından ele almak da doğru değildir. Çünkü Kıbrıs Adası üzerinde askeri varlığı olan iki güç daha vardır. Bunlardan bir tanesi İngiltere, diğeri ise Birleşmiş Milletler’i askeri gücüdür. Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve Akdeniz’deki enerji kaynakları, son dönemlerde Kıbrıs Adası’nın askeri ve stratejik önemini daha da arttırdığı bir dönemde böyle bir talebi gündeme getirmeyi iyi niyet ile açıklamak oldukça güçtür. Dolayısıyla da, bu şartlarda ne Yunanistan’ın ne Türkiye, ne de diğer askeri güçlerin buradan çekmeleri düşünülemez. Bundan dolayı da mevcut şartlarda askeri güçlerin varlığını değil misyonlarını tartışmak gerekir. Ayrıca adanın tamamen askersizleştirilmesi Yunanistan ve Güney yönetiminin lehine olmaz. Çünkü Ada’nın askersizleştirilmesi durumunda, askeri açıdan stratejik üstünlük Türkiye Cumhuriyeti’nin lehine döner. Çünkü askersiz bir Kıbrıs’a, coğrafi konumu ve askeri kabiliyeti açısından müdahale imkanı en güçlü olan ülke Türkiye’dir.
Türk askerinin adadan çekilmesi ancak Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak ile mümkündür. Sayın Davutoğlu’nun da belirttiği gibi, bunu olması engelleyen yine Güney yönetimi olmuştur. Ne zaman Güney yönetimi Avrupa Birliği’ne girmiş olmayı Türkiye’ye baskı için kullanmayı bırakır ve Fransa gibi Türkiye’nin üyeliğinin önünü açacak adımlar atarsa ve Türkiye’nin Avrupa’ya üyeliği gerçekleşirse o zaman, aynı birlikte olmanın bir neticesi olarak, Osmanlı’nın belli dönemlerinde olduğu gibi Türkiye ve Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında askeri rekabet, askeri iş birliğine bile dönüşebilir. Aksi takdirde Türk askerinin Kıbrıs adasından çekilmesi mümkün değildir. Çünkü mevcut şartlarda Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi demek, güven sorununun daha da artması demektir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil