06 Aralık 2016

Artık karar verme zamanıdır

Haber İçi Üst

 

 

Kıbrıs Türkü gelinen aşamada artık bir karar vermelidir.

Dürüst, doğru düzgün işler yapan bir yönetim mi istiyor, yoksa mevcut bozuk, çirkefe batmış düzenin devamından mı yana…

Kişilere bağımlı olarak yaşamını sürdüreceği, demokrasinin olmadığı, keyfi bir düzen mi istiyor, yoksa kurumlaşmış, demokrasisi gelişmiş, özgürlüklerin kısıtlanamayacağı, insana saygı duyulacak, üretenin değer bulacağı bir düzen mi?
Artık bir karar vermeliyiz.
Bu ülkede kişilere bağlı yaşamaya devam edemeyiz.
Bazı kişilerin tuttukları makamların gücünü kullanarak devlet olanaklarını dağıtmak suretiyle oluşturdukları biat dönemi artık bitmelidir.
Bitmelidir çünkü bu bitmezse Kıbrıs Türkü bitecektir.
Kimsenin bu ülkede siyasetçi konumunda olanlara diyet borcu yoktur.
Ve olamaz da…
Ama bu ülkede uzunca bir süre siyasette karar verici pozisyonda olanların halka hesap verme zorunluluğu vardır.
Bunun olabilmesi değişimin kapısını aralamakla olacaktır.
Bakın Türkiye değişmiştir. Kendi içerisinde yenilenmiştir.
Gelinen noktada Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün de değişmesi ve yenilenmesinden yanadır.
Yozlaşmadan kurtulmasından…
Siyasetteki çarpık ilişkiler içerisinde yer alanlar kimlerse bunların temizlenmesinden.
Türkiye Kıbrıs’ta bunlardan yanadır ama bu değişimi yapacak olan da Kıbrıs Türküdür.
Kıbrıs Türkü’nün içinde bulunduğu bozuk düzenin, yolsuzlukların bitmesi, çarpık ilişkilerin son bulması, kendi kendine yetecek şekilde değişmesi kötü bir şey olamaz.
Hepimiz için hayırlı olan budur.
Geçmişle hesaplaşmaktan korkmamak gerek.
Hesaplaşmalı ki, geçmişteki hatalar bir kez daha tekrar edilmesin.
Hesaplaşmalı ki, temiz toplum, temiz siyaset ve yaşanabilir bir ülke yaratılabilsin.
Bu memleket kimsenin tapulu malı değildir.
Olamaz da…
Görünen o ki birileri memleketi “kendi tapulu arazisi” olarak görmekte ısrar etmektedir.
Bir dönem Türkiye’nin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de söylediği gibi “Arazisine gecekondu yaptırmamak” için her türlü değeri yıpratma pahasına kavga edebilmektedir.
Türkiye, memleketi kendi tapulu arazisi olarak gören anlayışlardan kendisini kurtardıktan sonra değişebildi.
Devlet, onu sahiplenen ayrıcalıklı bir grubun devleti olmaktan çıkıp, halkı ile barıştıktan sonra gelişmeye açık hale gelebildi.
Bizim de yapmamız gereken budur.
Adım adım değişmeye başlamalıyız.
Tabandan tavana doğru değişim için baskı oluşturmalı, tavandan aşağıya doğru da değişimi sağlamalıyız.
Kimsenin bulunduğu makamları kişisel ikbal aracı olarak kullanmasına izin vermeyerek bu işe başlamalıyız.
Halkı kendisine biat etmek zorunda gören anlayışı yıkmalıyız.
Kendisini devlet içinde devlet olarak görenlere böyle bir hak ve yetkileri olmadığını artık göstermeliyiz.
Her şeyin gün ışığında olacağı yeni bir döneme kapıları açmak zorundayız.
Bunun için de artık herkesin hesap vereceği, hiçbir şeyin gizli kalmayacağı kararlılığı göstermeliyiz.
Karanlıktan çıkar sağlayan, bulanık ortamlardan hoşlananları ışıkta yok edecek yeni bir dönemin başlayacağı günler uzak değildir.
Yeter ki biz kararımızı verelim.
Karanlıktan aydınlığa doğru yürüyelim.
Sapla samanı artık bir birinden ayırma zamanı gelmiştir.
Ortam müsaittir.
Önümüzde Türkiye gibi bir örnek durmaktadır.
IMF’in ölümünü  beklediği bu ülke, bugün ona borç verecek bir ülke konumuna gelmiştir.
Dış borçlarını sıfırlaması bir dönem hayal olarak nitelenen Türkiye, bugün ekonomide istikrarı ve büyümeyi yakalamıştır.
Biz de kendi kendimize yetmeyi öğrenme yönünde adımlar atmalıyız.
Birkaç ayrıcalıklı kişi ya da kurum yaratma yerine, kaynakları rasyonel bir şekilde kullanacağımız kararlılığı göstermeliyiz.
Bunun başka yolu kalmamıştır.

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam