|
KIBRISLI ELENLERÝN ÝKÝYÜZLÜLÜÐÜ
 |
Bekir Azgýn
|
|
KIBRISLI ELENLERÝN ÝKÝYÜZLÜLÜÐÜ |
Baþlýk bana ait deðil. Kýbrýslý Rum olan Kiriyakos Cambazis’e aittir. Ve bugün sütunumu onunla paylaþýyorum. Daha doðrusu, geçen hafta yayýmladýðý bir makalesini tercüme etmeye çalýþacaðým. Elimden geldiðince elbette.
Cambazi’yi 43 yýl önce tanýmýþtým. O zaman da dik bir duruþu vardý. Bugün de öyle. Bunu, biraz da Rum diye isimlendirdiðimiz Kýbrýslý Elenlerin tümünü ayný kefeye koymaya çalýþanlara yanýt olsun diye yaptýðýmý itiraf etmeliyim.
XXXXX
“Geçen hafta basketbol maçýndan sonra yer alan ve gerek politikacýlarýn gerekse diðerlerinin bu olaylarý küçümseme çabalarýna, hatta olaylarýn doðasýný deðiþtirme gayretlerine deðinmek istiyorum. Esas sorun olan milliyetçilik zorbalýðý ve bunlarý yapanlara karþý gösterilen müsamaha yerine, artan Türk propagandasýna gerekenden çok önem verilmesi nedeniyle, Rum toplumu hem rezil olmakta hem de kendi kendisini kandýrmaktadýr. Politika önderleri sustukça, eþyayý kendi adý ile adlandýrmaya cesaret edemediklerini göstermektedirler. Onlar sustukça, milliyetçilik ve onun getirdiði zorbalýk da daha çok baþ kaldýrýyor.
Olaylarý organize edenler holiganlar deðildi. Onlarýn arkasýnda, onlarý yönlendiren ve onlara milliyetçilik duygularý aþýlayan kafasýz politikacýlar bulunmaktadýr. Milliyetçiliðin köküne kibrit suyu dökülmeli deniyor ancak bunun olabilmesi için cesur adýmlarýn atýlmasý ve cesur kararlarýn alýnmasý gerekmektedir. Ýzninizle þunu belirtmek istiyorum ki bugünkü siyasal liderlerde ve hükümeti yönetenlerde ben bu cesareti göremiyorum. Bunun sonucu olarak ilgililer, “geviþ getiriyorlar” ve dolaysýz ve mazaretsiz olarak olaylarý takbih etmekten sakýnýyorlar. Bu da bize eskiden Yunan juntasý ile Kýbrýs’ýn “büyük” liderleri arasýndaki tavizkâr tavýrlarýný andýrmaktadýr. O tavýrlar ki sonuçta adanýn harabiyetine ve insanlarýnýn katledilmelerine yol açmýþtý.
Toplum içindeki milliyetçiliði kökünden kurutmak istiyorlarsa eðitim ve öðretim alanlarýnda acil ve sonuç getirici tedbirlerin alýnmasý gerekiyor. Farklýlýðýn ortadan kaldýrýlmasý ve karþýlýklý saygý kültürünün geliþtirilmesi isteniyorsa Eðitim Bakanlýðý, Cumhurbaþlanlýðý, siyasal partiler ve bu konu ile ilgilenen tüm kurumlar bu yönde aktiviteler düzenlemelidir. Bu iþi sadece birkaç sivil toplum örgütünün sýrtýna yüklememeliler.
Saygý ve hoþgörülülük bir yaþam biçimidir, bir terbiyedir ve uygarlýk düzeyinin bir göstergesidir. Ve toplumumuzda böylesine bir kültürün bulunmadýðýný söyleyen Davutoðlu yerden göðe haklýdýr. Böyle bir kültürün Türk toplumunda bulunup bulunmadýðý beni zerrece ilgilendirmiyor. Bu kendi yurttaþlarýnýn sorunudur ve bu sorunu çözecek olan da kendi yurttaþlarýdýr. Ancak kendi kendimizle samimi olmamýz gerekir: Hiçbir insan ve hiçbir kurum temsilcisi, Rum toplumunda farklýlýklara saygýlý olma kültürünü üretip insanlarý o doðrultuda eðitmiyor. Bu nedenle politika önderlerinin, toplumumuzun hoþgörülü ve uygar bir toplum olduðunu iddia etmeleri ikiyüzlülüktür. Bu büyük bir yalandýr.
Yýllar boyunca, Cumhuriyet’in ilanýndan beri, hatta daha önceki yýllardan beridir, çocuklarýmýz – bizim kuþaktakiler gibi – “ezeli düþman” konusunda eðitiliyorlar. Bu eðitim verilirken de iþaret parmaklarý, Kýbrýslý Türklere yönlendiriliyor. Tarih derslerinde okullar, ýrkçý düþmanlýk ve zorbalýk üretiyorlardý ve halen de üretmeye devam ediyorlar. Okullar, milliyetçiliðin fidanlýklarýdýr. Bilinçli olarak çok kültürlülüðü ve “öteki”ni kabul edip benimseyen yurttaþlar yetiþtiren alanlar deðil.
Öteki tarafýn milliyetçilikten arýndýðýný savunmuyorum. Ne var ki þunu vurgulamak istiyorum: Rum tarafýnda milliyetçilik ne denli güçlü ise, Kýbrýslý Türkler arasýnda da milliyetçilik o kadar güçlenir. Bu da sorunun çözülmesi ihtimalini azaltýr. Bunu birçok defalar yazdým ve bir daha tekrarlýyorum: Bizler, Kýbrýslý Türk toplumundaki milliyetçilik sorununu çözemeyiz. Lenin’in sözlerini kullanacak olursam, bu öteki taraftaki “proleteryanýn” sorunudur. Bizler öteki taraftaki milliyetçilik konusunda ne kadar çok baðýrýrsak ve kendi tarafýmýzdakini görmezlikten gelerek onu “holiganizm”e indirgersek, Rum tplumunda milliyetçilik o denli güçlenecektir.
Kin, zorbalýk ve patolojik milliyetçilik, lâfla önlenemez; yapýlacak iþlerle, politik uygulamalarla ve toplum içindeki saðlýklý güçlerin tümünü harekete geçirmekle önlenebilir. Ancak, na yazýk ki, iktidardaki sol partinin muktedirleri, patolojik milliyetçiliði üreten ve yayan güçlerle ayný cephede bulunmakta ýsrar etmektedirler. Bu da þunu gösteriyor ki ülkenin geleceði, iktidarda olanlarý ilgilendirmiyor. Onlarý ilgilendiren tek þey, erkin paylaþýmýdýr.
Ýktidara gelmesiyle birlikte, toplumda deðiþiklik yapma arzusunu kanýtlamak için Rum solunun eline altýn bir fýrsat geçmiþti. Bu arada kendisini de milliyetçi mirasýndan arýndýrabilir ve halka yeni bir vizyon verebilirdi. Bunun yerine, iktidarda kalabilmek için milliyetçi unsurlar tarafýndan yönetilen güçlerle ileriye dönük iþbirlikleri ve cepheler oluþturmaya çalýþýyor. Ve birileri sormadan edemiyor: “Peki, milliyetçilikle kimler mücadele edecek?”
Milliyetçilik baþ kaldýralý epey oldu ama bunu kimse kabul etmiyor: “Taþ atan holiganlar, Kýbrýslý Türk yurttaþlarýmýzýn arabalarýnýn lâstiklerini parçalayan holiganlar, onlarý taþ yaðmuruna tutan ve arabalarýný tahrip eden holiganlar, ciltlerinin rengi farklýdýr diye yolda yürüyen insanlarý döven holiganlar.” Bu tipler sadece böyle tanýmlanýyorlar. Gerçek felaket küçümsenerek bu insanlar “holigan” veya “kafasýz” olarak addediliyorlar.
Milliyetçilik tohumlarý ekenler ve olaný biteni “Kýbrýs Elenizminin varlýðýný sürdürme savaþý” olarak yorumlayanlar, gerçekleri kabul etmek için hiçbir nedenleri yoktur. Üstelik bunu niye yapsýnlar ki? Ufukta çözüm belirtileri göründüðü zaman onlarý çözümden yana olan Rumalara karþý kullanmak için onlara ihtiyaçlarý olacaktýr.
Amma ve lakin, madem ki þimdi kimse aðzýný açýp konuþmuyor, madem ki gerçekler dile getirilmiyor, bir zamanlar olduðu gibi, gün gele, yeniden “Anavatan ile enosis yapmak” için mücadeleye giriþecek “huliganlar”a karþý gelip ayak direyecek kimse bulunmayacaktýr.”
XXXXX
Hepinize saðlýklý, baþarýlý, mutlu ve barýþ dolu yeni bir yýl dilerim.
|
 |
2011-01-02 |
Bu yazý |
628 |
kere okundu |
|
KÖÞE YAZARLARI
KÖÞE YAZARLARI
SPOR YAZARLARI
|
VÝDEO HABERLER
|
Adriano noktayý koydu
Diþler nasýl çürür
En Komik 3 Türk Filmi
Fener’den bir kez daha yalanlama
Maçta futbolcu dehþeti
|
 Ýsmi Fenerbahçe ile anýlan Adriano transferi konusunda son kararýný verdi
 Ýyi bir diþe sahip olmak için önce diþlerin nasýl çürüdüðünü öðrenin.
 Ýnternet þirketi AOL en komik 10 film arasýna 3 Türk filmini kattý. Bakýn onlar neler...
 Fenerbahçe Kulübü, basýnda çýkan iddialar üzerine, Brezilyalý yýldýz Roberto Carlos ile ilgilenmediklerini bir
 3. Lig'e yükselme birinci kademe grup maçý, yeþil sahalarda ender görülen bir futbolcu dehþetine sahne oldu. R
|
|
|
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Gunluk Gazeteler
|
|