09 Aralık 2016

Aman kalsın…

Haber İçi Üst

Cumhurbaşkanı Eroğlu, üniversitelerin artık hedef büyütmesi gerektiğini söylemiş.
Tabii onun öncelikli olarak kastettiği, öğrenci sayısını arttırmak. Nitekim konuşmasında 100 bin öğrenciye ulaşmaktan bahsediyor.
Her şeyi tamam bir ülke olsak, en azından altyapımız tamam olsa, amenna. Ulaşalım tabii, niye ulaşmayalım. Ama nasıl? Lafla peynir gemisi yürümediği gibi, üniversiteler ağızlarıyla kuş tutsalar, bu ortamda kolay iş değil…
Yüksek öğrenim öyle bir sektör ki, fabrikada üretim yapmaya benzemez. Tarlada ürün yetiştirmeye de… Kaldı ki onları bile doğru dürüst üretemiyoruz da, gittikleri yerden “zehirli” diye geri geliyorlar.
Her neyse, üniversite kavramı, kurulmasından gelişmesine ülkenin yaşam koşullarıyla bire bir ilişkili. Sektör belki de başka hiç bir alanda olmadığı kadar insan odaklı. Öğretim üyesi de, öğrencisi de akademik özelliklerden çok, önce ülkenin yaşanabilir olup olmadığına bakıyor doğal olarak. Nasıl bir çevre, nasıl bir ülke yönetimi… Çağdaş mı? Hizmet sektörü ne durumda? Hepsinden önemlisi, güvenli mi..?
Sokaklarında yürümenin bile cesaret istediği, çeşmelerinden lağım akan, sokakları pislikten geçilmeyen, üçüncü ülkelerden bile geri, bir toplu taşımacılık sistemi olmayan bu ülkeye okumaya gelmek, başlı başına bir cesaret işi değil de nedir..? Diğer yandan, Kuzey Kıbrıs’taki üniversiteleri yok etmeye programlanmış, vahşi ve ahlaksız bir rekabet ortamı var. Bu haksız rekabeti sürdürenlere karşı verilen ciddi bir de mücadele de var. Geçtiğimiz günlerde yazmıştım, bir daha tekrar edeyim, “KKTC’de fuhuş, KKTC’de kumar” haberleri, her nedense öğrenci alımlarının yapıldığı dönemde zirve yapıyor. Ne tesadüf değil mi..?
Bence üniversitelerimiz bu ortamda sadece uyanık olmalı, zararlı propagandalarla mücadele etmeli, başarılarına leke sürülmesine izin vermemeli veeee hepsinden önemlisi, siyasetten de siyasetçiden de uzak durmalı…

Durduramıyorsanız ödeyeceksiniz…
Biz gazeteciler sayfalar dolusu, her Allah’ın günü yazıyoruz, partiler sendikalar bar bar bağırıyor, buna rağmen hükümeti durduramıyoruz, o halde ceremesini de ödeyeceğiz.
Yandaş istihdamlarının maliyetinden bahsediyorum.
Bütçesi 58,4 milyon lira açık veren bir ülkede, bir ayda 400 kişinin devlete getirdiği mali yükü kim ödeyecekti, tabii ki biz vergi mükellefleri. Nasıl mı? Dolaylı vergilerle. Bakan Ersin Tatar Hürriyet Gazetesi’ne “Dolaylı vergiye dayanmaktan başka çaremiz yok” diye boşuna söylemediydi. İşte her hafta otomatiğe bağlanan akaryakıt zamlarının izahı da budur. Ne dünya petrol fiyatları artmıştır, ne de döviz. Sadece devletin giderleri artmıştır. Layığımızdır, mademki durdurmaya gücümüz yetmiyor, çekeceğiz. Kimse de çıkıp, haybeye şikayet etmesin…

YERİN KULAĞI VAR
BARİ SUSUN DA OTURUN:

Devlete yapılan son istihdamlarla ilgili olarak, Başbakanlık’tan yapılan açıklamada, “Söz konusu istihdamların yapılmasında, yasanın ilgili maddesinde öngörülen bütün kurallara uyulmuştur” denilerek, işe alınanlarla ilgili olarak, Çalışma Dairesi’nden tümünün işsiz olduklarını gösteren belge alındığı iddia edildi. Daha da ilginci, işe girenlerin sınavla işe alındığıdır. Yahu, ayıptır, günahtır. Kim nasıl çağırıldı, nasıl işe başladı hepimiz biliyoruz. Bir iş yaptınız, yüzünüze gözünüze bulaştırdınız. Bari susun da oturun. Daha fazla rezil olmanın alemi yok…

HAKSIZLIK İSYAN ETTİRDİ:
21 Ekim kurultayında İrsen Küçük’e destek veren Lapta UBP Belediye Meclis Üyeleri’nin yarısı, ikinci turda saf değiştirmeye hazırlanıyor. Partinin genel sekreterlik görevini de sürdüren, Lapta Belediye Başkanı Fuat Namsoy’a rağmen bazı meclis üyelerinin, Girne bölgesinde uygulanan istihdam politikasını protesto etmek için bu kararı aldıkları iddia ediliyor…
GİRNE’DE ÜSTEL’E TEPKİ VAR:
Kurultaya sayılı günler kala adayların bölgelerdeki çalışmaları son hızla sürerken, özellikle Girne bölgesinde Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel’e delegelerden büyük tepki var. Hatta bakanı örgütlere bile sokmadıkları iddia ediliyor. Bölgeye verilen kontenjanların tamamını kendi yakın aile ve çevresi için kullanan Üstel’in bu istihdamlarının kurultaya değil, gelecek seçimlere yönelik olduğu da yine gelen iddialar arasında…
UBP ADAYI BUGÜN BELLİ OLUR:
Önce DP, ardından CTP’nin Lefkoşa Belediye Başkanlığı için adaylarını belirlemesinin ardından şimdi de gözler UBP’ye çevrildi. UBP içerisinde bir grup, adayın belirlenmesinin 24 Şubat sonrasına bırakılmasını isterken, çoğunluk zaman geçirilmeden yapılmasından yana. Bugün toplanacak UBP yetkili kurullarının UBP adayını belirleyeceği iddia ediliyor. Yine gelen iddialar, UBP adayının, büyük bir olasılıkla Hasan Sertoğlu olacağı yönünde…
NE DEMEK İSTEMİŞ:
“Ortaklık arayışına kimse bize milletvekilini dayatsın diye girmedik” demiş Çakıcı. Nasıl yani anlayamadım. CTP ille de bir milletvekilini mi çıkartmak istemiş? Bunu niye istemiş olabilir ki? Ya da başka türlü soralım, adayın milletvekili olmasının ne sakıncası varmış? Birliktelik olmayınca, çamura yatmak denir buna. DP’nin, “aşırı uçlarla bağlantısını kesmediği” gerekçesiyle ortak aday çıkartmadığı TDP, şimdi de CTP’den eli boş döndü. Seçime bu kadar kısa zaman kalmışken, ayak oyunları yapmak kimseye yaramadı…
ASLANBABA İÇİN SÜREÇ BAŞLADI:
UBP İskele Milletvekili Ejder Aslanbaba için Meclis İçtüzüğü gereği ihraç süreci başlatıldı. Devamsızlığından dolayı işlemlerin başlatıldığı Aslanbaba için son durak Meclis Genel Kurulu olacak. Eğer Meclis Genel Kurulu’nda yeterli sayıya ulaşılırsa Aslanbaba’nın milletvekilliği sona erecek… 
MECLİS DEĞİL HABABAM SINIFI:
Önceki akşam Havadis Gazetesi’nin 4. kuruluş resepsiyonunda Meclis Başkanı Hasan Bozer ile birlikteyken telefonu çaldı. Telefon sesi “Hababam Sınıfı”nın müziğiydi. “Hayırdır Başkan, Meclis Hababam Sınıfı’na benzediği için mi sizde bu müziği telefonunuza seçtiniz” diye sordum. Biraz duraksadı ve  “Yok çok seviyorum” deyiverdi. Aslında Meclis’in son halinin Hababam’dan farksız olduğunu, o da biliyor ama konumundan olsa gerek söylemek istemiyor…   
İYİ Kİ VAR: 
Hükümetin akaryakıta yaptığı son zammı fırsat bilen sendikalar, ardı ardına açıklama yaparak zammı protesto ettiler. Yani hükümet zam yapmasaydı ne bulup da açıklama yapacaklardı merak ederim. Adamların yaşam nedeni, hükümetlerin yaptığı yanlış icraatlar. Bereket ki, başımızda UBP gibi bir hükümet var da, sendikalara bol bol yazılı açıklama yapacak malzeme veriyor. Yoksa ne olurdu halleri…

ZİRVEDEKİLER
Lüzinyan Evi:
Lefkoşa surlar içinde yer alan Lüzinyan Evi Müzesi, Turizm Çevre Ve Kültür Bakanlığı’na bağlı Eski Eserler Ve Müzeler Dairesi tarafından hazırlanan restorasyon projesiyle yeniden düzenleniyor. 2013’de tamamlanması hedeflenen restorasyonun ardından yeniden düzenlenecek bahçe, konsepte uygun kokteyl, resepsiyon gibi etkinliklerde kullanılabilecek. Mekanda bulunan büfe ise, Kıbrıs’a özgü yiyecek ve içecek servisi yapacak. Dereyi görmeden paçaları sıvamayalım ama, ne yalan söyleyeyim, hayali bile güzel. Keşke her gün böyle güzel haberler yazabilsek…

DİPTEKİLER
KKTC Meclisi:
Meclis Başkanı Bozer’le konuştum. “Ne günahım vardı da böyle bir dönemde Meclis Başkanı oldum” diye hayıflanıyordu. Nisap sorunundan, salonun sürekli boş kalmasından, özellikle yasalar konusunda komitelerin verimsizliğinden ve partiler arası konsensüs sağlanamamasından, devamsızlıktan şikayet ediyordu. Meclis Başkan Yardımcısı Mustafa Yektaoğlu da öyle. İşte konuşmamızın ertesi günü yani dün Meclis sadece 5 dakikalığına toplandı. Oturum açıldı ve kapandı. Sanki güllük gülistanlık bir memleketteyiz. Hiç bir sorunumuz yok. Hiçbir yeni yasaya düzenlemeye ihtiyacımız yok. Bunun adı sadece sorumsuzluktur, başka bir şey değil…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil