04 Aralık 2016

Altının bankalar sistemiyle ekonomiye kazandırılması

Haber İçi Üst

Türkiye’de yastık altı altının bankalar sistemine alınması ve bu servetin ekonomiye kazandırılması ve altın sahiplerinin de getiri temin etmesi amacıyla altının bir süreden beri mevduat şeklinde kabulü, isabetli bir gelişim olmuş ve ekonomiye kaynak yaratılmıştır.
Bu önlemden sonra bu hafta yeni bir iddia, Türkiye’de en çok ses çıkaran konulardan biri olarak, bankaların altın ve ziynet alım satımı da yapacağı ile ilgili çıkan haberler olmuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK)’nun bir yönetmelik hazırlığı içinde olduğu ve bu muhtemel yönetmeliğe göre bankalara da altın sikke alım satımı dahil, cumhuriyet altını ve ziynet eşyaları alım satımını da yapabilmesi için yetki verileceği haberleri, kuyumcuları tedirgin etti. Böyle bir yönetmelik çıkarsa kuyumcuların reaksiyon gösterecekleri şimdiden yaptıkları açıklamalarla belli oldu.
Birinci paragrafta bahsettiğim ve bir süre önce Türkiye’de atıl vaziyette yastık altı tabiriyle evlerde saklı duran altınların su yüzüne çıkarılarak ekonomiye kazandırılması ile ilgili düzenleme, hem altın sahiplerinin elinde atıl duran altınların bir getiri sağlaması ve ekonomiye mevcut bir servetin kazandırılması açısından, oldukça ilgi görmüştür. Uzun vadede her halükarda değeri artan altının, yatırım aracı olarak satın alınması ve saklanması veya muhafaza edilmesi, Türk halkında geleneksel bir şekilde oldukça yaygın olduğu ve bunu bir nevi sigortaları olarak gördükleri malumdur. Hatta altın biriktirip gayrı menkul alan veya alırken başlangıç olarak bu birikimi kullananlar azımsanmayacak kadardır. “Yastık altı” altın tutmak alışkanlıklarının ve geleneğinin yoğun olduğu Türkiye’de saklı altının bankalar nezdinde değerlendirilmesi yönündeki bu önlemler, genelde her çevrede akılcı bir adım olarak değerlendirilmiştir. Çünkü getirilen bu sistemle altının, parada olduğu şekilde mevduat gibi bankaya yatırılması ve altın sahibine de bir ilave getiri sağlanması söz konusudur. Burada mülkiyet şahsındır veya yatıranındır. Artı getirisi olacaktır. Bankalar bu altınları emaneten alacaktır.
Bu önlem bankalardaki altın stoklarını da arttırmış ve arttıracaktır. Merkez Bankası da bankalardaki Türk Lirası ve döviz mevduatlarının munzam karşılıklarının, yani yasal karşılıkların da bir kısmını bir süreden beri bankalardan, altın olarak kabul etmeye başlamıştır. Bankalar, nezdlerindeki mevduatların, TL veya döviz mevduatlarının yasal karşılıklarının Merkez Bankası’na yatırılmasında, bu karşılıkların tamamını TL olarak değil döviz olarak ve altın olarak yapabilmektedirler. TC Merkez Bankası yasal karşılıkların % 25 oranına kadar kısmını altın olarak da kabul etmektedir. Merkez bankasının geçen yıldan beri mevduat yasal karşılıklarının döviz veya altınla yatırılması hususunda oranın arttırılması sonucunda döviz ve altın rezervleri artmıştır. Geçen hafta altın olarak %25 oranın, % 30’a çıkacağı açıklanmıştır. Döviz olarak ise % 60’a kadar limit konmuştur. Bu husus Merkez Bankası’ndaki döviz rezervlerini de artırmaktadır. Nitekim bu yıl döviz rezervleri de altın rezervleri de özellikle son aylarda bu nedenin de etkisiyle hızlı bir artış sağlamıştır. Bu yıl 9.4 milyar$ döviz rezervinde, ve 5.5 milyar$’lık da altın rezervinde artış olmuştur. Ayrıca piyasaya ilave likit ve ekonomiye bir kaynak sağlama ile parasal genişleme imkanı da yaratmıştır.
TL mevduatları dahil mevduatlara karşılık, bankalarca TC Merkez Bankası’na yatırılan zorunlu karşılıkların, döviz ve altınla olması bankaların maliyetlerine de olumlu etki yapmaktadır. Ayrıca bankalar dış kur etkilerine karşı daha koruyucu olmaktadır. Bu önlemle zincirleme bir fayda sağlanmıştır. Ekonomiye ilave kaynak yaratılmış ve parasal bir genişleme sağlamıştır.
Türkiye’de alınan bu önlemlerden sonra, kısa bir süre önce KKTC Hükümeti de bu konuda önlemler alacağı ve yastık altı altının banka mevduatı şeklinde işlem göreceği veya kredi alırken teminat gösterileceği için kredilerde ferahlama olacağı gibi yararlarından söz edilerek, bu uygulamayı devreye koyacaklarını açıklamışlardı. Bir defa KKTC’deki yastık altı ekonomiye kazandırılabilecek bir birikim ağırlığı, şimdiki alışkanlıklar dolayısıyla olamayacağı gibi, “yastık altı”ndan çıkıp da ekonomiye katkı sağlayacak bir meblağ beklemek kanaatimce hayal olur.
Yaygın olarak hangi vatandaşın yastık altı altın birikimi, ihtiyaçları veya hedefleri için sağlamak isteyeceği kredi konusunda teminat olabilecek çaptadır? ki teminat konusuna çözüm olacak!..  Bir zamanlar biz çocukken köy kent farkı olduğu yıllarda büyüklerimizden hep duyardık halkımız geleneksel olarak tasarruflarının bir kısmını özellikle köylerde altına yatırıp sigortası olarak tutardı. Bu da sınırlı miktarda ve ak akçe kara gün içindir düşüncesiyle ileriki muhtemel makul ihtiyaçların karşılanması kadardı. Esasen köylerde bankacılık, kooperatifçilik çerçevesi dışında, yoktu.
Şimdilerde ise, altını yatırım aracı olarak kullanma alışkanlığı ise çok zayıftır. Halk, genelde para olarak tasarruflarını – TL veya döviz- tutmayı tercih etmektedir. Veya daha fazla parası olanlar da, gayrı menkulü yatırım aracı olarak görme eğilimindedir. Parası olanlar için daha önce her türlü tapu, son zamanlarda ise özellikle Türk tapusu mallara, rağbet daha çok artmıştır. İstikrarsızlıklar dolayısıyla şimdi gayrı menkule karşı da talep azalmıştır.
Dolayısıyla hükümetçe müjde kabilinden yapılan açıklamalarda olduğu gibi, zor duruma düşüp de kredi almak amacıyla bankalara altın garantisi verebilecek vatandaş ya yoktur ya da birkaç kişiyi geçmez. Eskiden bakkala altın bileziğini verip de üç beş kuruş borç alan şeklinde işleyen ufak çaptaki işlemler ekonomide bir hareket yaratmaz. Dolayısıyla geniş bir kesimi kapsayan normal vatandaş açısından şimdiki durumda KKTC’de mevcut alışkanlıklar itibarıyla bankalar sistemine girebilecek ve ekonomiye fayda sağlayabilecek “yastık altı” altın birikimi kanaatimce olmadığı gibi, halkın özellikle türlü göçlerden sonra, var olan bir miktar alışkanlığı da şimdi kalmamıştır.
Altın eşyası alımı daha ziyade ziynet eşyası olarak kullanılmak amacıyla olmaktadır ki o da konumuz dışıdır. Çünkü süs eşyası olarak işlenmiş altının değeri satışta oldukça düşmekte olduğu cihetle tasarruf ve birikim aracı olamaz.
Bir önlem alınırken mevcut kıymetler, değerler ve mevcut tercihler büyük önem taşır. Dolayısıyla Türkiye’de büyük bir açılım yapan ve ekonomiye kademeli olarak büyük yarar sağlayan bu önlem, KKTC ekonomisinde ses getirmez. Her ekonominin açılımında kullanılacak aletlerin kendi özellikleri göz önünde tutularak kullanılması esastır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam