04 Aralık 2016

Alicik: Eğitim bilimsel temellerden uzaklaştırıldı

Haber İçi Üst

Ülkemizde 28 Temmuz’da yapılacak olan erken genel seçimlerde milletvekilliğine aday olan eğitim bilimcileri bu köşede sizlere tanıtmaya devam ediyoruz.  Aday olurken hedefleri ve düşüncelerini n ne olduğunu sizler için öğrenmeye çalışacağız. Bugün CTP-BG Lefkoşa Milletvekili adayı Dr. Hasan Alicik ile yaptığımız ve ilgiyle okuyacağınız sohbeti sizlerle paylaşıyoruz.

Soru: Sayın hocam birçok insan sizi tanıyor olsa da bize kendinizi tanıtır mısınız?
Dr. Hasan Alicik:
21 Aralık 1967’de Lefkoşa’da doğdum. Küçük Kaymaklı İlkokulu’nu, 20 Temmuz Lisesi’ni ve Türk Öğretmen Koleji’ni bitirdim. Ankara Üniversitesi’nde Eğitimin Sosyal ve Tarihi Temelleri Bilim Dalı’nda yüksek lisans ve doktora eğitimimi tamamladım.
İlkokul öğretmenliği görevimden sonra, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi’nde müdür olarak görev yaptım. “Kimlik Yabancılaşma Asimilasyon”, “Kıbrıs Türk Ailesi” adlı iki kitap yayınladım. Eğitimde fırsat eşitliği ile göçmen işçi aile çocuklarının sosyo-kültürel ve eğitim sorunlarına ilgi göstererek, araştırmalar yaptım. Bu konularda yayınlanmış makalelerim bulunmaktadır. Editörlük, bilim kurulu üyeliği gibi görevlerin yanı sıra eğitim tarihi ve eğitim sosyolojisi alanlarında akademik çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Soru: Peki hocam neden siyaset ve neden aday oldunuz?
Dr. Hasan Alicik:
Adaylığımın biri toplumsal, diğeri de eğitimsel olmak üzere iki nedeni vardır. Öncelikle toplumsal gelişmeye katkı sağlayabilmek için aday oldum. Toplumsal gelişme derken sosyal devlet anlayışından tutun da, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Ayrıca adalet, eşitlik, onur gibi kavramların siyasal gerçeklikte hayat bulmasına katkı sağlamak için aday oldum.
İkincisi ise eğitimsel nedenler bulunmaktadır. Gençlere daha iyi eğitim olanakları sunulmasına katkı sağlayabilmek için aday oldum.  Çağın gerisine denk düşen eğitim anlayışına göre gençlerin yetişmesini “çağdaş eğitim” gibi sunulmasını içime sindiremediğim için aday oldum. Her geçen gün eğitimin bilimsel temellerden uzaklaştırılmasını kabul edemediğim için aday oldum. 

Soru: Seçilirseniz hedefiniz nedir? Neler yapmayı planlıyorsunuz?
Dr. Hasan Alicik:
Öncelikle eğitimle ilgili yasal mevzuatı yeniden düzenlemek gerekmektedir. Yasaların çoğu 20. yüzyıldan kalma. Oysa yeni bir yüzyıla girdik. Öte yandan bilimsel gelişmeler olanca hızıyla sürmektedir. Yüzyıl gerideki yasalarla toplum 21. yüzyıla hazırlanamaz. Diğer toplumlar nezdinde hak ettiği yeri alamaz. İlerleyemez…
Bu nedenle Kıbrıs Türk toplumunun gelecekteki hedefleri ve ihtiyaçları ile toplumsal, ekonomik, bilimsel gelişmeler dikkate alınarak Milli Eğitim Yasası yeniden düzenlenmesi veya yazılması gerekmektedir. Bunun için bireyi, öğrenciyi merkeze alan eğitim felsefeleri dayanak noktası olmalıdır.
Eğitim Bakanlığı’nın örgütsel ve idari yapısı çağdaş bir anlayışla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Değişimi algılayıp doğru yanıt verebilen, sürekli kendini yenileyebilen, yerinden yönetim ilkesini benimsemiş, hizmet sunumunda verimlilik, kalite ve hızı dikkate alan, teknolojiyi etkin kullanan bir örgüt yapısına dönüştürülmelidir.
Örneğin mevcut yasalarda program geliştirme, ölçme değerlendirme gibi alanlarda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlarına ilişkin tanımlama bulunmamaktadır.
Yani önce çağdaş bir anlayışla Milli Eğitim Yasası yapılacak daha sonra buna uygun olarak Bakanlık örgüt yapısı düzenlenmelidir ve bu okullara kadar uzanmalıdır. Okullara daha fazla özgürlük, daha fazla yetki ve elbette bütçe verilmelidir. Çağdaş bir yasa, çağdaş bir örgüt yapısıyla ve anlayışıyla uygulanabilir. Biri yeni biri eski olmaz. Uyumlu olmalıdır.

Soru: Ülkede eğitimde ciddi sorunlar var. Size göre en önemli sorunlar nelerdir?
Dr. Hasan Alicik:
Ülkemiz eğitiminde özellikle 2009’dan sonra çok ciddi anlamda dağınıklık, tutarsızlık ve tahribat yaratılmıştır. Bir yandan ‘öğrenci merkezli eğitimi’ diline pelesenk etmiş olanlar, öte yandan da çoktan seçmeli sınavlara dayalı eleyici uygulamalara başvurmaktadırlar. Bu gibi tutarsız uygulamaları artırabiliriz…
Eğitimdeki ciddi sorunlardan biri de öğretim programlarıyla ders kitapları arasında tutarlılık bulunmamasıdır. Bazı kitaplar burada yazılmış, bazıları Türkiye’den getirilmiş. Örneğin ilkokul birinci ve ikinci sınıfta öğrenciler burada yazılan kitapları okuyorlar, üçte ise Türkiye’den gelen kitap okutuluyor. Biri başka, öteki başka. Programlar ise orta yerde yok.
Öğretim programları, ders kitapları, öğretim yöntem ve teknikleri ile ölçme değerlendirmede arasında eğitim felsefesi bütünlüğü yok. Hepsi ayrı ayrı telden çalıyorlar. Elbette tüm bunların eğitim sistemiyle de uyumlu olması gerekmektedir. Elemeye dayalı değil yönlendirmeye dayalı bir eğitim sistemi oluşturulması gerekmektedir.
Benzer şekilde hizmet içi eğitimler, denetleme, değerlendirme ve yönlendirme hizmetleri yetersiz.
Bu sorunların yanı sıra kolej giriş sınavları, dinsel eğitim, okul/sınıf öğrenme ortamlarının eğitim teknolojileri bakımından yetersizliği, yabancı dil öğretiminde yanlış uygulamalar ve ölçme değerlendirme gibi sorunlar bulunmaktadır.
Etkin bir rehberlik hizmetiyle çağ nüfusunun yaklaşık %55’i meslek liselerine yönlendirilmesi gerekmektedir. Oysa tam tersi olmaktadır. Genel liselere yığılma her geçen gün artmaktadır.
Soru: Hocam sorunları aktardınız ama, peki bu sorunların çözümleri nasıl olmalıdır?
Dr. Hasan Alicik: Öncelikle şunu söylemek isterim belki de bunu ilk söylemem gerekirdi. Sorunları çözmek gelişme veya ilerleme anlamına gelmemektedir. Eğer sadece sorunlara odaklanılırsa eğitim, sorunların peşi sıra savrulup gidecektir. Asıl olan vizyondur. Vizyon olmadığı için ne yapılacağı, nasıl yapılacağı bilinemiyor.
Bu nedenle katılımcılık anlayışıyla yeni bir şura yapılarak tüm sosyal paydaşların katılımıyla, toplumsal ihtiyaç ve hedefler dikkate alınarak yeni vizyon belirlenmelidir.
Vizyon belirlendikten sonra (1) öğretim programları ve ders kitapları,(2) öğretim yöntem ve teknikleri, (3) ölçme değerlendirme, (4) öğretim teknolojileri, (5) rehberlik hizmetleri, (6) hizmet içi eğitim, (7) denetleme değerlendirme ve (8) okul yönetimlerinin geliştirilmesi amacıyla geçiş plan, program ve projeleri yapılmalıdır. Bu sekiz unsur bütünsel bir eğitim felsefesi şemsiyesi altında tutarlılaştırılarak eş zamanlı uygulamalar haline dönüştürülmelidir.
Yani eğitim vizyonu belirlenerek, nereye varılmak, ne yapılmak istendiği planlanmalıdır.
Yeni eğitim modeli şura çalışmaları ve ihtiyaç analizleri yapılarak geliştirildikten sonra birkaç ya da beş ilçede pilot uygulaması yapılarak yaygınlaştırılmalıdır. Pilot uygulamadan kastettiğim yukarıda saydığım sekiz unsurun birlikte tıpkı bir saatin dişlisi gibi uyum içinde çalışıp çalışmadığını kontrol etme ve geri bildirim almak içindir. Akademik bilgi ile deneyimin uyumlu çalışmasını sağlayabilmektir.
Öğretmen ve akademisyenlerimiz 2004-09 döneminde 83 adet ders kitabı ve öğretim programları hazırlayarak eğitim tarihimizde bir ilke imza koydular. Bu deneyim orada duruyor. Bunun üzerine koyup geliştirmek gerekir. Bugün artık kendi ülkemize, kültürümüze, toplumsal yapımıza uygun çağdaş bir eğitim sistemini geliştirecek deneyim ve bilgi birikimine sahip olduğumuza inanıyorum.
Bireyin özgürlüğünü ve gelişimini, fırsat eşitliğini, çok kültürlülüğü, yönlendirme ve desteklemeyi içeren bilimsel, sosyal, felsefi, kültürel temellere dayalı yeni bir eğitim sistemini kurgulayabiliriz. Bunun için hem akademisyenlere hem de öğretmenlerimize güveniyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam