08 Aralık 2016

Adım adım hedefine gidiyor..!

Haber İçi Üst

Kendisinden sonra oluşan yönetimle arası bir türlü düzelmeyen, daha doğrusu emanetçi olarak gördüğü Küçük başkanlığındaki UBP ile yıldızı barışmayan Derviş Bey, Küçük’ün 2015 yılında yapılacak seçimlerde, UBP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak karşısına çıkmaması için, kurultayı bahane ederek, İrsen Küçük’e karşı düğmeye basmıştı. Hoş, İrsen Bey de bu süreçte yaptığı yanlış seçim ve icraatlarla, Eroğlu’nun ekmeğine yağ sürmüştü adeta. Neyse aylar süren kurultay kavgaları ve 8’lerin UBP’den koparılışı, Eroğlu’nun ortaya koyduğu uzun vadeli planının ilk ayağıydı…

Küçük’ün UBP’den ayrılan 8’lerin bu hareketini baltalamak için yapabileceği karşı hareket, erken seçim kararı alıp, 8’leri siyasetin dışında bırakmaktı. Ancak Derviş Bey olası senaryolar için karşı palanını çoktan hazırlamış ve 8’lerin DP’ye geçmesi konusunda, Serdar Denktaş ile çoktan anlaşmıştı. Küçük’ün 4 yıllık başarısız icraatları hem toplumda, hem de kendi partisinde büyük tepki toplamıştı. Erken seçimler, Eroğlu’nun kurultayda kaybettiği şansı tekrar yakalamasına fırsat olmuştu. Ve sonuçta, 28 Temmuz seçimlerinde, delege oyu ile götüremediği İrsen Küçük’ü sandıkta bırakmayı başardı da.

Ancak Küçük’ün gitmesi, Eroğlu’nun 2015 yılı için kurduğu hayallerin gerçekleşmesine yetmiyordu. Sadece DP’nin oyları, tekrar seçilmesi için yeterli değildi. Bu kez ortaya, “sağda birlik” projesini ortaya attı ve Serdar Denktaş’ı da, sağda birliğin liderli olarak planına dahil etti. En büyük hedefi “Başbakan” olmak olan Denktaş için ise bundan büyük bir fırsat olamazdı. Sonuçta bu planı hayata geçirmek için düğmeye basıldı. Alan da, satan da memnundu… Seçimlerin hemen ardından, kendine yakın UBP’li vekillere “UBP-DP” birleşmesi yönünde açıklamalar yaptırdı. Her şey istediği gibi gidiyordu. Planı tıkır tıkır işliyor, her iki partinin hem yönetim, hem de üyeleri ve de kamuoyu, “sağda birlik” konusunu tartışıyorlardı…

Artık tek hedef, bu iki partinin güçlü bir şekilde birleşmesi ve 2015 seçimlerinde en büyük rakibi olacak olan Talat’ı ekarte etmeye gelmişti sıra. Hükümet kurma görevini bir türlü veremiyordu CTP’ye. Biraz daha kafa karıştırmak ve de UBP’ye son rötuşları yapmak için biraz zamana ihtiyacı vardı. Bayram tatili Eroğlu’na ilaç gibi geldi. “Ülkenin daha fazla beklemeye tahammülü yok, bayram sonrası görevlendirme yapacağım” demesine rağmen, “bekleyip göreceğim, partilere değerlendirme yapmaları için fırsat vereceğim” diyerek ancak dün görevi CTP’ye verebildi…

Öyle sanıyorum ki, yazdığı senaryoyu adım adım uyguluyor. Önceki gün hem ben, hem de sevgili Başaran Düzgün aynı kuşkuları yazdık. Önce CTP-DP koalisyonu (bundan da amaç, CTP’yi yıpratmak) ve ardından kendisini tekrar saraya taşıyacak UBP-DP koalisyonu…

Kim ne derse desin, sever veya sevmezsiniz ancak Sayın Eroğlu bu konularda uzman. Serdar Denktaş ve seçim sonrası bazı UBP’li vekiller elini boşuna öpmediler Derviş Bey’in…

Etemio olayında kamuoyu aydınlatılmalı…
Geçtiğimiz günlerde Nijeryalı öğrenci Stanley Eteimo, denizde ölü bulunmuştu.

Konu hemen hemen bütün Nijerya basınında ve diğer Afrika ülkelerinin gazetelerinde yer aldı…
KKTC polisi, intihar olasılığı üzerinde durmakla birlikte, olayın çözülmesi için otopsi sonucunu beklediğini duyurdu. O günden bugüne de konuyla ilgili, başka bir açıklama yok…

Oysa olay Afrika kıtasındaki hemen tüm ülkelerin basınında ve özellikle de sosyal medyada KKTC aleyhine bir kampanyaya dönüşmüş durumda.  KKTC, Kıbrıs Türkleri ve polis aleyhine müthiş bir anti-propaganda var…
Örneğin Nijerya’nın çok satan magazin dergisi Pulse, polisin intihardan şüphelendiği için, otopsiye gerek duymadığını iddia ediyor. Derginin haberinde, müzisyen olduğu bilinen Etemio’nun, bir gün önce kız meselesi yüzünden bir Kıbrıslı Türkle tartıştığı, ölümle tehdit edildiği öne sürülüyor ve bu noktada Etemio’ya karşı ırkçı davranışlar sergilendiği de iddia ediliyor. Güney Kıbrıs’taki Nijerya Elçiliği, konuyla ilgilenmeye çağırılıyor…

Bizlerin bu durumda sessiz kalma, geçiştirme lüksümüz yok. Ben polisin gerekli soruşturmayı sürdürdüğüne yürekten inanıyorum. Eksik olan, kamuoyunun yeterli ve doyurucu şekilde bilgilendirilmesi… Daha doğrusu, soruşturma konusunda güven verilmesi. Ortada ölüm gibi ciddi bir olay var. Üstelik de garip bir ölüm. Çıkabilecek hassasiyetleri de şüpheleri de ortadan kaldırmak polisin görevi olmalı… Bu ülkede halen 8 bin Afrikalı öğrenci var ve kendilerini güvende hissetmiyorlar. Hepsi polisten gelecek bir habere odaklanmış, bekliyor. Bu durumda yapılması gereken belki de, onların da anlayacağı şekilde, İngilizce bir basın toplantısı olmalı. Bunu polis mi yapar, İçişleri Bakanlığı mı bilmem ama, süratle yapılmasında yarar var…

Kıbrıs’ın Kuzeyi artık eskisi gibi homojen bir nüfusa sahip değil. Öğrenciler, turistler ve sürekli Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan çok sayıda yabancı var. Olayın bu şekilde istismar edilmesi, hem eğitim sektörünü, hem de ülkeye bakış açısını yerle bir etmeye yeter…

 

YERİN KULAĞI VAR

NİYETLİ GÖRÜNMÜYORLAR:
Bilmem farkında mısınız ama, hükümet kurma konusunda partiler pek niyetli değil gibi bir hava var sanki. CTP’de dahil olmak üzere hiçbir parti hükümete girmek için pek hevesli görünmüyor. Eroğlu’nun görevlendirme konusunda yaptığı çelişkili açıklamalar ise, sanki farklı bir şeylerin hazırlandığı izlenimi veriyor…

DP’DE KOLTUK KİMLERİN OLACAK:
Olası bir CTP-DP koalisyonunda en çok terleyecek olan hiç kuşkusuz Serdar Denktaş olacak. Bakanlık bekleyen 11 milletvekili. Bunlardan sadece 4’ü o koltuğa oturma şansını yakalayacak. Bakanlıklardan en az ikisinin, Ulusal Güçler kanadına verileceği iddia ediliyor. Bu iki isim ise büyük ihtimalle Ahmet Kaşif ve Hasan Taçoy olacak gibi görünüyor. DP kanadından ise Arabacıoğlu’nun bakanlığı garanti gibi. Görev almaması halinde ise Serdar beyden boşalacak koltuk için ise DP kanadından birçok isim beklemeye başladı bile…

SAĞDA BİRLİK:
Önce ekim ayı dendi. Ardından sürpriz bir kararla UBP Kurultayı 31 Ağustos’a alındı. Yine genel başkanlık için farklı isimler üzerinde tartışmalar yaşanırken, milletvekilleri aniden Hüseyin Özgürgün’ün başkanlığı konusunda anlaştılar. Tüm bu gelişmeler ister istemez “bu ne acele” sorusunu sordurdu. Önümüzdeki süreçte “sağda birlik” sanıyorum en çok konuşacağımız konu olacak…

İLK DEFASI DEĞİL:
İrsen Küçük’ün yazılı istifa yerine sözlü olarak istifa ettiğini açıklaması vatandaşın da aklını karıştırdı. Geçmişte de bu tür sözler verip, sonra cayan İrsen bey açıklamalarıyla kendi partililerinin bile aklının karışmasına neden oldu. Şimdi herkes diken üstünde oturuyor. Ya geçmişte olduğu gibi yine sözünden cayrasa diye…

SHOW DEĞİL İŞ YAPTILAR:
Yaklaşık 2 aydır görevde bulunan Sibel Siber başkanlığındaki hükümet üyelerinin basında ne kadar yer aldıklarını düşündüm. Önemli bir olay meydana gelmediği sürece, hiçbiri sırf reklam olsun diye ne demeç verdi, ne de basının önüne çıktı. Hatta basında o kadar az yer aldılar ki, eminim birçok bakanın kim olduğunu hatırlamakta zorlandık. Bu nedenledir ki, bu hükümet tüm toplum tarafından takdirle karşılandı. Çünkü genelde, show yapmak yerine iş yapmayı tercih ettiler…

ERDOĞAN İLK KEZ SÖZETTİ:
TC Başbakanı Erdoğan dün yaptığı konuşmada, milletvekillerinin fişlendiği iddialarını reddederken, kendisinin de dinlendiğini söyledi ve bunları abartarak yazan gazetelerin de, dinleyenlerle ortaklıkları olduğunu iddia etti. Kendisinin dinlenen konuşmaları arasında, KKTC Cumhurbaşkanı ile konuşmasının bantlarına da ilk kez atıf yaptı. İlginçti…

YİNE YOKUZ:
Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Azerbaycan’da yapılan  Dışişleri Bakanları toplantısında yoktuk. Aslında Konsey’de de yokuz ya. Toplantıda Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Kıbrıs Türklerinin İKÖ içinde Kıbrıs Türk Devleti sıfatıyla, gözlemci statüde yer aldığından hareketle, Konsey’in de Kıbrıs Türkleriyle ilişkilerini geliştirmesi çağrısı yaptı. En azından geçmiş dönemlerde İKÖ’de olduğu gibi, kulis için dahi olsa orada olmamız gerekmez miydi?

HOROZ DÖVÜŞÜ FESTİVALİMİZ VARMIŞ:
Benim bildiğim horoz dövüşü KKTC’de yasak. Ancak İhlas Haber Ajansı’ndan çıkan bir haber, bakın ne diyor; “KKTC’nin şampiyon horozlarının yavruları Torbalı‘ya bağlı Karakuyu Mahallesi’nde bulunuyor. Bu ülkede her yıl geleneksel olarak yapılan Hint Horozu Dövüştürme Festivali’nde dereceye girerek şampiyon olan Hint horozlarının yavruları Karakuyu’da yetişiyor”… Horoz dövüşünün yasak olduğu bir yerde, hem de “geleneksel” bir festivali bile varmış. Ha bir de bu horozların yavrularını yetiştiren kişinin konuşması var. O daha dehşet; “Şampiyon horozların sahibi olan ve Kıbrıs‘ta yaşayan arkadaşım vasıtasıyla bu horozlar bana geldi. Bu şampiyon horozların yavrularını tekrar yurtdışına, yani horoz dövüşünün yasal olduğu ülkelere pazarlıyorum”. Birileri ilgilenir mi acaba..????

ZİRVEDEKİLER
Friedrich Nietzsche: Büyük Alman filozofun şu sözü, bugünlerde koltuk kavgası verenlere kapak olsun; “Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız oturacağınız yer gene kendi kıçınızın üstüdür”…

DİPTEKİLER
Sorumluluk Bilincimiz: Altın kumsal, Alagadi ve aslında işletmelerin olmadığı her yer pis. Sadece plajlar değil, piknik yerleri de… Olayı sadece nüfus konusuna bağlamak yanlış olur. Ben has be has Kıbrıslının da etrafı kirlettiğine sürekli şahit oluyorum. Devletin elinin uzanacağı yer var, uzanamayacağı yer var. O noktada iş insanların vicdanlarına, ahlaklarına kalıyor. En azından kararlı bir şekilde birbirimizi denetlemeliyiz. Çöpünü ortalık yere bırakanı uyarmak, en azından Çevre Koruma Dairesi’nin  “Alo 123”   İhbar Hattı’na bildirmek, boynunun borcu. Sadece şikayetle, fotoğraf yayınlamakla bir yere varamayacağız…

Hükümet kurma çalışmalarında süreç resmen başladı. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, hükümeti kurma görevini CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’na verdi

 

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil