10 Aralık 2016

Acaba “elek” en nihayet görevini yapmaya başladı?

Haber İçi Üst

Öyle görünüyor. Sevinelim? Ancak elimiz ateşe deyince ateşin yakıcı ve tahripkar olduğunu anlamak; Bıçak kemiğe dayanınca hükümet yönetim becerisinin yaşam kalitemizde ne denli önemli olduğunu kavramak büyük bir zafiyet, hatta zekâ eksikliğidir. Bedeli ağır ödenir. Çocukluğumda devamlı tekerleğin ne kadar basit, basit olduğu kadar da ne denli önemli bir icat olduğunu düşünürdüm. Bir de köyümüzde kadınların kullandığı eleğin, basit ama ne önemli görev yapar, vakit ve emek kurtarır derdim. İyisini, kullanılabilirin kullanılmayandan ayıklanması, bu basit icatla insana ne kadar emek tasarrufu yaptığına hayret eder, mucitlerinin bolca mükafatlandırıldığını duymak arzumdu. Ancak köyde kime sordu isem, cevap almayı bir tarafa bırak, yüzüme acayip, acayip baktıklarını hatırlıyorum. İyi yönetilen ülkelerde, en çok karar mekanizmasının,  hasbelkader bulunduğum bir İngiltere’de, ülkeyi yönetenlerin halklarından en az 30 yıl ileride bir kafa yapısına haiz olduklarını görüp, bunun sebeplerini anlamaya çalıştım. O halk, hak ettiğinden daha iyi yönetildiğini basit örnekleri ile de müşahede ettim. Ezici çoğunluğun karşı çıkmasına rağmen, idam cezasının kaldırılmasında; Eşcinsellere insan olarak eşit muamele yapılmasında, bilahare 10-20 yıl sonra halkın bu kararları doğru görmeye başlamasında, halkın muhalefetine rağmen yönetimin doğruyu ısrarında hep yaşadım, gördüm, takdir ettim. Birçok yazarımız demokrasiyi tarif ederken, politikacı halkın arasında dolaşıp, halkın nabzına göre şerbet verecek iddiası kökten yanlıştır. Bu ancak kısa vade menfaat, tekrar seçilme arzusundan başka bir şey değildir. Bilmemiz gerekir ki bir parlamenter halkın DELEGE’si değil, TEMSİLCİ’sidir. Öyle de olmalıdır. Donanımı averaj halkın üzerinde olanlar seçimlerde aday gösterilmelidir. Bu görev ve mesuliyet politik partilere düşer. Bir politik parti oy getirecek olana değil, o işi yapabileceklere yönelmeli ve seçimi iyiler dışına taşımamalıdır. Partilerde elek tavizsiz işletilmelidir. Anlamak için bir Margaret Thatcher’in ne safhalardan geçerek denendiği ve ne eleklerden geçtiğini; Bir Çiller’in ise nasıl kısa yoldan başbakanlığa yükseldiği farkını daha evvel de yazmıştım. Şimdi tekrarlamayacağım. Eleğin işletildiği, parti programlarının titizlikle uygulandığı bir durumda ancak seçimlerde bir parti manifestosunun içeriğine göre hareket etmeniz doğru olur. Bizde her ikisi de geçersiz olduğu cihetle vatandaş, bildiği kadar, bu son seçimlerde eleği en nihayet kendisi eline almış ve ona göre oy kullanmıştır. Bu geç de olsa ümit verici bir başlangıçtır. Partilerin eleğine güven kalmamıştır. Zaten onların elek diye kullandıkları nalıncı keseridir.
Son günlerde bu ülkede şahıslara dönük çok büyük haksızlıklar yapılmakta, günah işlenmektedir. Partilerin işlediği günah şahıslara yüklenmektedir. Şimdi beni alın, aşırı bir örnek vereyim, milli futbol takımımıza koyun, ya da beni KKTC’yi temsil eden bir boksör olarak müsabakalara koyun; Sonra da hakaret edin, sövün. Oldu mu Ya! Peki diyeceksiniz ki aynaya bakıp kabul etmeseydin. Bu örnekte ben kabul etmezdim tabii. Da yapamayacağım bir bakanlığı büyük bir ihtimalle kabul eder, protokolden, takım çalışmasından hiç hoşlanmadığım cihetle, o bakanlığı yüzüme gözüme bulaştırırdım. Ufak bir muhitte ego tatmini arzusu altında inleyen çok insan var. Diyojen değilim ki “gölge etme başka ihsan istemem” diyebileyim. Belki de %99’umuz o mertebeye erişmedi. %1’lik bir marj bırakmam 2500 yıl önce bir olgunluğa hala daha bizde %1’in ulaşamadığı ayıbımızı yumuşatmak içindir.
Şimdi sizi yıllardır aday gösteren ve yıllardır seçilmenizi sağlayan, birçok olumlu meziyetiniz olmasına karşın politik, devlet adamlığı terazisini geçemeyen eski bir başbakana, eski bir belediye reisine, rüşvet iddialarını ortaya atan eski bir parlamentere, diğer bütün olumlu meziyetlerini unutarak bu denli hücum etmeniz, haksızlık, günah ve ayıptır. Tenkitleri eleği işlemeyen partilere yönlendirin. Mesuliyeti %5’e bile ulaşmayan şahıslara değil.
Meclisimizdeki yeni ve genç yüzlerin yarıya yakın bulunması olgusunda parti gafgariyalarına fazla prim vermeyin. Onlar doğruya yönlenmiş değiller. Bıçağın kemiğe dayandığı durumda kısmen halkın isteğine göre şerbet verip partilerinin oy kazanması ve kendilerinin de seçilmesi bazında bu bir zorlamanın neticesidir. Esas eleği eline alan ve bunu zorlayan seçmen kitlesidir. Ülke problemleri çok ve belirgindir Parti manifestolarında ortak yanlar çoğunluktadır. Siz yeniler parti olmayan partilere çok kıymet vermeyin. Sizlere acizane tavsiyem, ilerdeki seçimleri hiç düşünmeden bir araya gelin ve aşikar olan problemlerimizin üstesinden gelebilmek, topluma hizmet verebilmek için 4 yılı cesurca ve verimli kullanın. Sakın parti çıkarlarına kapılıp bu dişlinin arasında ufalanmayın. Yapacaklarınız bellidir, sakın taviz vermeyin. Öncelikle bünyemize uygun bir politik yapı kurun. Bu ülkeye adaleti ve onun süratli işlemesini hakim kılın. Liyakatı getirin, çevre, sağlık ve eğitime öncelik verin. Kamu reformu, mali reformla gelir dağılımını adaletli bir zemine oturtup, girdi maliyetlerini ucuzlatın. Çok problemimiz var, bunlar birkaçı. Ciddiyetle ve tavizsiz bu gibi ana problemlere eğilirseniz toplum refahı yanında, sizin şahsi refahınız da artacak. Aksi taktirde bu statüko çarkı sizi de ufalayacak ve yok edecektir. Bu da kendinize, ailenize ve toplumunuza yapabileceğiniz en büyük fenalık olacaktır Hade bakalım, sizin şahsınızda da toplumda da “know how” vardır. Onu açığa çıkaracak, ulaşacak beceriyi gösterin. Kolay gelsin!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil