1975 yýlýndan beri, belki birileri anlar diye, her yerde söylemeye devam ederim. “Adalet olmayan yerde saðlýklý bir ekonomi olmaz, ekonomistlere de yazýk olur.” Geldik 2010’a, demek hep boþuna konuþtuk, yazdýk. Memlekette adaletin “a”sý yok. Tekrar edeyim; hukuktan bahsetmem, adaletten bahsederim. Yalnýz mahkemelerden, savcýlardan, avukatlardan bahsetmem; genel anlamda adaletten bahsederim. Adalet üzerine saðlýksýz eðitim alýmýndan bahsetmem, adaleti kemiklerine kadar hissetmesi gereken yöneticilerin uygulamalarýndan bahsederim. Þunu çok çok iyi algýlamamýz gerekir. Bir ülkede üretkenliðin önemi milliyetçilikle eþ deðerdir. Bu üretimi ve üretkenliði gerçekleþtirecek en önemli faktör insandýr. Ýnsanýnýn üretken olmasýný saðlamak ülkeye en büyük hizmettir. Ýnsanýn üretkenliðinin artmasý için hükümetler ellerinden geleni yapmalýdýrlar. Bu doðru dürüst üretime dönük bir eðitim, herkese açýk kaliteli saðlýk hizmetleri ve de üretime dönük motivasyonun saðlanmasýdýr. Ýþte bir ülkede adaletin uygulanmasý ve de uygulandýðýnýn açýk seçik uygulanýr görülmesi insaný üretkenliðe motive eden en önemli unsurdur. Yalnýz motive eden deðil, yaþam kalitesini artýran çok aðýrlýklý bir girdidir. Bizleri en çok üretkenlikten koparan uluslararasý hukuka aldýrmadan bireysel olan mülk hakkýný koçan vererek gasp etmemiz deðil, bunu iç bünyemizde þahýslar arasý nemalandýrmada gözler önünde yaþanan ve de önlenmesi için tedbir alýnmayan, herkesin bildiði ve saymakla bitmeyen adaletsizliklerdir. Buna cevaz verenler bence kesin vatan hainidirler. Düþünün bir kere hangi þanslý saydýðýmýz þahýs, hangi ülkede olursa olsun piyangodan yüklü bir para kazanýp da kendi veya çocuklarý üretken olmuþtur. Ýki, üç örnek gösteremezsiniz. Alýn terine dayandýrýlmayan, ya partizanlýk, ya yaðcýlýk veya rezillikle hakkýndan fazla mal tasarrufuna kavuþan insanlarýmýz ve onlarýn çocuklarýnýn kaçý servetin üretkenlik ve alýn teri ile uzunca bir zamanda yapýlabileceði inancýný taþýr. Veya Güney’de yüklü mal býrakmýþ ama dürüstlüðünde Kuzey’de hiçbir mal tasarrufunu elde edememiþ bir aile nasýl üretken olabilir ve da sabýr ve alýn teri ile servet yapmaya yönelebilir. Ýþte statükoyu yýkacaðýz diye bizi kandýrarak iktidara gelen bir CTP’den beklediðim toplumu yozlaþtýran ve ekonominin temeline dinamit koyan bu haksýzlýklarý düzeltmekti. Diðer taraftan, dünyanýn en iyi pilotu ve hostesi sizde olabilir; ama partizanca hostesi pilot, pilotu da hostes yaparsanýz o uçak hedefine varmaz, düþer. Eðer siz kamuda bir çalýþaný atlayýp partizan nedenlerle ondan daha az liyakat sahibi birini amiri yaparsanýz hiç þüpheniz olmasýn ki her iki kamu görevlisini de yozlaþtýrýr ve üretkenliklerini sýfýrla çarparsýnýz. Eðer siz BRT’nin müdürünü partizanca atarsanýz, Güney’den gelen sel sularýný, hiçbir araþtýrma yapmadan, bir uzmanýna sormadan sýcaðý sýcaðýna konu dýþý bir yayýný keserek, Rumlar aleyhine propaganda yapar; sunucusunun amirine itaatsizlik kamuflesi ile misafir konuþmacýnýn görüþlerini hazmedemeyip yayýný programdan çýkarýr, o müessesenin verimliliðini ve deðerini sýfýrla çarpar, ve bunu normal görür. Kendisinden bir BBC seviyesini beklemezdik, ama yok da bu kadar!
Ýktisatta Nobel Ödülü almýþ dünyaca ünlü bir Hintli ekonomist olan Prof. “Amartya Sen” geçenlerde Sarkozy tarafýndan Fransa Hükümeti’ne ekonomi danýþmaný atandý. Ama bu iktisatçýnýn en önemli eseri adalet üzerine. “The idea of justice” isimli adaleti derinliðine inceleyen kitabý dünyaca övgü aldý. Bu vesile ile bu kitaba beni aþina eden, okumam için Bristol Üniversitesi’nde bu þahsý dinleyip, kitabýný satýn alarak bana getiren deðerli dostum, eðitimci Sn. Erol Erduran’a teþekkür ederim. Þimdi anladým ki bu Hintli ekonomistin bu kadar iyi olmasýnýn temelinde iktisatla adaletin iliþkisini bu kadar kavramasý yatar.
Mahkemelerimizin, avukatlarýmýzýn halini hiç sormayýn. Geciken adalet, adalet deðildir deriz de gereðini yapmayýz. Ýhtisas mahkemeleri kurup hem hukukun uygulanmasýný süratlendirmek, hem de hakimlerin ihtisaslaþmasýný saðlamak yönünde hiçbir adým atmayýz. Liberal ekonomiyi uygulamak ve liberal ekonominin üretken yapýsýndan faydalanmak saðlam ve saðlýklý bir hukuk temelinden geçer. Mahkemeler hakkýnda, askeriye hakkýnda konuþmadýðým gibi þimdilik fazla bir þey söylemek kendi açýmdan yanlýþ olur. Bu iki müessesenin becerileri koruma altýndadýr. Mahkemeler hakkýndaki görüþlerimi ancak hukuki tavsiye doðrultusunda gelecekte belki yazabilirim.
Vatandaþlarýmýz adaletsizlikler karþýsýnda katiyen sessiz kalmamalý, iþte bu söylem en çok bu sahada geçerlidir. “Susma, sustukça sýra sana da gelecek.”
|