|
· Türk tarafý olarak, mart ayýna kadar 3 konu baþlýðýnda somut ilerlemeler saðlanmasý için üzerimize düþeni yapacaðýz. Türk tarafý, görüþmelerin yarýn yeniden baþlamasýný önerdi ancak Rumlardan henüz bir yanýt gelmedi
· Genel sekreterin adaya geliþi ile ilk kez Hristofyas görüþmelerde ilerle saðlandýðýný kabul etti. BM’nin kanaati yoðunlaþtýrýlmýþ sürecin etkin bir metot olduðu yönündedir
Selda ÝÇER
Fotoðraf: Erol UYSAL
BM Genel Sektereri Ban Ki-moon’un adaya geliþiyle birlikte Kýbrýs sorununa olan ilgili daha da arttý. KKTC’deki sað kesim ile Güney Kýbrýs Rum Yönetimi Ban’ýn adaya geliþinden büyük bir rahatsýzlýk duydu.” Geldi de ne oldu” söylemleri ile bir anlaþma olmasýndan “ödü kopanlar” saldýrýlarýný yoðunlaþtýrmaya baþladý. Bu hafta biz de röportajýmýzý Kýbrýs sorununa ayýrdýk ve hangi noktada olunduðunu ortaya koymak açýsýndan konuya en yakýn kiþilerden birisi olan Cumhurbaþkanlýðý’nýn Özel Temsilcisi Özdil Nami ile konuþtuk. Cumhurbaþkanlýðý’ndaki sohbetimizde birçok konuya parmak bastýk, tabii birçok konunun da “yazýlmamak kaydý ile” gerçekte neler olduðunu konuþtuk… Müzakere heyeti þu anda seçim havasýndan çok uzak. Bu kadardýr yýldýr büyük mücadeleler verilerek gelinen bu noktayý daha da ileriye götürmek çabasýnda. Yakalanan ivme kaybedilmek istenmiyor. Özdil Nami gayet net konuþuyor ve þöyle diyor: “Bizim Kýbrýs Türk tarafý olarak üzerimize düþen, býkmadan, usanmadan, yýlmadan çözümü zorlayan taraf olma pozisyonumuzu korumaktýr. Bu politikanýn ancak iki neticesi olabilir. Ya gerçekten çözüm olacaktýr, ya da Rum tarafý bir kez daha çözümü engelleyen taraf olarak tüm dünyaya afiþe edilecektir. Ýþte o durumda KKTC için yeni bir sayfa açma imkaný, yeni imkanlar yaratma ortamý doðmuþ olacaktýr. Her iki durumda da ülkemizin durumu bugünkünden daha iyi bir noktaya ulaþmýþ, dünyayla bütünleþme yönünde ileri kazanýmlar elde etmiþ olacaðýz.”
Türk tarafý, ara verilen görüþmelerin yarýn yeniden baþlamasýný önerdi
HAVADÝS: Öncelikle isterseniz yeni takvimden baþlayayým. BM Genel Sekreteri’nin adaya geliþinden sonra iki lider arasýnda gerçekleþtirilecek görüþmelerin takvimi belli oldu mu?
Nami: BM Genel Sekreteri adadan ayrýlýrken liderleri süreci devam ettirmeye davet etti. Liderler de bu yönde kendisine taahhütte bulundu. Ben dün Rum Yönetimi Baþkanlýk Komiseri Yorgo Yakovu ile bir araya geldim. BM Genel Sekreteri’nin Kýbrýs Özel Danýþmaný Alexander Downer, takvimle ilgili düþünceleri sordu bizlere. Ben pazartesi gününden itibaren (yarýn) görüþmelere tekrardan baþlamayý önerdim. Sayýn Yakovu, konuyu Rum Yönetimi Lideri Hristofyas ile deðerlendirip bize bilgi vereceklerini söylediler. Dolayýsýyla biz Rum tarafýnýn cevabýný bekliyoruz. Biz somut olarak teknik ekip ve yardýmcýlar seviyesinde görüþmelerin yoðun bir þekilde devam etmesi ve liderlerin de bu çalýþmalarý takiben buluþmasý gerektiðini söyledik. Þubat ayý sonuna kadar güç paylaþýmý ve yönetim, AB ve ekonomi baþlýklarý altýnda hala hazýrda oldukça yakýnlaþmýþ olan konularýn artýk bitme noktasýna yakýn bir geleceðe getirilebileceði inancýndayýz. Muhataplarýmýzý böyle bir çalýþma modeline davet ettik.
HAVADÝS: Peki, sizin Sayýn Yakovu ile bir sonraki görüþmeniz ne zaman?
Nami: Bilmiyorum kendisinden cevap bekliyoruz. Hristofyas ile görüþmeden bir þey söyleyemeyecek dedi.
HAVADÝS: BM Genel Sekreteri’nin adaya geliþi sizce neden bu kadar tartýþma yarattý?
Nami: Maalesef bizim ülkemizde tüm tartýþmalar, tartýþmaya taraf olanlarýn siyasi görüþleri doðrultusunda algýlanýyor. Ýþin gerçeði neredeyse tamamen ilgisiz ve deðersizmiþ gibi bir tarafa itiliyor. Bunu ben son derece saðlýksýz buluyorum ülke siyaseti açýsýndan. Biliyorsunuz, BM Genel Sekreteri’nin adaya gelmesi fikri çok uzun zaman önce ortaya atýlmýþtý. Türk tarafýnýn bu doðrultuda sürekli çaðrýlarý vardý. Ancak BM Genel Sekreteri adadaki geliþmelere göre bu kararý vereceðini açýklamýþtý. Gelinen aþamada liderlerin ortak açýklamasýnda da altýný çizdikleri gibi, uzun görüþmelerden sonra özellikle güç paylaþýmý ve yönetim konusunda önemli ilerleme saðlanmýþtýr. Genel sekreter buradaki özel danýþmaný Downer’in de kendisine bu bilgiyi aktarmasýndan faydalanarak böyle bir zamanda adaya gelip liderleri yakýnlaþtýrýlan konularda nihai noktayý koymalarý yönünde teþvik etmek ve uluslararasý camiaya da en yetkili aðýzdan bunu aktarmak için uygun bulmuþtur. Nitekim Genel sekreterin geliþi ile ilk kez ortak bir açýklama metininde Sayýn Hrisyofyas da önemli ilerlemeler saðlandýðýný kabul etmiþtir. Bu ziyaret yoðunlaþtýrýlmýþ müzakerelerin ardýndan gerçekleþtirilmiþtir. BM’in kanaati yoðunlaþtýrýlmýþ sürecin etkin bir metot olduðu yönündedir. Genel sekreter, bu deðerlendirmesini de ziyareti esnasýnda taraflarla paylaþmýþtýr. Genel sekreter yaptýðý tüm konuþmalarla hala hazýrda tarihi bir fýrsatýn yakalandýðýný ve bu fýrsatýn kaybedilmemesi gerektiðini, mevcut durumun ilelebet devam edemeyeceðini taraflarca da bilinmesi gerektiðinin altýný çizmiþtir.
HAVADÝS: Bazý kesimler BM Genel Sekreteri’nin geliþi ile bir ara anlaþma imzalanmasýnýn beklentisi içerisinde idi. Bu hava nasýl yaratýldý peki?
Nami: Bizim tarafýmýzdan kesinlikle yaratýlmadý. Ben birçok kez ara anlaþma olmayacaðýný net bir þekilde ifade ettim, Sayýn Cumhurbaþkaný da öyle. Ancak Rum basýnýnda bu yönde haberler çýkmýþtý, maalesef basýnýmýz da oradan (ki bazý basýn organlarý Rum basýnýnda çýkan her þeyi doðru olarak aldýðý için) alýp kendileri beklenti yarattýlar. Bu gerçekleþmeyince de “beklentiler boþa çýktý” diye yayýn yaptýlar. Bunu esefle karþýlýyorum. Ve herkesi süreçle ilgili daha ciddi yayýnlar yapmaya davet ediyorum. Diðer taraftan, az önce de ifade ettiðim gibi taraflar arasýnda önemli yakýnlaþmalar saðlandý. Bunlarýn açýklanmasýyla ilgili Türk tarafýnýn herhangi bir sýkýntýsý olmamakla birlikte, Rum tarafý bazý farklý ilerlemelerin de saðlanmasý gerektiðini ifade ediyor. Bunlar saðlanmadan bilgilerin kýsmi olarak yayýnlanmasýný kendilerini siyaseten rahatsýz edebileceðini ve bunu bu aþamada yapmak istemediklerini ifade ettiler ve böyle bir pozisyon takýndýlar.
Liderlik, çözüm karþýtý söylemlere raðmen cesaret gösterip barýþ yönünde adýmlar atmaktýr
HAVADÝS: Peki sizce Rum lider bu görüþme sürecinde kendi halký tarafýndan baský altýnda mý?
Nami: Evet, Hristofyas iç kamuoyunca baský altýna alýndý gibi görülüyor. Uzlaþý noktalarý yakalayabilmek için attýðý en ufak adýmlarýn bile baþta kendi koalisyon ortaklarý olmak üzere, Rum medyasý tarafýndan aðýr eleþtiri altýna alýndýðý da gözlemleniyor. Elbette konularýn ilerletilmesi için her iki tarafta da siyasi öngörü ve cesaret gerekmekte. Her iki tarafta da çözüm karþýtý çevreler çözüm yönünde ciddi adýmlar atýldýðýnda seslerini yükseltmekte ve kendi dünya görüþlerine göre eleþtiriler getirmekteler. Bizim görüþümüze göre liderlik, bu durumda dahi cesaret gösterip barýþ yönünde adým atmaktýr. Cumhurbaþkanýmýzýn bugüne kadar takip ettiði siyaset bunun en güzel örneðidir.
HAVADÝS: Bu durumda varýlacak bir anlaþmayý halkýna kabul ettirmede Hristofyas sorun yaþar mý?
Nami: Bu konuda çeþitli þeyler söylenebilir. Varýlacak anlaþmanýn uygulanmasý, ciddiyetle ele alýnmasý gerekir. Her iki tarafta da sýkýntýlarýn yaþanacaðý beklenmelidir. Ancak çözümsüzlüðün getirdiði fatura daha da aðýrdýr. Bu nedenle her iki tarafýn liderliðinin kendi halklarýný çözüme hazýrlamalarý elzemdir.
HAVADÝS: Son yapýlan kamuoyu yoklamalarýnda halkýn çözüme olan inancýnýn azaldýðý ortaya çýkýyor. Bunu nasýl yorumlarsýnýz?
Nami: Çözümün her iki tarafta da istendiðini ancak gerçekleþeceðine dair inancýn son derece az olduðunu uzun zamandýr biliyoruz. Bunu aþamanýn en etkin yolu müzakere masasýnda somut anlaþmalar üretmek ve bunu kamuoyu ile paylaþmaktýr. Biz bunun saðlanmasý için elimizden geleni yapýyoruz. Az önce de ifade ettiðim gibi Türk tarafý olarak mart ayýna kadar 3 konu baþlýðýnda somut ilerlemeler saðlanmasý için üzerimize düþeni yapacaðýz.
HAVADÝS: Nisan ayýnda Cumhurbaþkanlýðý seçimleri var. Seçim yasaklarýna kadar görüþmeler sürecek diye mi algýlamak gerekiyor bu söylediðinizi?
Nami: O ayrý bir konu. Görüþmelerin nereye kadar devam edeceðini günü geldiðinde deðerlendireceðiz. Seçim çalýþmalarýnýn bunlarý en asgari düzeyde etkilemesi için elimizden gelen çabayý sarf edeceðiz.
HAVADÝS: Seçim döneminde görüþmelere ara verilecek mi?
Nami: Bunun Türk tarafýna getireceði hiçbir artý deðer yoktur. Neticede bir iktidar deðiþikliði ve lider deðiþikliði olacaksa, yeni lider kendi gündemi ile müzakere masasýna oturacak veya oturmayacaktýr. Dolayýsýyla seçimleri gerekçe göstererek müzakerelerin kesilmesini talep etmenin, haklý bir gerekçesi yoktur. Kýbrýs Türk halkýnýn menfaatleri doðrultusunda ve Türkiye ile birlikte oluþturulan o pozisyonlarýn avunulmasýnda olumlu bir netice çýkma imkaný varsa bu sonuna kadar zorlanmalýdýr.
Seçilecek lider, BM parametreleri dýþýna çýkarsa, müzakere yapma þansý olmaz
HAVADÝS: Olasý bir lider deðiþikliði bugüne kadar ortaya konan çabayý yok eder mi?
Nami: Kýbrýs müzakereleri BM þemsiyesi altýnda devam etmektedir. BM’nin iyi niyet misyonunun tanýmý da son derece nettir. Kýbrýs’ta siyasi eþitliðe dayalý, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon oluþturmaktýr. Kýbrýs Türk halkýnýn seçtiði lider, bu çerçeve içerisinde görevde kaldýðý sürece müzakereler devam edebilir. Bunun dýþýna çýkýlmasý durumunda BM çatýsý altýnda müzakerelerin devam etmesi mümkün olmayacaktýr.
HAVADÝS: Peki Kýbrýs Türk halkýnýn müzakereleri bitirme lüksü var mý?
Nami: Hayýr yoktur. Bu geçmiþte denendi. Bunu deneyenler müzakere masasýnýn yeniden kurulmasý için bilahare çaba göstermek zorunda kaldýlar. Bunu ne Kýbrýs Türk tarafý, ne de Rum tarafý yapabilir. Çünkü BM iyi niyet misyonu çerçevesi dýþýna çýkmak ve masadan kalkmak sadece karþý tarafý deðil, dünyayý da tamamen karþýnýza almak anlamý taþýr. Bunun da bugüne kadar kimseye bir fayda getirdiði görülmemiþtir. Bizim Kýbrýs Türk tarafý olarak üzerimize düþen, býkmadan, usanmadan, yýlmadan çözümü zorlayan taraf olma pozisyonumuzu korumaktýr. Bu politikanýn ancak iki neticesi olabilir. Ya gerçekten çözüm olacaktýr, ya da Rum tarafý bir kez daha çözümü engelleyen taraf olarak tüm dünyaya afiþe edilecektir. Ýþte o durumda KKTC için yeni bir sayfa açma imkaný, yeni imkanlar yaratma ortamý doðmuþ olacaktýr. Her iki durumda da ülkemizin durumu bugünkünden daha iyi bir noktaya ulaþmýþ, dünyayla bütünleþme yönünde ileri kazanýmlar elde etmiþ olacaðýz.
HAVADÝS: Cumhurbaþkaný’nýn halka çözüm yönünde boþ umut pompaladýðý yönündeki eleþtirileri nasýl yorumlamak lazým?
Nami: Eleþtirilere, elde edilen geliþmelerle cevap veriyoruz. Bugüne kadar Rum tarafý ile yapýlan görüþmelere baktýðýmýzda 23 Mayýs 2008 tarihli ortak açýklama kadar somut ve içi dolu olaný bulmak mümkün deðildir. Müzakere tarihinde ilk defa Kýbrýs sorunu çýktýðýndan beri ilk kez o tarihte Rum, Türk devleti ile eþit olacaðýný ve her iki toplumun birbirine siyasi eþitlik çerçevesinde bir ortaklýk kuracaðýný kabul etmiþtir. Bu, müzakerelerin geleceði için konulmuþ en önemli temel taþýdýr. Bunu bugüne kadar elde etmeye yaklaþtýðýný dahi söyleyen bir siyasi varsa bunu açýkça ifade etsin. Diðer taraftan az önce de belirttiðim gibi Kýbrýs sorununun kalbini, teþkil eden güç paylaþýmý ve yönetim konusunda bunca yýldýr masada savunulan haklarýmýzý saklý tutan, bunlara saygýlý, önemli yakýnlaþmalara BM önünde ulaþýlmýþtýr. Zamaný geldiðinde karþýlýklý mutabakat çerçevesinde bunlar açýklanacaktýr. Unutmayalým, biz her ne kadar da açýklayamasak da BM Genel Sekreteri, Sayýn Cumhurbaþkanýmýz ve Sayýn Hristofyas arasýnda yapýlan müzakerelerde alýnan sonuçlarýn son 30 yýlda alýnan sonuçlarýn hepsinden daha fazla olduðunu ifade etti. Adaya yaptýðý ziyarette kendi deðerlendirmelerine göre çözümün elle tutulabilecek kadar yakýn bir noktaya geldiðini gözlemlediðini söylemiþtir. Dolayýsýyla bunlarý küçümsemek veya bunlar yokmuþ gibi davranýp siyaset geliþtirmek son derece saðlýksýz bir yaklaþýmdýr. Unutmayalým ki müzakere sürecinin önemli bir unsuru da dünya kamuoyunu yanýmýzda tutmaktýr. Türk tarafý yürüttüðü politikalar sayesinde temel hak ve çýkarlarýndan en ufak bir geri adým atmadan dünyayý da yanýnda tutmayý þu ana kadar baþarmýþtýr. Bunun somut getirileri elbette zaman içerisinde daha net bir þekilde ortaya çýkacaktýr. Mücadele Kýbrýs Türk halkýný siyasal yapýsýyla birlikte dünyayla bütünleþtirme mücadelesidir. Ancak bu saðlandýðý takdirde ekonomik, siyasi, kültürel geliþmemizi daha ileri noktalara taþýyabilir ve ülkemizdeki Kýbrýs Türk kimliðiyle ilgili varlýðýmýzý kökleþtirebiliriz.
Bilgi talep edip de alamayan tek bir siyasi yoktur
HAVADÝS: Kapalý bir müzakere heyeti olduðunuz ve bilgi paylaþýmýna gitmediðiniz yönünde eleþtirilere ne diyorsunuz?
Nami: Bu son derece asýlsýz bir iddiadýr. Biz müzakerelerin tüm bilgilerini Meclis’te temsil edilen siyasi partilerle paylaþýyoruz. Kendilerinin görevlendirdiði isimlerle bilgi alýþ veriþine açýk olduðumuzu da açýkladýk. Bazý partilerin yetkilileri birkaç kez gelip bizden bilgi aldýlar, tutanaklarý okudurlar ancak sonra arkasýný kestiler. Bu onlarýn kendi tercihleri. Biz imkaný yaratýrýz, imkaný kullanmýyorlarsa elbette kendilerini zorlayamayýz. Bugüne kadar bizimle görüþme talep eden, fikir alýþveriþinde bulunmak isteyen ve olumsuz yanýt alan tek bir siyasi parti yetkilisi yoktur. Bunu çok iddialý bir þekilde söylüyorum. Bundan ayrý olarak Cumhurbaþkaný Mehmet Ali Talat, düzenli bir þekilde siyasi partilerle beraber olup, görüþlerini almaktadýr. Ama sorumluluk kendisinde olduðuna göre, nihai kararý verme yetkisi de ondadýr. Ancak unutulmamalýdýr ki, burada bir devlet politikasý oluþturulmaktadýr. Bunun savunulmasýnda, her noktada Türkiye’nin tam desteðine de ihtiyaç vardýr. Dolayýsýyla bu koordinasyonun en uygun þekilde saðlandýðýnda dair kimsenin bir þüphesi bulunmamalýdýr. Müzakere heyetinin içerisinde konularýnda uzman olan deðiþik siyasi görüþlerden deðerli isimler bulunmaktadýr.
HAVADÝS: Peki sizce halk, süreçle ilgili yeterince bilgilendiriliyor mu?
NamÝ: “Yeterince” kelimesi göreceli bir kavramdýr. Halkýn bilgilendirilmesi þarttýr, ancak diðer taraftan özgür bir tartýþma ortamý saðlayabilmek için ve fikirlerin rahatça tartýþýlabilmesi için belirli bir mahremiyete de dünyadaki tüm müzakere sürecinde olduðu gibi Kýbrýs’ta da saygý duyulmalýdýr. Bu geçmiþte de böyle idi, bugün de böyle. Herkesin buna saygý duymasý gerekir. Biz bilgi paylaþýmý konusunda geçmiþte hiç olmadýðý ölçüde ileri bir noktadayýz. Cumhurbaþkanlýðý’na gelip, bilgi talep edenlere evrak üzerinden bilgi vermek dahil, düzenli siyasi partilerle toplantýlar düzenlemek ve sýk sýk basýna bilgi vermek suretiyle mümkün olduðunca þeffaf bir süreç devam ettirmeye çalýþýyoruz. Örneðin bugün halkýmýz hangi konulara yakýnlaþma olduðunu, hangi konulara ise daha geçilemediðini net bir þekilde bilmektedir. Güç paylaþýmý ve yönetim konusu altýnda Meclis’in oluþum modelinden tutun da, “Fýr hattý” ile ilgili görüþlerimizin ne olduðuna dair tüm görüþler halkýn bilgisine en açýk þekilde sunulmuþtur.
HAVADÝS: Rum Lider Hristofyas, bu süreçte sizi hiç hayal kýrýklýðýna uðrattý mý?
Nami: Uðratmadý desem yalan olur. Özellikle müzakerelerin yoðunlaþtýrýlmasýna gösterdiði direnç, bizde büyük bir hayal kýrýklýðýna neden oldu. Eðer bu yoðunlaþtýrmaya çok önceden baþlansaydý, bugün çok farklý bir noktada olurduk. Ondan daha önce büyük hayal kýrýklýðýný Annan Planý’nda sadece birkaç konuda deðiþiklik talep edeceðini söylerken, kendisi Cumhurbaþkaný olduktan sonra bu planý “gayriresmi” olarak dahi temel almamasý, 3 aylýk çalýþma grubu sürecinde ýsrar ederek zaman kaybýna neden olmasý ve bilahare sýk görüþme talebimizi reddetmesi hayal kýrýklýklarýmýzýn baþlýca sebepleridir. Kýbrýs sorunu önümüzdeki zor bir konudur ve siyasi cesaret ister. Hristofyas’ýn, son zamanlarda ise karþýlaþtýðý iç baskýlar yüzünden BM Genel Sekreteri’nin adayý ziyaret etmesine soðuk bir tepki verecek kadar olumsuz tavýr içerisine girmesi bizde derin soru iþaretleri uyanmasýna sebep olmuþtur. Biz karþýmýzda çözümü bizim kadar arzu eden ve zorlayan bir muhatap görmek istiyoruz. Cumhurbaþkanýmýz da birçok iç ve dýþ saldýrýlar ve zorluklarla mücadele etmek durumunda kalmýþtýr ancak bu zorluklarýn hiçbirini müzakere sürecini yavaþlatma yönünde kullanmamýþtýr. Ayný cesaret ve azmi muhataplarýmýzdan da bekliyoruz.
En ciddi sýkýntý mülkiyet baþlýðýnda yaþanacak
HAVADÝS. Sizce bu görüþme sürecinde en ciddi sýkýntý hangi baþlýkta yaþanacaktýr?
Nami: Mülkiyet konusunda yaþanacaðýný rahatlýkla söyleyebilirim. Bu bireylerin doðrudan bire bir ilgilendikleri büyük komplikasyonlarý olan, son derece derin bir konu. Mali boyutu ise ayrý bir sorun. Hem adilane, hem hýzlý, hem de ekonomik açýdan kaldýrýlabilir bir formülle çözülmesi gerekir. Bunun için de son derece yoðun bir çalýþma içinde olunmasý gerekecektir.
HAVADÝS: Peki, bu baþlýðýn görüþülmesine ne zaman baþlanacak?
Nami: Mülkiyet konusuyla ilgili tartýþmalara biz hazýr olduðumuzu aylar öncesinde Rum tarafýna bildirmemize raðmen, Rum tarafý kendi iç hazýrlýklarýný bitirmediðini öne sürerek bu tartýþmaya bizimle girmemiþtir. Seçimlere kadar önümüzde kalan kýsýtlý süre göz önünde tutulduðunda böylesine derinlemesine bir konuda tartýþmalara anlamlý bir þekilde ancak seçim sonrasý girilebileceðini deðerlendirmekteyim.
Adadaki Türk-Rum nüfus dengesini bozacak kadar vatandaþ yapýlmadý
HAVADÝS: Son yapýlan kamuoyu yoklamalarýnda, Güney Kýbrýs’ta Türkiye kökenli KKTC vatandaþlarýna adada kalmasýna yüzde 77’lik bir oran karþý çýktý. Bu konuda müzakerelerde nasýl ele alýndý?
Nami: Bu konu liderler seviyesinde gündeme geldi ve bu tartýþmalar basýna da yansýdý. Biz Rum tarafýna görüþümüzü net bir þekilde aktardýk. Buna göre Türk tarafý, KKTC vatandaþlýðýný hala hazýrda kazanmýþ olanlarýn yeni kurulacak devletin de vatandaþý olmasý gerektiðini, genel pozisyon olarak karþý tarafa iletmiþtir. Rum tarafýnýn ana hassasiyetinin adadaki Türk-Rum nüfus dengesinin korunmasýyla ilgili olduðu anlaþýlmaktadýr. Bugün itibarýyla verilen vatandaþlýklarýn sayýsý bellidir ve toplam vatandaþ sayýmýz göz önüne alýndýðýnda Rumlarýn abarttýðý gibi nüfus dengesini bozacak bir uygulamanýn gerçekleþmediði de net bir þekilde ortadadýr.Dolayýsýyla biz burada önemli bir sýkýntý yaþanmasýný beklemiyoruz. Elbette ülkemizde vatandaþlýðýný almamýþ ancak çalýþma izni ile bulunanlar da vardýr. Bunlarla ilgili durum ekonomik geliþmelerle baðlantýlýdýr ve yeni ortamda onlarýn durumu da ekonomik talepler doðrultusunda þekillenecektir.
HAVADÝS: Son olarak halka nasýl bir mesaj verirsiniz?
Nami: Halkýmýzýn geleceði için dünya ile bütünleþmesi þart. Geliþmiþ ülkelerin kendi halklarýna sunduklarý ekonomik, sosyal ve kültürel ortamý ülkemizde de yaþamak istiyorsak, ekonomik açýdan mutlaka geliþmemiz gerekiyor. Bunun olabilmesi için dýþ dünya ile ticaretimizi artýrmamýz, havaalanýmýzý doðrudan uçuþlara açabilmemiz, mülkiyetle ilgili hukuki sorunlardan kurtulmamýz gerekmektedir. Þu anda verilen mücadelenin aslýnda özünde bu yatmaktadýr. Dünyaya rest çekerek, sýrtýmýzý dönerek, onlarý istediðimiz noktaya zorla getirme diye bir politikayý, deðil KKTC’nin; globalleþen dünyada hiçbir ülkenin takip etmesi mümkün deðildir. Ýþte masada gururla müzakere edilmektedir. Ancak hepimiz bilmekteyiz ki toplumsal kimliðimizi, güvenliðimizi, hiçbir ekonomik çýkar uðruna riske atmayýz. Cumhurbaþkanýmýz tüm bunlarýn bilincinde, uzun vadeli çýkarlarýmýza hizmet eden, gerek Türkiye, gerekse dünya tarafýndan yüksek, kabul ve takdir gören bir politikayý 2004 yýlýndan beri baþarýyla uygulamaktadýr. Geldiðimiz nokta, geçmiþle kýyaslanamayacak ölçüde ileri noktadýr. Bunun bu þekilde devam ettirilmesi geleceðimiz açýsýndan son derece önemlidir. Bunu her türlü iç siyasi kaygýdan uzak, akýlcý bir þekilde deðerlendirmek hepimize düþen bir görevdir.
|