Zeytin üreticilerinden ve yetiþtiriciliðine yeni baþlamak isteyenlerden birkaç telefon aldýk bu hafta. Yerli zeytin fidaný bulamýyoruz, bulduklarýmýz da çok pahalý, hükümet daðýtacaktý acaba nerde ve nasýl daðýtýr diye? Bu vesile ile zeytin konusunu tekrar gündeme getirmekte fayda olduðu kanýsýndayým. Gerçekten de yeterli miktarda yerli zeytin fidaný bulmak zor ve pahalý. Özel satýþ yerlerinde fidanýn kaç yýllýk olduðuna baðlý olarak tanesi 15-25 TL arasý deðiþen fiyatlarla satýlmakta ve acaba gerçekten yerli mi sorusunu da akýlda býrakarak. Tarým Dairesine baðlý satýþ noktalarýnda bile 10 TL ki geçen hafta baþlarýnda ellerinde son 1000 tane kalmýþtý. Tarým Bakanlýðý’nýn 3-4 ay önce yapmýþ olduðu açýklama 100 bin fidanýn daðýtýlacaðý yönündeydi fakat bu proje henüz hayata geçmiþ deðil. Önümüzdeki zaman içerisinde gerçekleþecek olan projelerden biri olmasý temennisi ile zeytinin tarihteki, kültürümüzdeki ve ekonomideki önemini tekrar hatýrlayalým ve hatýrlatalým.
Sabah serinliðinin üþütüp uyandýrdýðý, alýç macunu ve gabira kokusunun çaðýrdýðý kahvaltý sofralarýnýn vazgeçilmezi, Akdeniz’in ve Akdenizlinin damak tadýdýr zeytin. Akdenizli olunca zeytinle aþk baþlýyor zaten. Zeytinsiz, hele de bol limonlu, sarýmsaklý, golyandiro tohumu kokan, çakýzdezsiz kahvaltý, zeytinyaðsýz salata olur mu? Damak tadý alýþkanlýðý yanýnda barýþýn sembolü, edebi eserlerin konusu, kem gözlerin kovucusu ve en önemlisi de saðlýklý beslenmenin vazgeçilmezidir zeytin ve zeytinyaðý.
Bilimsel kanýtlarla gücünü ve önemini günümüz dünyasýnda her geçen gün artýran zeytin, doðal yetiþtirilme þartlarýna sahip ülkeler için bir servet aslýnda. Kýbrýs da bu doðal þartlara sahip olan ve zeytinin vataný sayýlan ülkeler arasýnda ki Kýbrýs zeytini lezzeti ve aromasý ile özel bir öneme sahip.
Zeytin aðacý, yapraklarýndan çekirdeðine kadar kullanýlabilen ekonomik deðeri çok yüksek bir aðaçtýr. Meyvesi yenebilen ve yað hammaddesi olan, kökü ve çekirdeði yakýt ve gübre olarak kullanýlan, yapraklarýndan hazýrlanan ilaçlar ise þeker düþürücü, grip ve iltihaplarda etkili olup eczanelerde satýlmasýnýn yanýnda kuruyan yapraklarý tütsü olarak kullanýlabilen bir aðaçtýr.
Zeytinin tarihsel önemi de ekonomik deðerini ve saðlýklý beslenmedeki önemini tamamlayacak niteliktedir. Hatta o kadar ki mitoloji ve bazý kutsal kitaplarda zeytinin doðanýn ilk aðacý olduðuna inanýlmaktadýr.
Zeytin, binlerce yýl öncesinden beri çok yönlü kullanýlýþýndan, faydalarýndan ve þifalý niteliklerinden dolayý birçok efsaneye ve eski uygarlýklarýn yazýtlarýna konu olan, eski tarihin tanrýlarý tarafýndan kutsal sayýlan, kutsal kitaplarda yer alan, meyvesi ve yaðý ile insan beslenmesine on bin yýldan beri katký koyan, günümüz koþullarýna kadar uzanýp önemini gün geçtikçe artýran bir hazinedir.
Eski Ahit ve tüm kutsal kitaplarda zeytin aðacý, bolluðun, adaletin, saðlýðýn, refahýn, arýnmanýn, yeniden doðuþun sembolü olarak yer almaktadýr. Yunan mitolojisine göre zeytin aðacý, barýþ ve bilgelik tanrýsý Athena tarafýndan yaratýlmýþtýr. Ayrýca bir inanýþa göre, beyaz bir güvercinin tufan sonrasý, sularýn çekildiðini ve hayatýn varlýðýný aðzýnda bir zeytin dalý ile Nuh’un gemisine gelerek müjdelemesi nedeniyle zeytin dalý yüzyýllardan beri barýþýn ve umudun simgesi olarak kabul edilmektedir. Baþka bir efsaneye göre ise, Hz. Adem ölmek üzere iken tanrýdan rahmet dilemiþ ve bunun için oðlu Þit’i cennete göndermiþ. O da cennetteki iyilik ve kötülük aðacýndan getirdiði üç tohumu gömülürken Hz. Adem’in aðzýna koymuþ ve bu tohumlarýn çimlenmesinden zeytin, sedir ve servi aðaçlarý meydana gelmiþ.
Kökü tarih öncesine dayanan yabani zeytin aðacýnýn, kaç bin yaþýnda ve anayurdunun tam neresi olduðu konusunda arkeobotanikçiler, tarihçiler ve arkeologlar arasýnda tam bir görüþ birliði yok. Kimilerine göre anayurdu Anadolu, Suriye ve Ýran; kimine göre ise Girit, Yunanistan belki de Kuzey Afrika, Atlas Daðlarý, Mýsýr. Dahasý yabani zeytinin ilk kez nerede ve kimler tarafýndan ehlileþtirildiði, nereden nereye yayýldýðý konusunda da yine farklý görüþler söz konusu.
Bazý uzmanlara göre zeytin insan iliþkisinin varlýðý 37 bin yýl öncesine kadar gidiyor ama bu iliþki zeytin üretiminin de yapýldýðý anlamýna gelmiyor. Fakat net olan bir þey var ki yaklaþýk 10-12 bin yýldýr zeytin insan beslenmesinde yer alýyor.
Zeytinin tarihsel geliþimine göz attýktan sonra dönelim ülkemize, bizde zeytinin, zeytinciliðin durumu ne? Dünya ülkeleri arasýnda ne durumdayýz ve nerden nereye gidiyoruz zeytin konusunda?
Erken dönemlerden itibaren ada hayatýnda kullanýlmaya baþlanan zeytin ve zeytinyaðý adanýn kültüründe önemli bir rol üstlenmiþtir. Adada zeytin yetiþtiriciliði Tunç Çaðý’ndan beri yapýlmaktadýr. Özellikle Kalavasos Agios Dimirtros’da üretim ve iþleme, Kaleburnu Kral Tepesi gibi diðer arkeolojik yerleþim yerlerinde ise önemli bir ticaret malzemesi olarak kullanýlmýþtýr.
Zeytin, yakýn geçmiþte ülkemizde çok büyük öneme sahipti. Öyle ki zeytin aðaçlarýna, taþýnmaz mallarda olduðu gibi koçan verilmekteydi. Fakat 1960’lý yýllardan itibaren piyasalara daha düþük fiyatlara diðer bitkisel yaðlarýn girmesiyle, zeytini koruyacak ve kollayacak hatta zeytinciliði geliþtirecek politikalarýn üretilmemesiyle üretimi bitme noktasýna geldi. Zeytin aðaçlarýnýn, verilen imar izinleri sonucunda sökülmesi ve yerlerini lüks villalarýn almasý, zeytin ve zeytinyaðýnýn teknolojik üretim, iþleme ve pazarlanmasýndaki baþarýsýzlýk da üretimin yok sýnýrlarýnda kalmasýna sebep aslýnda.
Tarým Bakanlýðý istatistiklerine göre, 1973 yýlýnda yaklaþýk 669 bin adet olan zeytin aðacý sayýsý, 2008 istatistiklerine göre yaklaþýk 473 bin adettir. 35 yýllýk bir süreçte 200 bin adet zeytin aðacýnýn kaybedilmesi sanýrým yanlýþ uygulamalarýn ve verilemeyen önemin bir göstergesi olmuþtur. Aðaç baþýna verim ise yaklaþýk 8 kg kadardýr ve yýllýk üretim 3669 ton’dur. Þu anda üretici sayýsý 1600 kiþi ve toplam ekim alaný kapatma bahçe olarak 7 bin dönümdür. Akçay’da son açýlanla birlikte küçük ölçekli 7-8 (Lefke, Karþýyaka, Yeniceköy, Gönendere, Çayýrova, Karpaz) adet zeytinyaðý çýkarma fabrikasý vardýr ve bir tane de Kalkanlý da yapým aþamasýndadýr.
Dünyada sofralýk zeytin üretimi ortalama 1.500 bin tondur ve bunun %25’ini Ýspanya, %12’sini Türkiye, %8’ini ABD, %8’ini Suriye, %7’sini Fas, %7’sini Yunanistan, %5’ini Ýtalya ve %28’ini ise diðer ülkeler üretmektedir.
Bu kadar kültürümüze yerleþmiþ, saðlýða faydalarý saymakla bitmeyecek ve doðal yetiþtirilme koþullarýnýn da mevcut olduðu ülkemizde, üretiminde olduðu gibi, zeytinyaðý tüketimimiz de kayda deðer deðil aslýnda. Yunanistan’da 21 lt, Ýtalya’da 11,5 lt, Ýspanya’da 10,4 lt, Tunus’ta 9,8 lt, Suriye’de 6,2 lt, Portekiz’de 4,8 lt olan yýllýk kiþi baþýna düþen zeytinyaðý tüketimi maalesef ki ülkemizde 2,5-3 lt’dir. Türkiye’de ise bu rakam 0,8 lt’dir.
Rakamlarla deðerlendirilecek olursak, zeytin ve zeytinyaðýnýn gerek üretiminde gerekse tüketiminde bilinçsiz olduðumuz bir gerçek. Günümüz dünyasý, beslenmede organik tarýma geçiþ yolunda büyük adýmlarla ilerlemektedir. Hiçbir kimyasal katký ve iþlem gerektirmeden sadece tuzla hazýrlanabilen yeþil ve siyah zeytinin, bunun yanýnda sadece preslemeyle elde edilebilecek zeytinyaðýnýn tüketiminin ayrýca önem kazanmasý ve doktorlar tarafýndan kalp-damar saðlýðý açýsýndan þiddetle kullanýmýnýn önerilmesi bir sürpriz deðil aslýnda.
Son 2-3 yýldýr zeytin bahçelerine dönüm baþýna verilen, yýllara göre deðiþmekle birlikte, 100-160 TL’lik teþvik primiyle zeytincilere biraz destek olmaya ve üretimin canlandýrýlmasýna çalýþýlmýþtýr. Özellikle Güzelyurt bölgesinde kesilen narenciye bahçelerinin yerine zeytin aðaçlarýnýn dikilmesi ve geçtiðimiz yýlýn sonlarýna doðru bakanlýðýn açýklamasýyla 100 bin zeytin fidanýnýn daðýtýlacaðýnýn bildirilmesi gelecek için umut vaat ediyor. Ama tüm bunlarýn yanýnda gerek üretici gerekse tüketici bilinçlendirilmesi ihmal edilmemelidir. Özellikle tüketici bilinçlendirilmesiyle büyük bir pazar oluþturulabileceði ve ihracat olanaklarý da araþtýrýlarak pazarýn büyütülebileceði dikkate alýnmalýdýr. Doðru ve sürdürülebilir bir zeytincilik programýyla üreticiler yönlendirilmeli ve yeterli oranda desteklenmelidir. Unutulmamalýdýr ki zeytin ülke ekonomisi ve toplum saðlýðý için önemli bir deðerdir.
Girne Belediyesi’nin Zeytinlik köyünde organize ettiði Girne Uluslararasý Zeytin Festivali’nin bu yýl dokuzuncusu gerçekleþtirilecektir. Her geçen yýl biraz daha görkemli kutlanan bu festival, zeytinin öneminin tekrardan hatýrlanmasýna da katký saðlamaktadýr.
|