8 Mart Dünya Kadýnlar Günü’nde, yüzünden gülücük, gönlünden sevgi eksilmeden yaþamýn her alanýnda üretkenliðe, barýþ, demokrasi, insan haklarý, hukuk üstünlüðü mücadelesine, Kýbrýs özelinde çözüme çabalarýna harç katan, sevgiye, aþka yaþam veren her yaþtan kadýný dayanýþma, yoldaþlýk duygularýyla kutlarken, bir vurgu yapmak isterim: Kadýn eli yaþamýn her alanýna deðmelidir.
Bugün, 8 Mart Dünya Kadýnlar Günü.
Kadýn örgütleri ve her seçmen kesimi gibi kadýnlara da þirin görünmek isteyen siyasiler bildiriler yayýmlayarak görevlerini yapmýþ!!!!! olacaklar.
Kadýnsýz bir dünya olabilir mi?
Önce bu soruya bir yanýt veriniz. Bu soruya verilecek yanýt, kadýnýn önemi ve vazgeçilmezliðini çok açýk bir þekilde ortaya koyuyor.
Türkiye’de kadýn haklarýnýn en popüler savunucularýndan biri rahmetli Duygu Asena’ydý. “Bilgi çaðý ve kadýn” baþlýðýyla yayýmladýðý bir yazýsýnda 2000’li yýllara kadýnýn damgasýný vuracaðýna olan inancýnýn altýný çizmiþti.
Asena, o yazýsýnda þöyle diyordu:
“2000’li yýllarýn özelliðinin kadýn olacaðýna inananlardaným. Hangi nedenle olursa olsun, baský altýna alýnan, hýrpalanan, caný acýtýlan her tür canlý, bir an gelir, uyanýr, ayaklanýr ve hakkýný ister. Geçmiþ yýllara bakýlýnca, o günlerdeki haksýzlýklarýn, bugünlerde nasýl ortadan kalktýðýný, pek çok konuda nasýl deðiþimler, ilerlemeler olduðunu görüyoruz.
Hangi toplumda, hangi dinde, hangi coðrafyada, hangi ýrkta olursa olsun, kadýnlar erkeðin bilek olarak daha güçlü olmasý nedeniyle ve belki de yaradýlýþlarýnda “þiddete dayanan kýran kýrana savaþ” içgüdüleri olmadýðýndan, susmuþlar ve haksýzca ezilip, sömürülmüþler. Bu sömürü bugün bile, ülkelerin eðitilmiþlik ve kültür düzeylerine göre deðiþimler göstererek sürüyor.”
* * *
Küreselleþen dünyada kadýnlar artýk daha kolay uyanýyorlar... Ülkemizde de kadýnlar seslerini yükseltmek savaþýmý içindeler. Önceleri kadýn örgütleri birbirlerini rakip görerek iþ birliðinde zorlanýyorlardý. Þimdi daha kolay birlikte oluyorlar. Bu birliktelikle mesafe almayý da baþardýlar. Aile Yasasý’nýn bunun en somut örneklerinden biridir.
Ancak kadýnlarýn ülkemizde de gidecekleri daha çok yol vardýr.
Yaþamýn her alanýnda kadýnla erken, kol kola, omuz omuza, ayný saflarda mücadele etmelidir. Siyasal yaþamda da bu mutlaka baþarýlmalýdýr.
Ancak kadýn hiçbir zaman siyasal yaþamýn aksesuarý olmamalýdýr.
Siyasal yaþamýmýz, parlamento ciddi bir nitelik sorunu yaþamaktadýr. Parlamento, kuaförden çýkýp Meclis’e gittiði zaman yerine oturmayýp manken gibi aralarda dolaþan kadýn milletvekili tipiyle, kadýn temsiliyet açýðýný kapatamaz. Toplumumuzda, siyasal yaþamýmýzda her türlü görevi üstlenebilecek kadýnlarýmýz vardýr. Bu kadýnlarýmýzýn siyaset dünyamýzda etkinlik yakaladýðý oranda siyasetimize düzey, kalite geleceðine içtenlikle inanýyorum.
* * *
Kadýnlarýn pozitif ayrýmcýlýk yolunda vermekte olduðu mücadelenin feminist hareketlerin kötü yansýmalarýyla gölgelendiðini de vurgulamakta yarar vardýr.
Kadýn yaþamýn her alanýnda erkekle yan yana mücadele ederken hatta yarýþýrken asla erkekleþmemelidir. Bazý kadýnlar erkeklerle yarýþacak diye davranýþ olarak da erkekleþmekte, gerek giyim, gerek davranýþ, gerekse konuþmada o incelikten uzaklaþmaktadýr.
Ýslamiyet’te kadýnýn örtünme gerekçesi erkeklerin þehvet duygularýný tahrik etmemekmiþ. Halbuki etik sýnýrlarý aþarak eyleme dönüþmediði sürece kadýna hoþ duygularla, þehvet duygularýyla bakan büyük çoðunluk suçluluk duygusuna hiç kapýlmýyor.
21-25 Ocak 2002 tarihlerinde toplanan ve izleme olanaðý bulduðum Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nde yaþlý bir erkek parlamenter, güzel bir bayan parlamentere katkýlarýndan dolayý teþekkür ederken, “Onunla çalýþýp da ona bir miktar aþýk olmamak mümkün deðildir” demiþ, bu sözleri hiç yanlýþ anlaþýlmamýþ neredeyse gülümsemelerle herkesin onayýný almýþtý.
* * *
Dün sabah güne Göçmenköy’den Kebapçý Zehrabam’ýn telefonuyla baþladým. Zehrabam K. Kaymaklýlýdýr. Toplumsal fark ediliþi 2001 yýlýnda Ledra Palas Otel’de Ali Kýrca’nýn yaptýðý iki toplumlu siyaset meydaný programýydý.
Zehrabam, o akþam Kýbrýs’ta yaþanan acýlarý harika sýralayýp anlattýktan sonra iþte o yaþanmýþlýklar nedeniyle barýþý istediðini mükemmel anlatmýþtý.
2003’te bu kez Ali Kýrca, Kuzey Kýbrýs’tan farklý görüþleri Ýstanbul’da buluþturmuþtu. Zehrabam gene vardý. Ve toplumsal deðiþime çomak sokmak isteyenlere aðýzlarýnýn payýný vermiþti.
Dün sabah bu kez içinde bulunduðumuz günleri konuþtuk. Hem konuþtu hem aðladý. Gözyaþlarý asla umutsuzluk gözyaþý deðildi ama.
Neden aðlýyordu bilir misiniz? Ýþte kendi aðzýndan aðlama nedeni: “Hasaným yanarým yanarým bacaklarýmýn, ayaklarýmýn beni istediðim gibi taþýmadýðýna yanarým. Yoksa en önde her zaman ben olacaktým. Bu memleket için, Kýbrýsýmýz için son nefesime kadar elimden geleni yapacam. Yoksa öldüðümde gözlerim açýk gidecem.”
* * *
8 Mart Dünya Kadýnlar Günü’nde, yüzünden gülücük, gönlünden sevgi eksilmeden yaþamýn her alanýnda üretkenliðe, barýþ, demokrasi, insan haklarý, hukuk üstünlüðü mücadelesine, Kýbrýs özelinde çözüme çabalarýna harç katan, sevgiye, aþka yaþam veren her yaþtan kadýný dayanýþma, yoldaþlýk duygularýyla kutlarken, bir vurgu yapmak isterim: Kadýn eli yaþamýn her alanýna deðmelidir.
Günün sözü:
Kadýn, yeniliðini hiç yitirmeyen bir konudur
|