Hayatýn karmaþasý ve ilkellik nasýl da iç içe.
Çoðu insan ayakta durmak, ekonomik baðýmsýzlýðýný kazanmak için mücadele etmek ve nitelikli olmak yerine kolay yollar arýyor.
Kýbrýs’ýn bu olaðanüstü geçiþ döneminde, avantadan geçinen, hakký olmadan büyük deðerler alan o kadar insan var ki!
Ýþte bu avantadan geçinme, Rum mallarýný yaðmalayarak servet edinme, bir bumerang gibi dönüp, hepimizi vuruyor.
Hakký olmadan bir yere gelenler, hakký olmadan, Rum mallarýný gasp edenler, bu durumun sürmesi için her türlü cambazlýðý yapýyorlar.
Çözümsüzlük politikasýný savunanlarý yakýndan analiz ettiðimizde, bu durumun sürmesindeki sebepleri görebiliriz.
Çevremde, hayatý boyunca hiç emek sarf etmeden, üç aylýk alanlar var.
Emekli mücahit aylýðý. Emeklilik aylýðý ve Sosyal Sigortalar aylýðý.
Bu aylýklarýn yaný sýra, kendisine, çocuklarýna Rum evi, Rum tarlalarý…
Hayatta hiçbir öngörüsü olmayan, günübirlik yaþayan bu adamdan çözüm perspektifi mi beklersiniz?
Türkiye göndersin. Þükran Türkiye
Çözüm olmasýn. Rum malý helalimiz. Savaþtýk da aldýk.
Bütün Rumlar kötüdür.
Çözüm isteyen Türkler haindir.
Bu tür, sadece kendi dar çýkarýný düþünen insanlarýn aðzýndan yukarýdaki kelimeler eksilmez.
Kýbrýs Türklerinin dünyayla bütünleþmesi, iþ olanaklarýnýn artmasý. Çözümle birlikte, belirli ve normal bir yaþamýn baþlamasý bu insanlarý hiç ilgilendirmez.
Kýbrýs Türklerine yapýlabilecek en büyük kötülük, dar çýkarlarýný düþünen sürü psikolojisini, toplum içerisinde güçlendirmekti.
Türkiye’deki eski yöneticiler ve derin devlet uzantýlarý, kiþiliksiz, dar çýkarcý bir toplum yaratmak amacýyla, ekmeklerini zor kazanan yoksul ve bilinçsiz Türkiyeli nüfusu da adaya yýðdýlar. Kýbrýs Türklerinin ortalama düzeyini daha da aþaðýlara çekmek için, her tür aracý kullandýlar. Kiþilikli ve nitelikli elemanlarýmýzý iþsiz býrakarak, üzerlerine siyasi baskýlar kurarak ya göç ettirdiler veya daha pasif hale getirdiler.
Gerçekte Kýbrýs Türk toplumu, dünya ile bütünleþmeden normale gelmesi mümkün deðildir. Yaþadýðýmýz travmadan ne yazýk ki, büyük çýkarlar elde edenler, travmamýzýn sürmesi ve çözüm olmamasý için, ellerinden geleni yapýyorlar.
Bu, Türk tarafýndaki çýkar çevrelerine, Rum tarafýndan da destek verenler var. Düþünün, çözüm istemeyen, BM’nin adadaki temaslarýndan bile rahatsýz olan DÝKO ve EDEK, gerçekte, mevcut durumun sürmesinden baþka bir þey istiyorlar mý?
Ýnsanlarý, toplumlarý anlamak için ne söylediklerine bakmayýnýz. Ne yaptýklarýna, hayatlarýný nasýl kazandýklarýna bakýnýz.
Marks, ekonomik faaliyetler, insan bilincini ve davranýþlarýný etkiler derken, hayatýn en önemli kuralýný vurguluyordu.
Birçok insan için, ekmek nerden gelirse gelsin, önemi yoktur felsefesi belirleyici oldu.
Bu felsefe, gerçekte dar bireyciliðin felsefesidir.
Dar bireycilik, bir müddet sonra kendi geleceðimizi, çocuklarýmýzýn geleceðini rehine alýr.
Ekmek kazanmanýn da bir edebi olmalýdýr. Terlemeden emek dökmeden kazanýlan ekmeðin ne tadý olur ki.
Baþkasýnýn hakkýný alarak, baþkalarýnýn atalarýnýn uzun yýllar boyunca yarattýklarýný, bir anda gasp etmek ve bunun sürmesini savunmak, nasýl bir travma.
Yanlýþlar, mutlaka herkese ve her topluma bir bedel ödetir. Dün babalarýmýzýn, bugün bizlerin yaptýðýmýz yanlýþlarýn bedelini yarýn çocuklarýmýz fazlasýyla ödeyeceklerdir. Bundan kaçmak mümkün deðildir.
Dünya ile bütünleþmek, çözüm, barýþ böyle geniþ bir çerçeve içerisinde düþünülürse, kýymeti daha da artar.
Ekmek parasýný kazanýrken, acýmasýz, bencil ve zalim olmamalýyýz. O ekmeði gerçekten hak etmeli, dik ve onurlu durmayý korumalýyýz.
|