|
AÞK ÝÇÝN ÖLMELÝ MÝ? YOKSA...?!
 |
Bedia Balses
|
|
AÞK ÝÇÝN ÖLMELÝ MÝ? YOKSA...?! |
“Aþkýn bu dünyadan olmayan bir zamanda, bütün ruhlarýn toplandýðý mekanda, ruhun sözleþtiði ve birbirini sevdiði tanýþýný bu dünyada hatýrlamasý olduðunu anlattý. "Ama" dedi biri "hesapta ruhun tanýþýný bu dünyada hiç bulamamasý ona rastlayamamasý var". diðeri "buldum zannedip de yanýlmak var" diye ekledi. "Bulup da tanýyamamak var" dedi biri. "Ve ki bulup da onun tarafýndan hatýrlanmamak var" diye tamamladý diðeri.." (*)
Bir biri ardýna konuþan insanlar çevresinde dönmeye baþladýlar. Sesler, gözler, yüzler, nefesler, kahkahalar... Baþý dönüyordu ve bu hýzlý dönüþ karþýsýnda ne yapacaðýný bilmez bir halde ona anlatýlmak isteneni düþünüyordu. Ter içinde uyandý. Gördüðünün rüya mý yoksa kabus mu olduðunu anlayamadý. Etrafýnda dönen insanlarýn koro halinde söylediði her þey aklýndaydý.
Genç adam gördüklerinin ve duyduklarýnýn etkisi ile vücudundan önce gözlerindeki yorgun bakýþlarýný doðrultmak isteyen bir kararlýlýkla yatmýþ olduðu hasta yataðýndan doðruldu. Dumaný üstünde bir terkediþin baþ kahramanýydý. Kendi kendine sorduðu sorularýn nakaratýndaydý. Bu soru kýsmýnýn bilgili olmakla, yaþamýþ olmakla alakalý olmadýðýný öðrendiði bir düþ bozumundaydý. Bir rüyanýn mahallesinden bir diðerine geçerken unutmadýðý ve yorumlamaya kalkýþtýðý o soru vardý yine aklýnda: “Neydi aþk?” Bu, daha çok düþüncelerinin ana fikriydi. Füruð’un “yaralarým aþktandýr” deyiþinin bu durum ile bir baðý olamazdý elbette. Bu yara aþktan deðil, olsa olsa sanrýdan, yanýlgýdan, usançtan süzülüp gelen bir ruh haliydi. Kafasýndaki sorulara belli belirsiz bir yanýt el kaldýrsa da ön sýralarý kapmýþ olan karanlýklar arasýndan ýþýðý görebilecek gücü kendinde bulamýyordu. Düþüncesi daha yarýsýnda çürüyordu. Aklýna gelen kendiliðinden gidiyordu. Daha baþýnda beliren umut yeniden bir umutsuzluða dönüþüyordu. Beklentiler, boþluklar, aralar, anlatýlamayanlar, sanrýlar, acýlar, þarkýlar tüm bunlarýn hissettirdiklerinin adý olabilir miydi aþk? Bu onun için kurulmasý çok uzun bir cümle olmuþtu. Bu cümleler daðýnýk halde aklýndan geçerken, anlamlar kendi içinde yolunu þaþýrýyordu. Yarýsý “olabilir” diyordu, geriye kalan kurgular uzaklardan yeni endiþeler sürükleyip getiriyorlardý. Bazý kelimeler tren vagonlarýnýn birbirinden kopmasý gibi bir bütünü, ahengi, tutturamadan takibi býrakýyorlardý. Kimi kelime ileriye doðru yürüyor, bazýlarý olduðu yerde tünüyorlardý. Yerleþik olan anlamlarýn bildik cümleleri ise yavaþca rayý takip etmeye devam ediyorlardý. Bakýþlarý soluk, solgun, bitkin, ýþýksýzdý. Bedenindeki hareketler yaþama tutunduðu son dalýn kýrýlarak yere çakýlmasýnýn tahribatýný taþýyordu... “O olmadan” diye bir düþünce biçimi geliþtireli uzun bir zaman olmuþtu. Ama aklýndaki “o” kimdi? Þimdi yaþadýðý “o”nun nesiydi? Eskiden “o” dediði kiþinin mirasyedisi miydi? “O” var mýydý gerçekte, yoksa onu kendisi mi yaratmýþtý? Gözleri, saçlarý, elleri, insan bedeni, sesi, soluðu olana bir ruh yükleyerek kendisi mi “o”nu görmek üstediði þekle sokmuþtu? Yoksa kafasýnda yaþattýðý bir hayalin yerine geçerek ona halisünasyonlar yaþatan bir þakraban mýydý O? “O kendini biliyor” denilen ucuz sözün adresiydi belki. Yaþanan anýn, hissedilen acýnýn tek tanýðý insanýn kendisi deðil miydi? O neyi bilebilirdi ki? Yoksa “O” bir oyuncu muydu? Dar ve çýkmaz yollara sapan bir koþucu muydu? Sonunu bilmeyen bir þiiri bile bile okumaya giriþen miydi? Sahi kimdi o? Soðuk kýþ gecelerinde gelmeyen, sýcakda serinletmeyen, o hayalin anýmsatýcýsý mýydý? Gerçek olmayan bir yansýmasý mýydý romanlardaki kahramanlarýnýn? O kendini nasýl bilebilirdi? Herkes kendi hissettiðinin bilginiydi. Herkes kendi bilmiþliðinin bilirkiþisiydi. Yoruldu... Bu hesap ona fazla gelmiþti. Neyi bilip, neyi bilemediðini þaþýrdý. “Aþk için ölmeli aþk o zaman aþk” diyen þarký onda alýþkanlýk mý yapmýþtý acaba? Düþünce biçimine etki mi etmiþti? Düþüncesine mi düþürmüþtü onu? Aþksa eðer uðrunda ölünmeli miydi? Gözlerindeki o derin yalnýzlýðý derin karanlýðý bir silah gibi doðrulttu duvarlara. Terkedilmiþ bakýþlarýný geceye kusmak istiyordu. Bu bakýþlarýn karanlýðýndan korkuyordu. Bir ýþýk yakmak istiyordu bu köhne duygulara. Oturduðu yatakta rahatsýzca kýmýldadý. Bakýþlarýndaki kýrýklýkla etrafýndaki herþeyi sanki kesebilirdi. Elini karanlýða doðru uzattý, karanlýðýn gözlerini oymak istiyordu. Kaybettiði þarkýlarý arýyordu. Yüz kere, bin kere dinleyerek, tüm sözleri ezberlemek ve onlarý sýradanlaþtýrmalýydý. “Acýlarýn eskimesi gerekir” diyen o dostu dinlemek istemiyordu. Eskitmeden kesmek istiyordu. Elini uzattýðý yerde eline birþey çarptý. Bu, yataðýnýn yanýndaki komodindeki not aldýðý ajandasýydý. Düþmüþ bir uçaðýn kara kutusu nasýl ki sonradan düþüþ nedenini ve anlaþýlmazlýklarýný ele verirdi, bu defterin içinde de kendi düþüþünün kanýtlarý bulunacaktý. Hastalýk veren bir urun sökülüp atýlmasý gibi bu defterdekileri tükürüp içindeki hastalýðý defetmek için bir güç diledi Tanrýdan. Defterini açtý, dokunduðu her sayfada bir cerahatlý mektup vardý. Eskilerin anýmsatýcýs, eskinin eskide kaldýðýnýn acýsý, eskinin yenilenemeyen kanýtlarý vardý. Geriden gelen bir mektup ulaþtý avcuna. Kendini anlattýðý mektuptu bu:
Düþünüyorum. Aþk denen eskimiþ kelimenin açýklamasý nedir? Gerçekleþmemiþ bir hayal mi, hani þu Halil Cibran ýn bahsettiði türden bir hayal? "Bir hayali gerçekleþtirmiþseniz, onu kaybetmiþsinizdir" diyordu Halil Cibran. Yani ona ulaþýlsa, tüm cazibesini ve önemini yitirecek mi benim için? Veya dönüp dönüp yeniden ona gelmem, Freud un fiksasyon ve regresyon dediði takýlma ve geri dönüþlere benzer bir sürecin tekrarý mý?
Bir açýdan ne kadar mantýklý görünüyor deðil mi? Hem, psikanalize göre bilinç düzeyine çýkarýlan bilinçdýþý bir süreç, kendi ürünü olan semptomlarý da sonlandýrýrdý. Ama bu olmuyor. Ýçim neden hala bu kadar acýyor? nedir aþk?
Rainer Maria Rilke, aþk için, "içindeki ateþi söndürmeden taþýyabilmektir" diyor. Ýlk bakýþta þaþýrtan bir ifade. Aþk ateþi acý veriyor ve aleviyle ruhu yakýyorsa, neden onu söndürmemeli, neden küllenip gitmesine izin vermemeli? Bu durumda aþk, insanýn kendi eliyle sürdürdüðü ruhsal bir hastalýk olmaz mý, ve dolaylý olarak Freud u haklý çýkarmaz mý? Hayýr! Aþk insaný yakýp kavursa da, bir hastalýk olamaz!
Ýnsan içindeki aþk ateþinin sönmesine izin veremez, çünkü içinde yanan bu ateþte sadece sevdiði kiþi deðil, bir birlik halinde bizzat kendisi de vardýr. Ve o ateþ, kimliðinin, kiþiliðinin ve Varlýk macerasýnýn bir remzi ve sembolü haline gelmiþtir. Bu sembolün kaybý, insanýn dünya mecrasýnda yönünü kaybetmesi anlamýna gelecektir. Çünkü insan, kopup geldiði mutlak birliðe özlem içindedir sürekli, ve aþk mutlak birliðin mikro alemdeki bir simülasyonu, gerçekçi bir kopyasýdýr. Böylece o kaderine götüren yolu (ayrý da olsa) birlikte yürüyeceði insanla eþleþmiþ olur. Ve bu eþleþme çoðunlukla irrasyonel ve rastlantýsaldýr.
Aþkýn ontolojik açýklamasý bu olmalý bence. Bu durumda Rilke nin sözünü þöyle deðerlendirmek gerekiyor. Aþk, evet insanýn içindeki ateþi söndürmeden taþýyabilmesidir, fakat sönüp giden þey de gerçek aþk deðildir, çünkü insan böyle bir kaybý göze alamaz. Ne kendisi, ne sevdiði için.
Peki sevgilinin yeri neden doldurulamaz? Neden insan bütün suretlerde onun yüzünü, bütün seslerde onun sesini arar durur? Bana göre, kalbin kapýsý gerçek anlamda bir kere açýlýr. Onu açan kiþi, o kapýnýn hem kilidi hem anahtarý haline gelmiþtir. Ayrýlýk sözkonusu olmuþsa, sevgili kendinden baþka kimsenin dolduramayacaðý bir boþluk býrakmýþtýr geride. Ne kadar kusursuz olursa olsun baþka hiç bir anahtar o kilidi çeviremez artýk. Belki ürkütücü, ama aþkýn gerçekliði kadar geçerli!
Yeniden ayný kabusu görmek istemiyordu. Kimsenin aþk tanýmýna ihtiyacý yoktu. Bütün dillerini, þifrelerini, ezberlerini, küfürlerini, tekrarlarýný, gidiþerini, dönüþlerini bu hastane odasýna gömmek ve iyileþmek istiyordu. Buradaki bu hastalýk gömleðini çýkarýp atmak ve yeni bir renge doðru yol almak için kendini dinlemeliydi. Bu düþünceler içinde kapýsý açýldý. Kendisini günde birkaç kez kontole gelen doktoruydu yine. Daha doktor merhaba demeden, genç adam, doktora seslendi: “Serumumun içine biraz iyilik kat doktor, damarlarýmda dolaþan bir ismin yarattýðý etkiyi söküp atmak istiyorum.” Doktor, yüzünde dostça bir ifade ile baktý hastasýna ve devam etti genç adam “sahi doktor, neydi aþk, anýmsýyor musun?”. “Hiç unutmadým ki” dedi doktor, gözleri bulutlanarak. Yorgun ve bitkin yüzünde zayýf bir ýþýk kýrýntýsý gezinen genç adam devam etti: “aþk, yaþatmaktýr doktor bey!. Aþk yaþadýðýný hissetmektir. Aþk için yaþamalý, aþk yaþatmalý, aþk o zaman aþktýr!” Genç adam mektubunu elinden býrakýp yüzünü duvardan yana döndürdü. Doktor ýþýðý uyku moduna getirerek kapýdan çýkmak için yürüdü. Genç hastasý ise doktorla, aslýnda kendi kendisiyle konuþmaya devam etti: “Ben bütün hayatlardan geri kaldým doktor bey. Ýlaçlarýnýz, þoklarýnýz düzeltmiyor karnemdeki kýrýklarý. Ben aþk-ý bekâlardan sýnýfta kaldým. Ve onlarýn yüreðinde ne merhamet, ne aþklar. Bilmiyorlar onlar kalbi kýrýk bir çocuðun tarihi nerden baþlar.”…
Ýlaçlarýný, reçetelerini, tahlillerini, teþhislerini de al giderken doktor. Ben bir ur söküp attým içimden. Adýna aþk dediðim hastalýk istila ederken hücrelerimi, gönüllü teslim oldum kendime. Doktor, iyileþmek için yataðýna, yorganýna, serumuna ihtiyacým yok . Ölüm deðil yaþamdýr seçtiðim.. Aþk neydi doktor? Söylesene. Aþk için ölmeli miydi? Ben yaþamayý ve yaþatmayý seçiyorum, aþk ile…
(*) Nazan Bekiroðlu nun Cam Irmaðý Taþ Gemi isimli kitabýndan.
(**) Kemal Sayar/Otoyol Uykusu kitabýndan.
|
 |
2010-02-07 |
Bu yazý |
568 |
kere okundu |
 |
 |
|
SON YAZILARI
|
|
KADIN”A SAHÝP ÇIKAN KÝM? “DÝÞÝM” AÐRIYOR!
HAVVA MI, LÝLÝTH MÝ?
GRÝ PALTOLU UZAK ADAM
HÝÇ!
SEVGÝLÝLER GÜNÜ MÜ? HADE CANIM SÝZ DE!
AÞK ÝÇÝN ÖLMELÝ MÝ? YOKSA...?!
EKSÝK BÝR ‘ÞEY’
MEKTUBUN UCUNDAKÝ “KÝÞÝ”YE
Ötekiler... Baþka dünyanýn insanlarý:
DELÝYE HER GÜN YENÝ YIL
|
|
YORUMLAR
Hüseyin 2010-02-12
yaþamalý
öncelikle yazýnýzýn bilimselliðinin yanýnda akýcý olmasýndan etkilendim, ayrýca AÞK kavramýna ölümle yüzleþen insanýn duygularýný katýlmasý yazýya farklý bir zenginlik kazandýrdýðýný düþünüyorum. selen 2010-02-10
Aþk...<3
Aþkýn<3 tanýmýný yüzyýllardýr tam manasýyla açýklayabilen olmuþ mu Bediam?..Herkes ,kendi algý kapýlarýndan geçenleri, hissettiði kadar ifade edebiliyor aþký<3..
Acýtýyor ,mutlandýrýyor,bulutlarýn üzerine çýkarýyor sonra kör kuyulara sokuyor..Bu gel gitler arasýnda yaþadýklarýmýz aþk<3 oluyor..Vücut kimyamýzý, bunca dengesiz duygu karmaþasýyla onore edebilen baþka bir olgu var mý bilemem..
Aþk<3 bir anda hayatýmýza doping gibi giriyor, sonrada acýtmaya baþlayýnca narkoz almýþa dönüyoruz..
Bir yandan nirvanaya ulaþmýþcasýna bir mutluluk, diðer yandan per periþan oluyoruz..
Aradaki bunca uçuruma raðmen aþký<3 vazgeçilmez kýlan ne olabilir..Kapýyý çaldýðý zaman,kýrýk aþk<3 hikayelerini hafýzamýzdan, yüreðimizden yok edip de ilk kez aþk<3 yaþýyor gibi nasýl ayaklarýmzý yerden kesebiliyoruz...Nasýl olur da, yeniden baþýmýzda kavak yelleri esip ,pembe bulutlarýn cazibesine kapýlabiliyoruz..Nasýl olurda tsunami misali bizi darmadaðýn eden bir önceki aþký<3 unutup da, yeni aþkýn<3 karþýsýnda el pençe divan duruyoruz..Bütün yeminleri ,söz verilmiþlikleri dimaðýmýzdan yok edip aþkýn<3 çizdiði rotaya doðru yol alýyoruz..
Anlýyorum ki , aþka<3 dair yaþanan mutluluklar öylesine güçlü, öylesine baþ döndürücü ki nihayetindeki her türlü olumsuzluðu kabullenmiþ olarak aþký<3 yaþýyoruz..
Yani bile bile lades oluyoruz....:)
Teþekkürler Bediam..
Çok keyifliydi..
Sevgiler...<3<3<3
|
|
KÖÞE YAZARLARI
KÖÞE YAZARLARI
SPOR YAZARLARI
|
VÝDEO HABERLER
|
Adriano noktayý koydu
Diþler nasýl çürür
En Komik 3 Türk Filmi
Fener’den bir kez daha yalanlama
Maçta futbolcu dehþeti
|
 Ýsmi Fenerbahçe ile anýlan Adriano transferi konusunda son kararýný verdi
 Ýyi bir diþe sahip olmak için önce diþlerin nasýl çürüdüðünü öðrenin.
 Ýnternet þirketi AOL en komik 10 film arasýna 3 Türk filmini kattý. Bakýn onlar neler...
 Fenerbahçe Kulübü, basýnda çýkan iddialar üzerine, Brezilyalý yýldýz Roberto Carlos ile ilgilenmediklerini bir
 3. Lig'e yükselme birinci kademe grup maçý, yeþil sahalarda ender görülen bir futbolcu dehþetine sahne oldu. R
|
|
|
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Gunluk Gazeteler
|
|