‘ah biz mutluluðu böyle aranýp duracak mýyýz
yaðmur hep böyle yaðacak mý hatýralara
eksik olan bir þey var sana bana dair
belki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif
ama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boþ
heybetli guruplarýn belirdiði saatlerde’
(Attila Ýlhan)
Eksik etekli bir yaþama 9 ay 10 günlük süreden çok önce, saçý, kirpiði, kaþý eksik biri olarak doðduðumdan mýdýr nedir, hayat:
‘kendini kandýrma çocuk bal gibi de hayat böyle siyah beyaz geçmiyor
Bir þeyler eksik hayatýnda bunu sen de çok iyi biliyorsun"
dizelerini kafama indiyor her “tamamlandýðýmda’. Tam olma hissi ile kuþlar kadar hafif bir yolculuða çýksam da, bu uzun sürmüyor. Yaþanacak elveriþli ortam, gerekli koþul ve ýsý ayarýnýn tutturulduðu, herþeyin öylece tastamam olduðu bir noktada farkedilip, keþfedilen, örselenip insanýn ciðerine dokunan o eksiði farketme ile baþlayan garip bir boþluk açýlýyor kendimle yaþamým arasýnda. Bazen önüme konulan bir ambargoda kendimi yaþamdan geri çekiþimde, ya da ceketimi alarak, omzumu her þeye dönmek istediðimde, bir ezgi(*) ile yitip giderim:
‘eksik bir þey mi var hayatýmda
gözlerim neden sýk sýk dalýyor
eksik bir þey mi var hayatýmda
gökyüzü bazen ciðerime doluyor’
Bu þarkýya her baþladýðýmda kaybedenler kulübünün doðal bir üyesi olarak bulurum kendimi. Buðday baþaklarýnýn salýnmalarýndan uzakta, rüzgarýn uðultusu arasýnda, ýþýk ayarýný tutturamayan bir akþamüstünün eksikliðini hissetmeye benzer bu duygu. Tek bir eksiklikten daha büyük bir eksiklik. “Eskisi gibi olamamak”la da kendini gösteren bir his. Hayatýn doludizgin akýþýna raðmen, "eksik kalan nedir?" sorgularýný kafaya bir balyoz gibi indiren, tüm her þeyin tamamlanmasýndan sonra da tamamlanamayan þeyin olduðunu farketmek = eksiklik. Hayatý sorgulamanýn lüks olduðu bir düzende, yorum, duygu, üretim eksikliði. Þekil ve kalýp arasýnda sýkýþýp kalan bir ruhun duyduðu sýkýntý hali. Mahallede oynayan çocuklarýn ütülü ve tertemiz elbiselerle oynadýklarý oyundan zevk alamama hissi. Ne bir aþka, ne bir terke, sadece kendine koþamamanýn verdiði büyük eksiklik var hayatýmda. Eksik bir þey var tabii, mor perdelerdeki özeni yaþam telaþýnda unutan, ‘denizden yeni çýkmýþ aðlarýn kokusu’nu, ciðerlerine dolduramayan bir kadýnýn yorumlanmasý zor bir cümleye olan ihtiyacýnýn eksikliði var hayatýmda.
Cezasýnýn bitmesini bekleyen birinin dýþarýya çýktýðýnda bir daha eskisi gibi olunmadýðýný anlamasýnýn hissi var. Deðiþime ayak uydurmanýn, teknolojik yalnýzlýðýn ortasýnda sanrýsý, kanýsýyla ‘gökyüzü tüm uçaklarýyla ciðerimi deliyor’ diyen o satýr aralarýnýn hissettirdikleri gibi eksik bir “sey” var hayatýmda.. Peki ama nedir bu eksiklik? Neyin, kimin, hangi þeyin eksikliðidir. O müthiþ Sezen (Aksu) þarkýsý “SIZI”daki gibi: “hiç aç, susuz yaþamadým ki / hiç parasýz pulsuz kalmadým ki / hiç aþksýz, sevgisiz olmadým ki/ neden, neye kime bu özlem?” sorularýný sorduran, boþluðun dolamadýðý tam olamama hali nerden gelmektedir? Tamamlanamama, bütün olmama, ulaþamama, kavuþamama demek midir? Yoksa eksiklik bir çeþit “yerini bulamamak” mýdýr? Cümleyi tamamlayamamak mýdýr? Tadý eksik býrakan mýdýr? Ondan baþkasý tarafýndan doldurulamayan mýdýr? Eksiklik bazen bir ad, bir aný, bir kayýp, bir ayýp mýdýr? Olmasa bile var kalan mýdýr? Tamamlanmak için beklenen, kemale ermeyenin de, kifayet etmeyenin de ortak paydasý mýdýr? Yoksa tamamlanýnca eksiðin ne olduðunu farkettiren midir.
Pir Sultan’a:
Pir Sultan ým ýrak yoldan gelirsin
Gevherin kýymetini nerden bilirsin
Eksikliðim çoktur sen de bilirsin
Eksiklikle kabul eyle gel beni’
dedirten midir? “Sensiz bir eksiðiz” denen moda sloganýn gerçek halidir. Ýçinde kýpýrdanan kaygan, kaypak, yer deðiþtiren duygular arasýndakidir. Tamamýna erdirmeyendir. Biraz uzaðýnda geçmiþinin takýlýp da kaldýðý yol ortasýnda tüm bu eksiklerle var olabilme kavgasýdýr. Aslýnda en büyük eksiklik, “eksik bir þey var’ düþücesidir.
(*) Nadir Göktürk’e ait Ezginin Günlüðü þarkýsý Eksik Bir Þey’den alýntý.
ZAMANA ASILI MEKTUPLAR
N’oldu? Hayat yaðarken üzerine öyle kolayca boyayýp, badana yapamýyorsun deðil mi selden arda kalanlarý? Gözüne çektiðin farlar, yüzüne sürdüðün fondötenler kadar, eksiði, gediði, kuytuyu, düzeltemiyor deðil mi elindeki firçalar? Güzellik uzmanýn da güzelleþtiremiyordur ne çevreni, ne de içini? Býrakýp o cicili bicili elbiseciklerini giymek istemiyorsun deðil mi çamurlu çizmelerini? Baþkalarýnýn zaiyatlarýna, üzüntülerine kafayý yoramýyorsun deðil mi, hayata baðlý olduðun o yüksek sadakat ile. Karbon kaðýdýna tuttuðun bir mektubun kurumasýna benzemezmiþ deðil mi bu iþ. Sen ‘anlamama almanaðý’. Notasý eksik bir sesin ahmak ýslatan saðanaðý! Okumadýðýn bir kitabýn ana fikrini ön sözünden ögrenen, hangi bilginle yapacaksýn hesabý? Yetinensin, yetim kelimelerinden yarattýðýn püfürükten dünyanla.
Sen en iyisi mi, otur yap makyajýný, al yanýna yalancý ordulardan insancýklarýný çýk meydana. Hatta “ilk hedefin ben olayým”. Sen kurtar elbiselerini, küperlerini, makyaj takýmlarýný. Ben kurtarayým gözyaþlarýmý. Kuþ tüyünden yataklarda en kýrmýzýsýndan seviþmelere yat, sen. Ben kuþanýp dibi tutmuþ harflerimi öfkelerime yanayým. Cafcaflý sözler ortasýndaki “bozkýr”… Giy kürkünü, tak en hakiki taþlarýný, kur zembereðini sözlerinin. Arkandan seni kursun sahibin en ala tavrýyla. Dökül ve sökül en gösteriþli halinle sokaða.Ahhh sen, ucuz oyunlarýn basit oyuncusu yüzüðündeki taþla tarttýðýn aklýnla, altýn tozuna buladýðýn algýnla, tavþanýn suyunun suyu çabanla mý aþacaktýn bu yokuþu? Sen, þiirsiz çocuklarýn doðurucusu, masalsýz dünyanýn tembel uykucusu... Heyyyy sen, baksana bana! Çek o naylondan ellerini kelimelerimden. Sana bir harf öðretemem, peygamber falan deðilim ben. Daha iyisi cümlelerimi alýp baþýma çalarým, kendi kuyumu kazýp, içine dalarým, kendi yaðýnda kavrulurum öfkemin. Sözlerimi sana okutacaðýma köpeklere yediririm, kurda-kuþa yem ederim, bir kaþýk suda boðarým. Kýzýmý deðil ama kýzgýnlýðýmý döverim. Sen o güzel kafacýðýný sakýn sele, kara, yaðmura yorma! Mýsýrýný patlat, ayaklarýný uzat, seyrettiðin dizilerle yüreciðini hoplat!… Bir cümle çýktý namludan, bir anlam kendini boþluða attý, ac/n/ýlarým tavan arasýnda arayýþa çýktý. Çocukluðum antenini baþka istasyona ayarladý. Bir sabah akþamýna ulaþtý.Sel olup aktý öfke, çýð olup düþtü endiþe. Sen iyisi mi ince uçlu kaleminle sivrilttiðin kelimelerini kurtarmaya çalýþ afetimden. Uçla istediðin kadar dilini, doldur mürekkebini, çýkar týrnaklarýný.Al git o ucuz yüzünü, SENÝN LÜGATIN ÇÖZMEYE YETMEZ BENÝM HÜZNÜMÜ..
Soluk Güzergahý
Gülüþünden bir gece çýkartýyorum
Koyuyorum rakýmý belirsiz kentlerime.
Küçük kalýyor hüzün, ortadan ayrýlýyor hengame
Büzüþüyor dudaklarýna adamýn
Kemerli köprünün tam ortasýndan
Ýntihara teþebbüs
Þahidi bir Allah
Bir de gövdesine yýldýrým düþmüþ aðaç
Dürtüp kederli yaralarý, naylondan bebeklere yerleþtiriyorum
Oldum olasý karþý tarafta duran duygularýmla
Derilmiþ birkaç korkuyu ipe seriyorum
Basamaklardan atlattýðým rüyalarda
Binlerce adamdan seni seçip
Seni binlerce kez sevgilim olarak doðuruyorum
(...)
Rabia Bulut
|