08 Aralık 2016

6. YENİBOĞAZİÇİ PULYA FESTİVALİ VE KIBRISLI MÜZİSYENLER

Haber İçi Üst

Her yıl büyük bir heyecanla gönüllü olarak çalıştığım Yeniboğaziçi Pulya Festivali’nin 6’ncısı bu hafta cuma gün başlıyor. İnsanın çocuğuna emek vermesi gibi bir duygu içindeyim. Kundaktan alıp büyütmek ve iyi yerlere gelmesi için çaba sarf etmek. Karışık duygu içindeyim. Bu yıl genel seçimlerin olması dolayı ile millet seçime endekslendiği için festival toplantıları geç başladı. Kısa sürede, geçen yıllar ki kadar özenemeden, bazı fireler vererek yine çalışmalar yapmaktayız. Bu festivalin en önemli özelliklerinden birisi Kıbrıslı Müzisyene verdiği destekti. Her ne kadar etrafta kimliğimize sahip çıkalım nidaları yükselse de kimsenin aslına pek taktığı yok bunları. Bu yıl “BİZİM! müzisyenlerimizden kim var?” diye merak eden de yok, koşup alkışlamaya gelecek büyük kalabalıklar da… İnsan bir yerlerde çalışmaya başladıkça ve kalabalıklara karıştıkça aslında ne kadar yalnız olduğunu daha iyi anlıyor. Dönüp arkaya baktığınızda yalnızsınızdır. Birlikte yolu yürüdüğünüz beş on güzel insan olmasa nerdeyse izole bir hayata doğru yol almak bile mümkündür. Yapılan pek çok güzel çalışmanın ardından yüzünüze güzel anlamlarla bakan insanların yanında sizi bir kaşık suda boğmak isteyen insanların olduğunu fark edersiniz sonra. Yine güzelliğe, yine iyiliğe sarılırsınız ama bazı insanlara bunların dokunmadan teğet geçtiğini görürsünüz. Bir, iki, üç, beş yılın sonunda ise bir ukde kalır içinizde ama rüzgarınızın bol olmasını dilersiniz sadece. Yapacak o kadar çok iş vardır ki. Onca insan hayatı aklınıza gelir. Değerli, bilgili, emek vermiş… Onca küskün insan köşeye çekilmiş, küstürülmüş, haksızlığa uğratılmış, büyük emeklerinin sonunda unutulmuş, vefasızlığa uğratılmış onca insan arasına katılmanız içten bile değildir. O fotoğraf köşeye çekilip de yalnızca kendi ismini yazmak ve kaçmak bu size acı verir. Başınızı diker ve ileriye doğru bakarsınız, festivaller, sakin şehirler, yazılar, şiirler her şey insan içindir. Aslolan insandır. Bunları yaparken inanarak yapmak ve hiç kimsenin üzerine basmadan yolu yürümek. Çirkinleşmeden ve kötüleşmeden, benzeşmeden. Bir su gibi kalarak.
Ne güzeldir, ne çıkar, ne para, ne mevki beklentisi olmadan gönüllü çalışmayı bilmek. Ne güzeldir bir amaç uğruna ve maneviyatın birleştirdiği dostlarla bir yolu yürümek. Ne güzeldir azaldıkça çoğalabilmek. Ayıklamayı öğrenmek, yaşanlardan ders çıkarmak, kendi sınırlarını keşfetmek. Çocuklar gibi heyecanlanmak ne güzeldir. Tam bitti dendiği yerde bir tek insanın varlığı için bile enerji dolmak ne güzeldir. Ne güzeldir inandıklarını satmamak. Ne güzeldir kendinden güç almak, dostların, güzel insanların güçleriyle hep bir umut taşıyabilmek. Yorulmak ama pes etmemek ne güzeldir. Ne güzeldir insanların yüzüne dimdik bakabilmek. Sadece inandıklarını savunmak ne güzeldir.
Hiçbir şey istemeden koşup gelen ve destek veren insanlarının olması nasıl büyük bir zenginliktir. Yılların yorgunluklarını alan bu güzel yürekli insanlar çoktan benim geçmiş olduğum yollardan geçmiş olanlar. Yorulsalar da pes etmeyenler. Bayrak yarışında alkış tutanlar. Sevginin karşısına duranlar. Emeklerini acımayanlar. Para ile değil, insan gücü ile yapılanlar. İşte bunca yılın sonundaki zenginliklerim. Az şey mi?
6. Yeniboğaziçi Pulya Festivali çalışmaları sürüyor. Bu yıl Kıbrıslı Müzisyenlerle ilgili konserlerimizde öncülüğü hep gençlere verdik. Saygılı, heyecanlı, müzik tutkunu gençler. Kendi şarkılarını yapmaya girişenler. Bir ülkenin şarkısını yazmadıkça, insanlar o şarkıları bilmedikçe, o yerden ne köy olur de kasaba. Kimse kusura kalmasın, biz kendi aşklarımızı, savaşımızı, acımızı, marşımızı yazmadıkça mikrofonların önünde bize ait şarkılardan sıkılıp, gerdan kırıp, göbek atmayı tercih ettikçe ezilmeye ve yok olmaya mahkumuz!
Öyle Facebook’larda falan da lütfen en hakiki sanatsever ya da Kıbrıslı olmasın kimse. Ben sadece bizim değil, farklı organizasyonlarda da o tür insanların gelip bir omuz vermediğini artık biliyorum ve o türden sahte entelektüellere dayanamıyorum çünkü. Festivaller bir çeşit efsun belki ama ülkenin sevgi dolu ortamlara ihtiyacı olduğu da bir gerçek. Samimiyetle kurulan bağlardır kastettiğim. 6 yıldır bir aile sıcaklığı içerisinde “Kıbrıslı Sanatçıya Destek” sloganıyla örnek teşkil eden bu festival yine ayni minval üzerinde ilerliyor.
Hep iyi şeyleri yazmayacağız elbette, tozpembe tablolar çizmeyeceğiz. Bu yıl da birbirinden değerli müzisyenleri ağırlayacağımız festivalimizde yine büyük konser Türkiye’den gelecek olan ONUR AKIN’a ait olacak. Gün gelip de benim ömrüm yeter mi Kıbrıs’ın dev isimlerini ağırlarken, şarkılarını avuçlar patlarcasına alkışlatmak ve büyük paralarla dışarıdan sanatçı getirilmeden hınca hınç doldurulacak alanlarda bizim sanatçılarımızı büyük konser olarak programa koymak bilmem ama şimdilik bu uzak görünüyor. Hiç kusura bakmayın ama geçen yıl en tenha geçen geceler Kıbrıslı Sanatçılara ait konserlerdi. Ben yazarken utanıyorum, siz de umarım okurken birazcık rahatsızlık duyarsınız. Evet hala ve yine Türkiye’den gelen herhangi bir müzisyenle Kıbrıs’ın en iyi müzisyenlerine ödenen paralar arasında uçurumlar var. Üstelik de Kıbrıslı müzisyenlere ait konserlerin kalabalık mı, tenha mı olacağı hala daha endişe duyulan bir konu. Bu yıl programımızda yine çok değerli isimler var. Grup Baria, Next Day, Mustafa Gürkan, Grup Simologrus ve Pentakil gibi gençlik gruplarının konserleri olacak. Görüyorsunuz her mahallede artık neredeyse bir festival yapılıyor ve iyi tarafı ise pek çok festivalde artık Kıbrıslı sanatçılarımız boy gösteriyor. Bu konuda öncülük yapan Yeniboğaziçi Pulya Festival komitesine ise her yıl olduğu gibi köşe başında bekleyen sorular da yine ulaşmaya başladı:


“Festivalinizin programında Kıbrıslı sanatçı var mı?”
“Festivalinizde kaç tane Kıbrıslı sanatçı var?”.
“Programlarınızda yerli müzisyenlerimize yer veriyor musunuz?”.
Pek çok sorunun alt okumasında bir açık yakalamak gibi bir sorgu sezdim ince ince.
Yani bu konuda yazıp çiziyorduk da iş uygulamaya gelince ne yapacaktık?
Bana sorulan sorulardan bunun biraz da gündemle alakalı olduğunu gördüm, üzülerek.
Kıbrıslı sanatçılarımıza sahip çıkalım eleştirilerini yönelten pek çok kişinin bu anlamda kılını bile kıpırdatmadığını biliyorum. Arabalarında tek bir sanatçımıza ait CD yoktur.
Bırakın çocuklarını, kendileri bile bu ülkede müzik üreten pek çok insandan haberdar değillerdir. SILA 4’ün bile şarkılarını duymayan pek çok Kıbrıslı çocuk yetiştiriyorlardır.
Hatta Yeniboğazici Festivali’nin bu alamdaki tavrından da haberlerinin olmadığını fark ettim bu eleştirileri yönelten büyük bir kesimin.


Festivallerde Kıbrıslı sanatçıların itilip kakılmasından konu açılmışken karşılaştığım soruları ters çevirdim:
Efendim, Kıbrıslı müzisyenlerimiz konser verirken orada olacak mısınız yoksa lokmalarınızı, dönerlerinizi yiyecek ve yine orada kimin konser verdiğinden haberdar olmayacak mısınız?
“Neden fahiş paralara dışarıdan sanatçı geliyor da…” diyen cümleler mi kuracaksınız sonra?
Türkiye’den gelen bir müzisyenle aynı ünü taşımayan, kaliteli işler yapan, besteleri, sesi, yorumu iyi olan, bizim müziğimizi icra edenlere yine omuz mu silkeceksiniz?
Kıbrıslı sanatçı konserlerinin ortasında sıkılıp salonu terk mi edeceksiniz?
Kıbrıslı sanatçı diye tutturup sonra “işiniz mi olacak” yoksa konser gecesi, sonra örneğin Facebook’larda entelektüel ve duyarlı yorumlarınıza geri mi döneceksiniz?
Piyasa şarkıcılarının isimlerini mi sıralayacaksınız bizimkilerin yerine?
“CD”leri satılacak, albümleri stantlarda olacak, yine düz mü geçeceksiniz?
İzolasyonlar altında ezilen bu insanlar geleceğimizi üretmeye çalışırken bir omuz vermeyecek, bir alkış tutmayacak mısınız?
Yoksa klimalı odalarınızda
isyan mı edeceksiniz şarkılarını dinlemeye tenezzül bile etmeden?
Yukarıdaki sorulara hayır da diyebilirsiniz elbette, hakkınızdır. Kendi şarkılarımızın çalınmadığı kanallara ayarlıyken yaşantımız, kendi müziğimizin sesi kısılmışken kaç kişi koşup da Kıbrıslı sanatçı dinlemeye gider? Bu ne kadar beklenebilir?
Ama o zaman çıkıp da “ya siz kaç tane Kıbrıslı sanatçıyı programınıza dahil ettiniz” diyerek hesap da sormayacaksınız. Koca festival alanlarında döner, lokma şamişiye tercih ederken, Kıbrıslı sanatçı karşısında beş on kişi bulunca kendi şarkımızın sustuğunu, ulaşmadığı, yara aldığını da unutmayacaksınız.
O zaman yetkilileri falan suçlamayacaksınız.
Organizasyonlara kabahat aramayacaksınız.
Odalarda bol keseden eleştiri de savurmayacaksınız.
Radyolarımızda, evlerimizde, düğün – derneklerimizde kendi şarkılarımızın çalınmasına bir alkış vermedikten sonra dönüp hepimiz aynaya bakıp utanacağız çünkü…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil