04 Aralık 2016

3 yıldır bekliyor…

Haber İçi Üst

Bir okurum aradı önceki gün. Son istihdamlara duyduğu tepkiyi dile getirerek. Üç yıldır münhal bekliyor bu insanlar. Hükümet de münhal açmak yerine, sırf kurultay hesapları adına yüzlerce delege yakınını arka kapıdan işe alıyor. Toplumda yaşatılan ötekileştirme, komşuyu komşuya düşürme tehlikesini göremeyenlerin, günü geldiğinde bunun hesabını vereceklerinden hiç kuşkum yok…
Vatan millet nutku atmaya gelince mangalda kül bırakmayanlar, toplumun gerçekten mağdur olan kesimlerine el uzatmak yerine, sırf saltanatlarını biraz daha sürdürebilmek adına altında son model arabalarıyla, babaları işadamı, müteahhit olanları işe alıyor… 
Yarköy’de oturan ve aldığı 800 TL şehit maaşı ile geçinmeye çalışan bir baba ve 6 çocuk. Kardeşleri Sezai Başaran 16 Aralık 1994 yılında vatani görevini yaptığı Beyarmudu’nda, nöbet arkadaşı tarafından yanlışlıkla vurulup şehit olmuş. Bugün hayatta olan 6 kardeş hepsi lise mezunu, ama hiç biri devlette çalışmıyor. Zorlaşan hayat şartları nedeniyle, hiç olmazsa bir tanesinin devlete istihdam edilip, düzenli bir maaş alması için, 7 Ocak’ta 2010 yılında Başbakanlık’a bir mektup yazan baba, mağduriyetini dile getiriyor. Bu taleplerine, 1 Şubat 2010 tarihli Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarı Ali Yönel’in imzası ile cevap alıyorlar. Yönel, “Münhal olması halinde, söz konusu mağduriyetinizin giderilmesi için, bvakanlığımız gereken hassasiyeti gösterecektir” diyor. Aradan tam 3 yıl geçiyor. Bu arada seçimdi, kurultaydı derken, yüzlerce delege yakını kamuya istihdam ediliyor. Ancak vatani görevi sırasında şehit olan Sezai Başaran’ın ailesi hala münhal açılmasını bekliyor.
Suçları ise, bu kalabalık ailede hiç delege olmaması…
          
Yaklaşık 3 hafta önce köylerini ziyaret eden Başbakan Küçük’e, taleplerini ve kendilerine verilen sözü bir kez daha hatırlatıp yardım istemişler ancak, onlarca kişinin işe alınmasına rağmen, onların kapısını çalan olmamış…  
Bizim suçumuz, partide amcamız ve dayımızın olmaması, ailemizde delege bulunmaması mı diye isyan eden Erol Başaran, son çare olarak sesini basın aracılığıyla ilgililer duyurmak istedi. Belki 3 yıldır verilen sözleri hatırlarlar diye…

YERİN KULAĞI VAR
SON HAFTA ÇETİN GEÇECEK: UBP Kurultayı için artık son haftaya giriyoruz. Küçük ve Kaşif cepheleri artık son kozlarını masaya koyacaklar. Karşılıklı açıklamalarda seviyeyi resmen yerlerde süründürüyor. İddiaya göre TC’den iki bakan, Binali Yıldırım ve Beşir Atalay, son hafta yaşananları yerinde izlemek ve değerlendirme yapmak üzere hafta başı KKTC’ye gelecekmiş. Öyle görünüyor ki UBP Kurultayı, sadece ülkede değil, deniz ötesinde de gündem oluyor…     
BAKAN ÜNVERDİ AÇIKLAMA YAPMALI: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda mesai saatleri içerisinde doğum günü kutlayan ve vatandaşın işini yapmayan memurlar Türkiye basınında da konu olurken Şerife Hanım’ın hala sesinin çıkmamasına anlam veremiyorum. Sosyal medyayı sallayan görüntülerin yayınlandığı günün akşamı, bakanın olaydan haberi bile yoktu. Acaba bu konunun takibi için de kurultayın geçmesini mi bekliyor?.. 
BU NE PEHRİZ: Lefkoşa’da Erol Yıldız isimli baba, kendisine söz verildiği halde oğlu Cemal Yıldız işe alınmadığı için Meclis önünde eylem yapmış. Oğlu Cemal Yıldız’ın ailesini geçindirebilmek için işe ihtiyacı olduğunu, ancak torpille işe alınanlar yüzünden işsiz kaldığını söyledi. Şimdi Erol beye sormak lazım; torpille işe alımları şikayet ediyorsun ama bu şekilde sen de torpil istemiş olmuyor musun? Şimdi Cemal’i işe alırsalar o da torpille işe girmiş olmayacak mı?.. Yaşadığımız temel çelişki bu işte.
TERSİ OLSA ŞAŞARDIM: Muhalefetin belediye seçimlerine yönelik, “ortak aday” çıkartma çalışması hüsranla bitti. Bu ne ilktir, ne de son olacak. Konuştuklarında mangalda kül bırakmayanların, yumurta kapıya gelince nasıl kıvırdıklarını ilk kez görmüyoruz. Yaklaşık bir yıl süren belediye grevinde demediklerini bırakmadılar ama iş başa düşünce yine sen ben kavgasına girmekten de geri durmadılar. Biraz da toplumsal baskı ile zoraki bir şekilde bir araya gelip sonra da birbirlerini suçlayarak, kendi yollarına gittiler. Hoş, zaten anlaşsalar şaşardım…
TEBDİL-İ MEKAN: Bakanlar Kurulu önce Gazimağusa’da, dün de Girne’de toplandı. Tebdil-i mekanda ferahlık var derler de, Bakanlar Kurulu nasıl bir feraha erişti anlayamadık… Bu uygulama Türkiye’de de yapılır, ancak orada bölgelerin sorunları masaya yatırılır benim bildiğim. Bizim Bakanlar Kurulu’nun böyle bir gündemi yok. En azından kamuoyuna böyle bir açıklama yapılmış değil. Zam kararını ha Girne’de almışsınız, ha Lefkoşa’da, ne fark eder ki. Maksat delegelerin ayağına gitmek olmasın?..

İNŞALLAH GEÇ KALMAZLAR: Bir kurultay kavgasıdır gidiyor. Toplum kendisini bu kurultaya öyle bir kaptırmış ki, burnunun ucundaki tehlikeyi bile göremiyor. El-Sen Başkanı Çağlayan Cesurer, Maliye Bakanlığı tarafından acil ödeme yapılmazsa Teknecik’teki üretimin 20 gün içinde tamamen duracağını söylüyor ama duyan kim. Varsa yoksa kurultay. Hele 24 Şubat’ı hayırlısı ile bir atlatsınlar, sonra bakarlar…
RUM’UN ANLADIĞI DİL BU: AKP’nin genel başkanının “one minute” tarzı cesur çıkışları, bakanları tarafından da benimseniyor. Egemen Bağış’ın benzer birçok konuşması var. Özellikle dış ilişkilerde muhatapları deli eden bu tutuma son örneği dün Dışişleri Bakanı Davutoğlu verdi. AB Karma Parlamento Komisyonu Toplantısı’nda Rum milletvekili Eleni Theochorous’un, “Türk ordusunun Kıbrıs’tan çekilmesi, kıyım, hesap verme” gibi bilindik iddiaları üzerine şunları söyledi Davutoğlu; “2004’te kararı siz verdiniz sayın bayan. Verdiğiniz karar ile orada güvence oluşturduğumuz askeri mevcudiyetimizin kalması zorunluluk haline geldi. Başka bir karar vermiş olsaydınız, adanın birleşmesi yönünde karar verseydiniz, bugün bu konuşmayı yapma ihtiyacı hissetmeyecektik”…

ZİRVEDEKİLER
Işık Kitabevi: Toplumsal sorunlarla ilgili tartışma platformu yaratan Işık Kitabevi’nin bu ayki konusu gerçekten çok önemli; “Neden harekete geçemiyoruz”… Aslında toplumun yalnızca sol kesiminin hareketsizliği ele alınacak. Keşke genel bir değerlendirme yapılabilseydi. Her neyse, hareketsizlik psikolojik bir sorun. O nedenle, tartışma diğer kesimlerin hareketsizliğine de ışık tutar diye umuyoruz…

DİPTEKİLER
8 Meclis Üyesi: LTB krizi sürecinde istifa etmemekte ısrar eden ve bu nedenle oldukça tepki toplayan 8 UBP Meclis Üyesi fotoğraflarıyla teşhir edildi. Sokaklara asılan afişlerde, “Kimdir bu 8 yüz” yazılı ifadeler bulunuyor. Tamamen siyasi kaygılar nedeniyle demokrasiye saygısızlık yapan, istifa etmemekte direnen bu 8 üyeye yönelik tepkiyi dile getirenleri kutlarız…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam