04 Aralık 2016

28 Temmuz seçimleri

Haber İçi Üst

Yazın sıcağında, 28 Temmuz erken seçimlerinde, milletvekili seçilmek için, kan-ter içerisinde koşuşturan adaylara bakınca, insanı derin bir düşünce alıyor.
Çeşitli sorunlar içerisinde bunalan halkımıza, bu koşuşturup duran milletvekili adayları neler vadetmektedirler.
Genellikle, oy istemek için gelen adaylarda, gelecekle ilgili bir bakış açısı yok. Halka, farklı bir çıkış yolu gösteren yok. Konuşulan konular çok sıradan ve çok kişisel konular. Bu bile, tar bölge seçim sisteminin yanlışlığını ortaya çıkarmaktadır.
Tüm adaylarda, öncelikle kendi partisi içerisinde öne geçme gayreti var. Bu gayret de, bilinçli olarak karma oyu ön plana geçirecek. Adayların hangi parti mensubu olduğunu, partisinin ana ilkelerini, saatlerce konuşulmasına rağmen, kolay kolay anlayamazsınız.
Seçimlerde, parti programlarının ön planda tutulması ve ilkelerin tartışılması gerekirken, şimdiye kadar çevremizde böyle bir tartışma geçmiyor. Ne ilginçtir ki, halk da temel konularla ilgili herhangi bir soru sormuyor.
Hedefi olmayan, hedefini belirlemeyen kaptanın gemisi, herhangi bir limana bile varamaz. Bu siyasi partiler için de varlık sebebidir. Berrak bir siyaset ortaya koyamayan siyasi partiler, toplum içerisinde etkili bir kutup olamazlar.
Kıbrıs’ta, tüm insanların sorunlarının ana sebebi, Kıbrıs Sorunu olmasına rağmen, bu seçim döneminde, bu sorunla ilgili hiçbir tartışmanın yapılmıyor olması çok dikkat çekicidir.
Tüm Kıbrıslılar, kendi yaşadıkları yerin geleceğiyle ilgili söz söyleme haklarının ELLERİNDEN ALINDIĞI’nı mı fark ettiler?
Siyasi partiler, ekim ayı ile birlikte, yeniden başlaması beklenen Kıbrıs Görüşmelerinde, devre dışı mı kalmak istiyorlar? Bu konuda, söz hakları olmadığının sessiz kabulü içerisinde midirler?
28 Temmuz seçimleri ve sonrası, Kıbrıs tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak tarihe geçecek gibi.
Seçmen topluluklarının, seçime karşı ilgisizliğinin toplumsal etkileri ve sivil siyasetin yeni dönemde izleyeceği yol, 28 Temmuz’dan sonra çok tartışılacak.
Denizin durgun anına aldanmamak gerekir. O durgun deniz, bir müddet sonra azgın fırtınaları getirebilir.
Halkın içine düştüğü ekonomik yıkım ve çaresizlik, siyasi partilere olan güvensizlik hisleri, ilelebet yılgınlığı besleyemez.
Partilerin, bu süreçte, Kıbrıs sorununu tartışmaktan kaçınması, gerçekte topluma önderlik etmekten kaçınması anlamına da gelir.
Kendi toplumuna önderlik etme kararlılığından vazgeçen siyasi partiler, bir müddet sonra, kendi kitleleri içerisinde, sorgulanmaya, tartışılmaya başlanır.
28 Temmuz sürecinden sonra, Kuzey Kıbrıs’taki birçok siyasi güçte parçalanmalar ve iç bölünmeler kaçınılmaz hale gelecektir.
Parti gemilerinin birçok kaptanının, bu seçimden sonra, gücünü koruyamayıp, tasfiye edildiklerini göreceğiz.
Kitlelerdeki yılgınlık, Kıbrıs sorununun tartışılmaya başlanacağı ekim ayı ile birlikte, ortadan kalkacak ve kitleler partilerden hesap sorma noktasına geleceklerdir.
28 Temmuz, siyasetin yeniden dizayn edilmesini sağlayacak bir geçiş tarihinden başka bir şey değildir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam