06 Aralık 2016

28 Temmuz Milletvekilliği Seçimleri ve beklentiler

Haber İçi Üst

Öncelikle seçim sonuçlarının halkımız için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. 28 Temmuz’da yapılan milletvekilliği seçimleri bazı sürprizlerle sonuçlansa da, seçim süreci boyunca seçmenlerin yeni temayülünün, karma oylara oldukça kayacağı gözlenmekte idi. Geçmiş seçimlere göre karma oy söylemlerinin çok daha fazla olduğu ve bunun da doğru tahminleri bir miktar zorlaştırdığı malumdu.

Seçim sonuçları, seçim sürecindeki seçmen eğilimine paralel gitti. Önceki seçimlerde, siyasi partilere mührün ve parti içi tercihlerin ağırlıkta ve partiler arası adaylara ise karma oy kullanma oranı % 9’a yakın iken, bu seçimlerde karma oy oranının % 29-30’lara çıkması ve bu temayülün değişmesi için seçimin son günlerine doğru siyasi partiler tarafından yapılan karşı propagandalara rağmen, değişmeyerek oldukça da arttığı görülmektedir.
Bu sonuç, siyasi partilerin kemikleşen oylarında önemli bir oranın bu seçimde çözülmüş ve dağılmış olduğunu ve vatandaşın siyasi partilere gösterdiği reaksiyonu yansıtmaktadır. Seçmen kendi alternatif tercihlerini kullanabileceğini göstermek istemiştir.
Seçim sonuçları en fazla iktidardaki UBP’yi beklenmedik bir oranda 26 milletvekilinden 14’e düşürerek, partiye önemli mesajlar vermiştir. Tabii bunun çeşitli nedenleri var. Kamuoyu kaale alınmadan yapılan icraatlar yanında; parti içi çatışmalar, üst üste kurultaylar ve sonunda milletvekillerinden istifalarla parti dışından müdahaleler, bölünmeleri sağlamış ve yeni transferler DP-UG lehine bir sonuç doğurmuştur.
CTP bu seçimde seçimin galibi olmuş, ancak hiçbir parti tek başına iktidar veya hükümet olacak çoğunluğu sağlayamamıştır.  
Seçim sonuçları aslında yalnız iktidardaki partiye değil tüm partilere mesajdır. Ve karma oyların artması, siyasi partilere olan güvenin törpülendiğini ve seçmenin partileri değil, muhtelif partilerden tercih ettiği adaylara karma oy kullanma yönünde iradesini geçmişe göre % 20 oranında arttırdığını göstermiştir.
Bu aynı zamanda siyasi parti liderliklerine, bundan sonraki siyasi tercihler yönünde değişim için verilen mesajdır.  Ve erken seçim gerekçesiyle, adayların parti liderliği bünyesinde parti başkanı veya 3-5 kişi tarafından seçilmesine verilen reaksiyonun da etkisidir.
Zaten halkta, özellikle son dönemlerde, delege sistemiyle aday seçimi bile, dar kapsamlı gören yaygın bir kesim ve kanaat vardı. Delege sistemi ile seçime girecek adayların bin-bin beş yüz delege tarafından seçilmesi, dolayısıyla seçilen milletvekilleri ile delege arasında oluşan ve gelişen sıkı bağlar nedeniyle demokrasinin yara almakta olduğu, karşılıklı al-verin geliştiği, yandaş politikaların, menfaat ilişkilerinin çok yaygın hale geldiği, nepotizmin hakim olduğu ve fırsat eşitliğini yok ettiği, vatandaşlar arasında yaygın hatta kesin bir kanaat haline gelmiştir. Kaldı ki bu defa, CTP hariç, delegeye dahi gidilmemiş ve adaylar, parti merkezinden tek başkan veya bu bünyede 3-5 kişi tarafından tespit edilerek parti listelerine konmuştur.
Bu seçimde bir partinin tek başına iktidar olamaması, hem bu reaksiyonların, hem de son tek parti iktidarında yaşanan çatışma ortamının yarattığı kaosun bir sonucudur.  Son yıllarda yaşanan haksız ve sadece partililere yönelik ve kurultay üyeleri yakınlarına hizmet vermek, ayrıcalık tanımak ve bu yönde yapılan çok sayıdaki istihdamlar, iktidarlara yalnızca taraftarlarının Hükümeti olma gibi bir lükse,  halkın izin vermek istemeyeceğini yansıtmıştır.
Bu seçimlerde tek parti hükümetine duyulan soğukluğu, halkın söylemlerinden okumak mümkündü.  Koalisyonun olması, belki partilerin hırslarını ve yanlı icraatlarını, birbirlerini denetleyerek frenleyebilir ve halka dönük hizmetler genişletilebilir beklentisi, seçmende oldukça yer etmişti. Halkın sesine daha çok duyarlı olunması istenci, hep seslendirilmiş ve demokratik hakkını daha serbest kullanarak, yetkinin halkta olduğunu göstermek istemiştir.
Geçmiş genel seçimlere göre katılımın % 70’in altında olması da kötü bir oran olmamakla beraber, önceki  % 80-85’lere göre daha düşük olması da siyasete olan güven erozyonunun göstergesidir. 
Çıkan seçim sonuçlarına göre hükümet kurma konusunda teoride çok alternatifler görülmekle beraber, doğal olarak önce çoğunluğu fazla olan birinci parti CTP’ye (21) teamülen herhalde görev verilecektir. Sırayla ikinci ve üçüncü gelen UBP (14), DP-UG (12) ile veya dördüncü TDP’nin (3) de katılımı ile partilerden hangisi ile koalisyon olacağı, pazarlıklar sonucu ortaya çıkabilecektir. Veya başka alternatifler ortaya çıkacaktır. Göreceğiz.
UBP şimdi hemen yine tekrar bir kurultay sürecine girecekse, bu safhada koalisyon ortağı olma şansını kaybedecektir. Parti başkanını milletvekilliği seçiminde kaybeden veya ettiren ilk parti olmuştur. Şimdi yeni 5 başkan adayı görülmektedir. Şimdiki haliyle çok kan kaybeden bir partide, geçici bir dönem de olsa hala bir uzlaşı bulunmaması ve tam tersi adayların çoğalması mantıki değildir. Bu da parti içi yönetime başka müdahillerin olduğunu göstermektedir.  
Yeni Hükümete çok görevler düşmektedir. Halkın güvenini kazanmada, halkın genelinin Hükümeti olma yönünde tüm kesimleri kucaklayacak, tüm sektörlerin sorunlarına eğilecek ve kamuoyunun görüşlerini kaale alacak şekilde icraatların geliştirilmesi gerekmektedir. Halkın desteğini almayan hiçbir plan ve programın başarılı olma şansı yoktur. İcraatlar konusunda halkın ikna edilmesi hükümetin icraat ve başarısını çoğaltacaktır.
Şimdi gözler yeni kurulacak hükümet şekline ve çıkacak programa yönelmiştir. Seçimler yapılalı bir hafta oldu. Bugüne kadar henüz koalisyon hükümeti çalışmaları veya görüşmeleri daha başlamadı. Milletvekillerinin mazbataları var alınacak.  Yeminlerin de Ramazan Bayramı’ndan sonra olacağı ifade edilmektedir. Bu durumda görevlendirmeler ve koalisyon temaslarının ağustos ayının sonuna taşacağını göstermektedir.
Partiler de henüz ısınma veya koalisyon ortaklığı için tavır sergileme safhasında görünmektedir. Ağırdan alma pozisyonları gözle görülmektedir. Yersiz çekişmelerden yeterli derecede bunalmış olan halkın, hizmet verecek geniş tabanlı bir hükümete süratle ihtiyacı vardır. Dolayısıyla partilerin bu dönem tutum ve davranışları da bir sınav olacaktır. Şahsi çıkar ve partisel menfaatler uğruna halkın verdiği yetkiyi iyi kullanmayan taraflar zarar görecektir. Sağduyunun hakim olacağı, ülke menfaatlerinin ön planda tutulacağı bir oluşuma fazla zaman kaybetmeden imkan verilmelidir. Kıbrıs konusunda müzakerelerin gündeme geleceği bu dönemde, halkın bu konudaki beklentilerine cevap verilmesi de en öncelikli konudur. 
Bir de önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi hesaplarına dayalı planların icraatlarda ön plana alınması olasılıklarının, toplumu başka çekişmelere götürmemesi temennisinde bulunmak isterim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam