04 Aralık 2016

2023’te Kıbrıs meselesi ne olur ?

2023’te Kıbrıs meselesi ne olur ?
Haber İçi Üst

Barış Burcu Kıbrıs meselesinin 2023’te çözümlenebileceği inancında. Bu arada “Türkiye’nin AB süreci de belli bir aşamaya gelecek” diye düşünüyor. Barış Burcu’nun Türkiye’nin Kıbrıs’a dönük politikaları ile ilgili de farklı değerlendirmeleri var. Bu bölümde bunları da okuyacaksınız…

Mete Tümerkan: TMT B iddiasına itiraz eden olmadı mı?
Barış Burcu:
TMT B hikayesinde benim endişelerimi haklı kılan bazı ipuçları vermek isterim. Ben bunu gizli tutmadım. Köşemde bu TMT B hikayesini yazdım. Mehmet Ali Tremeşeli hayattayken çeşitli TV programlarına çıktım ve bunları anlattım. Hiç bir itiraz gelmedi. Üniversitede yazdığım master tezinin içine yazdım. Herhangi bir antlaşma yürürlüğe girmezden önce mevcut gömülü olan mayınlar varsa eğer, ki bu kuşkular ve ipuçları var, mutlaka sökülmelidir. Gizlenmemelidir. Aksi takdirde sağlıklı bir gelecek olmaz. O zaman Ergenekon davası çok gündemdeydi. Ergenekon’la da ilişkilendirerek tezimin içine bunu aldım. Hiç kimseden “hayır böyle bir şey yoktu” diye bir yalanlama bugüne kadar gelmedi. Ama hiç kimse de, bu olduğuna inandığım durumu nasıl tasfiye edecekleri yaklaşımı içine de girmedi.
“Erdal İnönü bunu istiyordu”
Benim bu konudaki inançlarımı besleyen bir başka husus İnal Batu’dur. Erdal İnönü. O dönemlerde güven yaratıcı önlemler gündemdeydi. Ben Türk Dışişlerinin güven yaratıcı önlemleri istediğini hissettim. Erdal İnönü bunu istiyordu. Denktaş işi oyalayarak biraz da onlara sahte bir umut vererek ama sonunda bir üç kağıda getirerek bunu reddetti. BM gözetiminde 50 kişilik bir uzman heyeti adaya gelmişti, Maraş’ın ve uçak alanının iki toplumun yararına açılması ile ilgili 500 sayfalık bir rapor hazırladılar. Bu bizden gizlendi. İnal Batu Türkiye Cumhuriyeti’nin daimi temsilcisi New York’ta. Partiyi aradı, “böyle bir çalışma var, size ulaştı mı?” dedi, dedik ki “kim ulaştıracaktı?”, yani bize böyle bir şey ulaşmadı.

“Özker Hoca beni CTP grup toplantısına çağırdı”
Mete Tümerkan: Telefondan sonra ne yaptınız?

Barış Burcu: Hemen ertesi gün o rapor bize saraydan geldi. Ben süratle o raporu okumaya başladım. Okudukça Kıbrıs Türk tarafının bundan ne kadar çok yararlanabileceğinin örneklerini gördükçe kuşkularım oluşmaya başladı. Bu yararları Türkiye Cumhuriyeti Dışişlerinin, Kıbrıs Türk tarafının kamuoyunun ve muhalefetinin bir şekilde bilip yayması gerektiği inancı üstüne bizi aradıklarını düşündüm. Denktaş’ın da bunun tam tersi bir duygu ile yaptığını hissettim. Aralarında bir çelişki olduğunu anladım. Ben o günlerde Eğitim Sekreterliğinden istifa etme noktasındaydım. Özker Hoca beni CTP grup toplantısına çağırdı, Güven Yaratıcı Önlemleri tartışmak üzere. Ben o zaman yönetici vasfımı kaybettim. Sadece PM üyesiydim.
“Denktaş’ı zorlasınlar diye partiyi zorluyordum”
Mete Tümerkan: Toplantıda ne yaptınız?

Barış Burcu: Çıktım ve bunları orada anlattım. Dedim ki “Arkadaşlar biz hükümetteyiz mademki, hükümetteki varlığımızı Sayın Denktaş üstüne bir baskı aracı olarak kullanmamız gerekir. Bu tarihi bir fırsattır, Güven Yaratıcı Önlemleri sahiplenmemiz gerekir.” Denktaş’tan biz evet cevabı bekliyoruz, bir türlü evet çıkmıyor. Ve o aşamada ben partiyi Denktaş’ı zorlasınlar diye zorluyorum. Özkan Murat ve Mehmet Ali Talat, “Biz Serdar’la konuştuk, babası bir mektup yazıyor ve kabul edecek Güven Yaratıcı Önlemleri, papara koparmaya gerek yok” dediler. Ben döndüm dedim ki “Şüphem yok, mademki Türkiye Cumhuriyeti bunu kendisine kabul ettirdi, kabul edecek. Ama o ‘dead line’ bittiği zaman bunu yapacak. Kleridis ‘evet’ini kaldırdığı zaman göreceksiniz, bunu böyle yapacak. Testi kırılmadan gelin düzeltelim.”
“Sayın Denktaş’ı canlı yakaladım”
Mete Tümerkan: Dediğiniz gibi mi oldu?

Barış Burcu: Aynen dediğimi yaptı. Bir mektup yazdı. Ama süre dolduktan ve Kleridis artık AB yoluna döndükten sonra biz bunu kabul ediyoruz dendi. Geçerliliğini yitirdi. Hasan Kahvecioğlu’nun bir programında Sayın Denktaş’ı canlı yakaladım. “Bu güven yaratıcı önlemler meselesine ben çok önem verdim siz de çok önem verdiniz, siz o zaman Sayın Erdal İnönü ile ters düştünüz. Onlar bunun imzalanmasını istiyorlardı, hatta siz meclise gittiniz bir konuşma yaptınız ve Türk Dışişlerini Türk milletine şikayet eder gibi bir duruma düştünüz, TRT o konuşmayı naklen verdi ve ben izledim, görüntülerden ben bunu Erdal İnönü’nün yüzünden de okudum” dedim.
“Elimde gizli bir belge var”
Denktaş, “Öyle bir şey olmadı, olsa bile bana hissettirmediler” dedi. Şimdi ben taşları üst üste koyduğum zaman bu güven yaratıcı önlemleri, Türkiye’nin Yunanistan’ın İngilizlerin ve Amerikalıların daha büyük bir projesinin parçası olarak hayata sunduklarını ben zaten biliyordum. Bir gün Özker Hoca MYK toplantısına geldi, kapıyı kapattı “Aman be çocuklar kimse gelmesin, elimde gizli bir belge var bunu okuyun İngiliz ve Amerikalıların yaptığı bir çalışmanın sonuç bildirgesidir ve Kıbrıs’la ilgili 25 yıllık bir projeksiyon öngörüyorlar” dedi. Bunu özet olarak yazın ve verin dedi.
“Yıl 1994’ten bahsediyoruz”
Mete Tümerkan: Siz ne yaptınız?

Barış Burcu: Gece eve gittim oturdum ve iki şey yazdım ve bunu ertesi gün hocaya verdim. Birincisi Kıbrıs’ı AB’ye alacaklar. Yıl 1994’ten bahsediyoruz. Müktesebatın Kuzey’de uygulanmasını askıya alacaklar, ta ki Türkiye AB üyesi oluncaya kadar. Bütünlüklü çözüm Türkiye’nin AB üyeliği ile birlikte gelecek, fakat o güne kadar iki toplum arasındaki ilişkileri normalleştirmek için bir takım uygulamalar yapılacak. İkinci yazdığım şey ise şuydu; İsrail sermayesi ile Türkiye’den Kıbrıs’a su gelecek, yatırım sermayesi karşılığı bu su Kıbrıs’tan İsrail’e de pompalanabilir. Güney’e de verilecek. Ama Güney bunu ödeyerek alacak, bu parayı da direk Türkiye’ye vermeyecek; uluslararası bir fon oluşturulacak, o fona uluslararası merkezler peşin para koyacaklar ve o paranın geri dönüşü olarak ödenecek. O fon da uzun süreye sarkmış mal mülk meselelerindeki tazminatları karşılayacak. Biz Akıncı ile BDH’yı kurduğumuz zaman yıllar sonra bu yazdığım bu belgeyi hocadan istedik. Bulunamadı. Aradan yıllar geçti, bütün bu uygulamalar, bütün bu yaşadıklarımız hep o senaryoyu besler bir duruma geldi ve bugün bile yaşadıklarımız o senaryoyu besler durumdadır. Özker Hoca rahmetli olduktan sonra bir türlü bunu bulamadık. Mutlaka ailenin içinde bir yerlerde vardır, çünkü böyle bir şeyi atacak adam değildi. Eşelenip bulunması gerekir. Bugün Türkiye ile bir paradoks yaşıyoruz. Bu da bu palanın bir parçasıdır. Türkiye 1974’te adaya çıktığında ihtiyacı olan şey kendi varlığını burada meşru kılmaktı. Ama burada kendi varlığı ancak Kıbrıs Türk varlığı üzerinde meşru kılınabilirdi. Bizi burada tutmaya çalıştı. Siyasi bir akıl kullanarak bizim buradaki haklarımıza sahip çıkmaya çalıştı. Bunun için gerekirse irrasyonel ekonomik uygulamalar da yaptı.
“87’den sonra Türkiye stratejisini değiştirdi”
Mete Tümerkan: Bu durum devam ediyor mu?

Barış Burcu: 10 senede emeklilik, yüksek maaş, büyük kamu, hepsini Türkiye yaptı. Neden? Bu rasyonel siyaseti beslemek için irrasyonel ekonomik tedbirler uyguladı. Ama 1987’den sonra Özal’ın AB’ye tam üyelik müracaatından sonra Türkiye stratejisini değiştirdi ve İngiliz ve Amerikalıların hazırladığı o görüş bildirgesinde ön görülen hedefin bir parçası haline getirildi. Türkiye şunu biliyor; ben Kıbrıs’ta bir çözüme ancak kendi üyeliğimle taraf olabilirim, ama o güne kadar hayatı normalleştirebilecek adımlara da karşı duramam, taraf olmam gerekir çünkü süreç sonunda oraya varacak. Ama benim bir politika değişikliğine gitmem lazım diye düşünüyor. Ben askerimi burada tutamayacağım. Garanti anlaşmaları burada uygulanamayacak. Çünkü AB şemsiyesi altındaki bir çözümün içine bunları sokmak çok zor. Peki ben etkinliğimi bırakmak istiyor muyum, istemem, peki o koşullarda bu etkinliğimi nasıl sürdürüyor olabilirim? Güçlü bir sermaye ve güçlü bir nüfus yapısı ile.
“Kamunun her kesimi Türk olacak”
Mete Tümerkan: “Güçlü nüfus yapısı” derken neyi kast ediyorsunuz?
Barış Burcu: Bu güçlü nüfus yapısından kastım, sadece kalabalık bir nüfus değildir. Eskiden Türkiye’den gelen çalışan emekçi insanlar bir gezgin grubuydu. Daha etkin bir nüfusa dönüştürülmesi lazım bunun. Devletteki kamuya giriş ücretlerinin düşürülüyor olması sadece irrasyonel ekonomik tedbirlerin rasyonel ekonomik tedbirlere dönüştürülmesi manası taşımaz benim için. Öyle bir siyasetin uzantısı olarak da benim için anlam ve değeri vardır. Neden, çünkü cebinde AB pasaportu tutan ve muhtemelen üniversite mezunu olan Kıbrıslı Türk bir genç için bin 300 TL’lik bir ücret bir fırsat değildir. Ama başkaları için bu bir fırsat olabilir. Kamu içinde yer alan her kesim zaman içerisinde göreceksiniz ki Türkiye’den gelen nüfus ile doldurulacak ve etkin bir nüfus yaratılacaktır.
“2023 yılı civarında Kıbrıs’ta bir çözüm bulacaklar”
Son yapılan büyük yatırımlara bakın, hepsi Türkiye’den geldi. Yerli sermayenin rekabet edemeyeceği koşullarda ve boyutlarda geldi. Arazi bedava, kredi tamam, Ankara’dan ayrı bir teşvik alıp almadıkları meçhul. Senin onu denetleyecek gücün bile yok. Kaçak işçi çalıştırıyor mu? Senin bütün yerli sanayin, iş adamın bir bir çökecek. Onun yerine Türk işadamı, Türk sanayicisi yerleşecek. Giderek Kıbrıs Türkü yok olma ve erime noktasına geldiği zaman AB şemsiyesi altında, ki bence bu tarih 2023 civarlarında olacak, Kıbrıs’ta bir çözüm bulacaklar. Ama bulunacak olan çözümde inanın ne garanti anlaşmaları olacak, ne asker olacak. Hatta bizim 1960 öncesi haklara zorlanacağımızı hissediyorum. Çünkü zaten onu talep edebilecek bir Kıbrıs Türk toplumu da olmayacak.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam