06 Aralık 2016

2004 ve 2013 koşulları

Haber İçi Üst

Kıbrıs sorununu çözmek için 10 yıl sonra çok farklı yeni bir zemin oluştu. Kimsenin hayal bile edemeyeceği koşullar ve gerçekler ortaya çıktı. AB krize girdi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs bu krizden etkilendi, Arap Baharı oldu, Türkiye ekonomik olarak bölgede ve dünyada parladı, başta enerji olmak üzere birçok ekonomi politiği bakımından Türkiye hem bölgesel, hem de global düzeyde önemli bir oyuncu haline geldi v.s.
Haliyle, bu değişiklikler tarafların pozisyonunu da etkiledi. Çözüm için önemli olan, tarafların çözüm motivasyonudur, çözümden elde edeceği faydalardır, beklentilerdir. Çözüm motivasyonu, her iki taraf için temelde “refahtır, özgürlüktür, güvenliktir.” Bunlara tarafların ne kadar çok ihtiyacı varsa, o kadar çok anlaşma ihtimali vardır.
Buna göre Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların 2004 ve 2013 koşullarına ve çözüm olması halinde birbirlerine ne verecekler(di)-ne alacaklar(dı) onlara bakalım? Tarafların, masaya koyacakları yeni bir şeyler var mı?

1-2004’te tarafların pozisyonu neydi?
Kıbrıslı Türkler, ekonomik sıkıntı içinde ve izolasyonlar altında eziliyordu. Kıbrıslı Rumlar, ekonomik açıdan iyi durumdaydı, üstelik AB üyeliği ile hem ekonomik, hem de güvenlik bakımından daha iyi bir duruma gelecekleriyle ilgili beklentileri vardı.
Bu veri koşullar altında Kıbrıslı Türkler, Rumlara “toprak (Maraş’ı) verecekti; karşılığında izolasyonsuz bir hayat-AB üyeliği, devletten pay, ekonomik refah, v.s. alacaktı.” Kıbrıslı Rumlar, çözümün ekonomik fırsatlarına konsantre değildi, aksine bizi bir maliyet olarak görüyorlardı ve anlaşmayı defakto durumun realizasyonu olarak da görüyorlardı.
O yüzden, bu işe sadece bir miktar toprak almak olarak bakıyorlardı. Kısaca çözüme yönelik motivasyonları zayıftı. Hatta, AB üyeliği ile gelecekte daha iyi anlaşma yapma imkanı olacağını düşünüyorlardı.
2- 2013’te tarafların pozisyonu nasıldır?
Kıbrıslı Türklerin ekonomik sıkıntıları ve izolasyonları devam ediyor. Yukarıda anlattığımız gibi Türkiye’nin pozisyonu lehimize çok değişti. Kıbrıslı Rumların ise pozisyonlarında objektif olarak baktığımızda olumsuz yönde büyük değişim oldu.
Buna göre Kıbrıslı Türkler, bu kez masaya Rumları daha fazla cezbedecek kart koyabilecek duruma gelmiş gibi görünüyor. Çözüm için en büyük motivasyon olan “ekonomik ihtiyaç”, Rumlarda da ilk kez arttı.
Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlara, bu kez “toprak, krizden çıkmak içinde çözüm ekonomisini, gazı ve Türkiye ekonomisini verebilir”; karşılığında ise yıllardır talep ettiklerini (2004’te de alacaklarını) ve ilaveten gaz gelirini alabilir.
Yani, çözüm halinde Rumlara sunabileceklerimiz ciddi olarak artmış görünüyor, iş birliği yapma ihtiyacı arttı; onların verecekleri ise 2004’e göre pek değişmedi gibi. Bizim ise alacaklarımız bakımından ilave gaz gelirimiz ortaya çıktı. Özetle, 2004’te onlara Türkiye’yi veremezdik (o vakitler pek pazarlanabilecek durumda değildi) ama şimdi verebiliriz.
Bir gerçekte şu; Kıbrıslı Rumlar, 10 yıl sonra tüm olan-bitenden sonra, Türkiye’nin artık çemberi kırdığını, bölgesel ve global gücünün arttığının farkında. Bununla ilintili de, Kuzey’in kısmen kendini taşıyabileceğini düşünüyorlar.
Dolayısıyla, artık bekleyerek daha iyi bir anlaşma yapma ihtimalinin giderek azaldığını görüyorlar, aksine bekleyerek defakto durumun kalıcılaşmaya başladığını ve özellikle mülkiyet konusunda da avantajı kaybettiklerini görüyorlar.
Tabii, bunların hepsi bir matematik temelli bakış açısı ve algılamadır. Bunu ancak din ve milliyetçilik bozar. Bakalım, din-milliyetçilik mi, yoksa rasyonaleti mi kazanacak?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam