02 Aralık 2016

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Daha sık hatırlanmaya başlandı

Haber İçi Üst

Kıbrıs gazının daha çıkartılmadan, hisse senetleri yoluyla satışını düşünen Kıbrıs Rumlarına en büyük tepki Türkiye’den geldi.
Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun çıkışı çok anlamlı ve tarihiydi.
Davutoğlu, 1960 Antlaşmaları’yla bütün zenginliklerin İKİ TOPLUMA ait olduğunu, ya ÇÖZÜM’le birlikte gazın çıkartılıp satılmasını veya Türk ve Rumların ortak bir konsorsiyum kurarak, belirli oranda gaz gelirini şimdiden paylaşmalarını önerdi.
Davutoğlu, bu yılın sonuna kadar, ya Kıbrıs sorununun çözülmesini veya ada’nın TAKSİM edilmesini önerdi.
İlgi çekici olan, adadaki zenginliklerin her iki topluma ait olduğu söyleminin temelini, 1960 KURULUŞ ANTLAŞMASI’nın oluşturmasıdır.
Türkiye, uluslararası hukuk içinde mücadele etmek isterken, Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş antlaşmasından başka hiçbir ciddi SİLAHI olamaz.
Ahmet Davutoğlu’nun, söylemlerini takip eden CİDDİ BİR SİYASİ KİMLİK olduğu unutulmamalıdır.
Davutoğlu, özellikle Türkiye-İsrail bunalımındaki çıkışlarıyla ve geriye adım atmamasıyla, sözlerinin daima arkasında olduğunu göstermiştir.
Kıbrıs Türk tarafındaki siyasi kimliklerin, Türkiye’nin de TELKİNİYLE, daha sık bir şekilde, 1960 Kuruluş Antlaşması’ndaki haklarımızdan söz etmesi, yeni bir politik açılımın izlerini de taşıyabilir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin krizden çıkış için, aradığı para miktarı, her geçen gün artarken, gündeme Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ALTIN REZERVLERİ geldi. Altın rezervlerinin satılmak istenmesi ise, gündeme yeniden Kuruluş Antlaşması’ndaki HAKLAR’ı getirdi.
Kıbrıs Türk yönetiminin Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın babası Rüstem Tatar’ın, SKYTÜRK 360’a, rezervlerle ilgili yaptığı açıklamalar çok dikkat çekicidir.
Rüstem Tatar, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk MALİYE BAKANI’dır. Rüstem Tatar’ın açıklamasındaki en önemli cümleler aşağıdadır:
“Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında Türklerle Rumların ortak kurduğu bir cumhuriyettir. Şu anda iki halk arasında bir ayrılık var. Fakat bunun herhangi bir resmiyeti bulunmamaktadır. Kıbrıs Adası’ndaki her kaynak, altın rezervi gibi kamu kaynakları veya Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait ekonomik değeri olan her varlıkta Kıbrıslı Türklerin de hakkı bulunmaktadır.”
Rumların, doğal kaynakların kendilerininmiş gibi davrandıklarını ve satışa çıkardıklarını söyleyen Rüstem Tatar, “1960 yılında ortaklaşa kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden 1963 yılında Rumlar bizi kovdu. Adanın birleşmesi yönünde bir anlaşma olmaması durumunda Kıbrıs’ta mahsuplaşma müzakerelerinin yapılması gerekiyor. Çok büyük bir hesaplaşma olacak; çünkü burada Kıbrıslı Türklerin yanı sıra Türkiye’nin de hakları var. Sadece gündemde olan doğal gaz ya da altın rezervi değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm varlıklarında payımız var” dedi.
1960 ANTLAŞMALARI’NDAN daha sık bir şekilde söz edilmesine mutlaka dikkat edilmelidir
Türkiye’nin kendi iç yapısını bozmadan,1923 Lozan Antlaşması’nı baz alarak, ÜNİTER bir Türkiye içinde, Kürt sorununu çözmek için, Abdullah Öcalan’la görüşme yapması, Kıbrıs görüşmelerinde yeni bir açılımı getirebilir:
“Kendi Üniter Yapısı”nın bozulmaması için azami dikkatli olan bir Türkiye’nin, gündeme 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşması’nı daha sık getirmesine, bu açıdan da bakmakta fayda vardır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam